<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Türk Speed - Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar]]></title>
		<link>https://turkspeed.de/</link>
		<description><![CDATA[Türk Speed - https://turkspeed.de]]></description>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 08:12:06 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=34300</link>
			<pubDate>Sun, 17 Aug 2025 17:30:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=34300</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
  “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
 “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dini nikah nasıl kıyılır? Nikah kıyılırken neler söylenir, hangi dualar edilir?</span></span><br />
<br />
Bir kadını ailesinden istemeye gelen kişinin, söze Allah’a hamd ederek başlaması ve Peygamberimiz (asm)’e salât ve selâm etmesi müstahaptır. Daha sonra:<br />
<br />
    “Eşhedü ellâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh = Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, onun ortağı yoktur ve şahadet ederim ki, Hz. Muhammed (asm) onun kulu ve elçisidir.”<br />
<br />
sözleriyle açılış yapmalı ve “falanca kadını veya falanca kadının kızı falancayı, falancaya istemeye geldim” gibi ifadelerle geliş sebebini anlatmalıdır.<br />
<br />
Dünür gitmede her yörenin kendine özgü örf ve âdetleri, konuşma şekilleri vardır. Genel ahlâk kurallarına ve İslâmî usullere aykırı olmamak üzere bu tür değişik uygulamalarda dînen bir sakınca yoktur. Ancak her işte olduğu gibi, kız istemede de söze "Allah’a hamd ve Resûlüne salâvat” ile başlamak İslâmî bir gelenektir. Çünkü Peygamberimiz (asm), bu uygulamayı şöyle ifade etmiştir:<br />
<br />
    “Herhangi bir iş ki, Allah’a hamd ile başlamazsa, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.” (Ebû Davud, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikâh Duası</span></span><br />
<br />
Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonar, bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer ayet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder.<br />
<br />
Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:<br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
    “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
    “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nişan, nikah, evlilikte yapılacak dua var mıdır?</span></span><br />
<br />
Bu durumlarda dua etmek sünnettir. İstendiği şekilde dua edilebilir. Mutlaka şu dua okunacak ve mutlaka Arapça olacak diye bir kural yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ancak şu duaların okunması güzel olur:</span></span><br />
<br />
Elhamdü lillahillezi zevvecel ervaha bil eşbah ve ehallennikâha ve harremessifah.<br />
<br />
Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedinillezi beyyene-l-harame ve-l-mubah ve ala Alihi ve eshabi-hillezine hüm ehlüssalahi velfelah.<br />
<br />
Kale Resulullah, "En-nikâhü sünneti femen ragibe an sünneti feleyse minni" sadaka Resulullah.<br />
<br />
Bismillahi ve ala sünnet-i resulillah.<br />
<br />
Allahümmecal hazel akte meymunen mubareken vecal beyne-hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve la tecal beyne-hüma nefreten ve fitneten ve firara.<br />
<br />
Allahümme ellif beynehüma kema ellefte beyne Âdeme ve Havva. Ve kema ellefte beyne Muhammedin ve Hadice-tel-kübra ve Aişe-te ümm-il müminine . Ve beyne Aliyyin ve Fatıma-tez-zehra. Allahümme ati le-hüma evladen salihan ve ömren tavilen ve rızkan vasian.<br />
<br />
Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayünin vecalna lil müttekine imama.<br />
<br />
Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar.<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbilızzeti amma yesıfun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi rabbilalemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
Ruhları birbirine uyumlu yaratan, nikâhı helal kılıp nikâhsız ilişkileri haram kılan Allah'a hamdolsun.<br />
<br />
Haram ve helali açıklayan Hz. Muhammed'e, salih kullardan olup kurtuluşa eren ailesine ve ashabına da salat ve selam olsun.<br />
<br />
Alllah'ın Elçisi Şöyle buyurmuştur:  "Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir."(1)<br />
<br />
Allah'ın adıyla ve Elçisinin sünnetine uygun olarak bu hayırlı işe başlarız.<br />
<br />
Allah'ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme.<br />
<br />
Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Hz. Adem (a.s.) ile Hz. Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle. Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle.<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”(2)<br />
<br />
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından koru.(3)<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.(4)<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. İbn Mâce, H. No: 1846.<br />
2. Furkan, 25/74.<br />
3. Bakara, 2/201.<br />
4. Sâffât, 37/180-182.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NİKAH TAZELEMEK, TECDİD-İ NİKAH</span></span><br />
<br />
Bazı camilerde hocaefendiler nikâh tazeleme duası okuyorlar. Bunun bid`at olduğunu okumuştum. O zaman nikâh tazeleme işi nasıl yapılabilecektir? Ya da nikâh tazelemek gerekli midir?<br />
<br />
Şer`î nikâh; şartları şeriat tarafından belirlenmiş, şekli çizilmiş ve karı ile kocayı birbirine bağlayan itibari bir bağdır. Pamuk ipliği gibi bir şey değildir. Üzerinden zaman geçmekle yıpranacak şekilde bir yerlere sürtünüyor da değildir. Bu yüzden "talâkı" yani boşanmayı ifade eden bir sözle, bir "irade beyanı" ile koparılmadıkça eskimez ve "yenilenme"sine gerek olmaz. Camilerdeki "nikâh tazeleme" ifadelerine bakılırsa zaten sakat ve yapmacık olduğu görülür.<br />
<br />
1. Önce "yenileme=tecdîd" ifadesi kullanılıyor. Halbuki, nikâh eskiyen, tamir görebilen birşey değildir. Ya vardır veya yoktur. Varsa yenilenmez. Yoksa da şartları mevcutsa kıyılır, kesilir, kısaca nikah eskimez. Bu durumda da bir kadın bir erkeğe aralıksız en fazla üç defa nikâhlanabilir. Oysa sözünü ettiğiniz işlem, bazı camilerde her hafta tekrarlanır.<br />
<br />
2. Nikâhın en önemli şartı, tarafların karşılıklı rızalarıdır. Halbuki, camilerdeki, nikâh yenileme işlemlerinde kadına hiçbir şey sorulmamaktadır.<br />
<br />
3. Kalıp haline gelmiş o sözlerde "ürîdü" yani "istiyorum" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, kabul ettim, yaptım anlamına gelmez. Arzu ediyorum, demek olur. Bu da akid gerçekleştirmez.<br />
<br />
4. "Ürîdü en üceddile`l, îmane ve nikâha bi-kavl`i lâilâhe illellah..." denmektedir. Yani nikâhımı "lâilahe illallah"sözü ile yenilemeyi arzu ediyorum, demektir. Oysa nikâh "lâilâhe illellah" sözü ile yenilenmez.<br />
<br />
Sonuç olarak bu tür bir uygulamanın, Islâmî olmadığı ve bir "şer`î fiil"i (Nikâhın "şer`î bir fiil" olduğu konusunda bk. Şeyh Ahmed Molla Ciyûn, Nûru`I-envâr I/100) ilgilendirdiği için bid`at olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu meseleye başka açılardan da bakılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
<br />
<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
<br />
Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
  “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
 “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dini nikah nasıl kıyılır? Nikah kıyılırken neler söylenir, hangi dualar edilir?</span></span><br />
<br />
Bir kadını ailesinden istemeye gelen kişinin, söze Allah’a hamd ederek başlaması ve Peygamberimiz (asm)’e salât ve selâm etmesi müstahaptır. Daha sonra:<br />
<br />
    “Eşhedü ellâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh = Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, onun ortağı yoktur ve şahadet ederim ki, Hz. Muhammed (asm) onun kulu ve elçisidir.”<br />
<br />
sözleriyle açılış yapmalı ve “falanca kadını veya falanca kadının kızı falancayı, falancaya istemeye geldim” gibi ifadelerle geliş sebebini anlatmalıdır.<br />
<br />
Dünür gitmede her yörenin kendine özgü örf ve âdetleri, konuşma şekilleri vardır. Genel ahlâk kurallarına ve İslâmî usullere aykırı olmamak üzere bu tür değişik uygulamalarda dînen bir sakınca yoktur. Ancak her işte olduğu gibi, kız istemede de söze "Allah’a hamd ve Resûlüne salâvat” ile başlamak İslâmî bir gelenektir. Çünkü Peygamberimiz (asm), bu uygulamayı şöyle ifade etmiştir:<br />
<br />
    “Herhangi bir iş ki, Allah’a hamd ile başlamazsa, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.” (Ebû Davud, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikâh Duası</span></span><br />
<br />
Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonar, bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer ayet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder.<br />
<br />
Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:<br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
    “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
    “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nişan, nikah, evlilikte yapılacak dua var mıdır?</span></span><br />
<br />
Bu durumlarda dua etmek sünnettir. İstendiği şekilde dua edilebilir. Mutlaka şu dua okunacak ve mutlaka Arapça olacak diye bir kural yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ancak şu duaların okunması güzel olur:</span></span><br />
<br />
Elhamdü lillahillezi zevvecel ervaha bil eşbah ve ehallennikâha ve harremessifah.<br />
<br />
Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedinillezi beyyene-l-harame ve-l-mubah ve ala Alihi ve eshabi-hillezine hüm ehlüssalahi velfelah.<br />
<br />
Kale Resulullah, "En-nikâhü sünneti femen ragibe an sünneti feleyse minni" sadaka Resulullah.<br />
<br />
Bismillahi ve ala sünnet-i resulillah.<br />
<br />
Allahümmecal hazel akte meymunen mubareken vecal beyne-hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve la tecal beyne-hüma nefreten ve fitneten ve firara.<br />
<br />
Allahümme ellif beynehüma kema ellefte beyne Âdeme ve Havva. Ve kema ellefte beyne Muhammedin ve Hadice-tel-kübra ve Aişe-te ümm-il müminine . Ve beyne Aliyyin ve Fatıma-tez-zehra. Allahümme ati le-hüma evladen salihan ve ömren tavilen ve rızkan vasian.<br />
<br />
Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayünin vecalna lil müttekine imama.<br />
<br />
Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar.<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbilızzeti amma yesıfun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi rabbilalemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
Ruhları birbirine uyumlu yaratan, nikâhı helal kılıp nikâhsız ilişkileri haram kılan Allah'a hamdolsun.<br />
<br />
Haram ve helali açıklayan Hz. Muhammed'e, salih kullardan olup kurtuluşa eren ailesine ve ashabına da salat ve selam olsun.<br />
<br />
Alllah'ın Elçisi Şöyle buyurmuştur:  "Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir."(1)<br />
<br />
Allah'ın adıyla ve Elçisinin sünnetine uygun olarak bu hayırlı işe başlarız.<br />
<br />
Allah'ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme.<br />
<br />
Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Hz. Adem (a.s.) ile Hz. Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle. Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle.<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”(2)<br />
<br />
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından koru.(3)<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.(4)<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. İbn Mâce, H. No: 1846.<br />
2. Furkan, 25/74.<br />
3. Bakara, 2/201.<br />
4. Sâffât, 37/180-182.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NİKAH TAZELEMEK, TECDİD-İ NİKAH</span></span><br />
<br />
Bazı camilerde hocaefendiler nikâh tazeleme duası okuyorlar. Bunun bid`at olduğunu okumuştum. O zaman nikâh tazeleme işi nasıl yapılabilecektir? Ya da nikâh tazelemek gerekli midir?<br />
<br />
Şer`î nikâh; şartları şeriat tarafından belirlenmiş, şekli çizilmiş ve karı ile kocayı birbirine bağlayan itibari bir bağdır. Pamuk ipliği gibi bir şey değildir. Üzerinden zaman geçmekle yıpranacak şekilde bir yerlere sürtünüyor da değildir. Bu yüzden "talâkı" yani boşanmayı ifade eden bir sözle, bir "irade beyanı" ile koparılmadıkça eskimez ve "yenilenme"sine gerek olmaz. Camilerdeki "nikâh tazeleme" ifadelerine bakılırsa zaten sakat ve yapmacık olduğu görülür.<br />
<br />
1. Önce "yenileme=tecdîd" ifadesi kullanılıyor. Halbuki, nikâh eskiyen, tamir görebilen birşey değildir. Ya vardır veya yoktur. Varsa yenilenmez. Yoksa da şartları mevcutsa kıyılır, kesilir, kısaca nikah eskimez. Bu durumda da bir kadın bir erkeğe aralıksız en fazla üç defa nikâhlanabilir. Oysa sözünü ettiğiniz işlem, bazı camilerde her hafta tekrarlanır.<br />
<br />
2. Nikâhın en önemli şartı, tarafların karşılıklı rızalarıdır. Halbuki, camilerdeki, nikâh yenileme işlemlerinde kadına hiçbir şey sorulmamaktadır.<br />
<br />
3. Kalıp haline gelmiş o sözlerde "ürîdü" yani "istiyorum" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, kabul ettim, yaptım anlamına gelmez. Arzu ediyorum, demek olur. Bu da akid gerçekleştirmez.<br />
<br />
4. "Ürîdü en üceddile`l, îmane ve nikâha bi-kavl`i lâilâhe illellah..." denmektedir. Yani nikâhımı "lâilahe illallah"sözü ile yenilemeyi arzu ediyorum, demektir. Oysa nikâh "lâilâhe illellah" sözü ile yenilenmez.<br />
<br />
Sonuç olarak bu tür bir uygulamanın, Islâmî olmadığı ve bir "şer`î fiil"i (Nikâhın "şer`î bir fiil" olduğu konusunda bk. Şeyh Ahmed Molla Ciyûn, Nûru`I-envâr I/100) ilgilendirdiği için bid`at olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu meseleye başka açılardan da bakılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
<br />
<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
<br />
Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=34296</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 05:08:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=34296</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir mecliste oturup konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı okursa hataları affolunur]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33830</link>
			<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 23:47:36 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33830</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=184779" target="_blank" title="">Bir mecliste oturup konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı okursa konuşmadaki hataları affolunur.jpg</a> (Size: 256.87 KB / Downloads: 126)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimizin: Bir mecliste oturup olumsuz şeyler konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı Okursa konuşurken yaptığı  hataları affolunur dediği dua</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz (asm), "Bir mecliste gürültü çıkarıp olumsuz şeyler konuşan kişi kalkmadan önce 'Sübhanekellahümme ve bihamdike lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyk.' derse, o mecliste konuştuğu şeyler affedilir." buyurmuştur. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizi, Daavat, 39)</span></span><br />
<br />
Ebu Davud’da geçen rivayetler ise şöyledir:<br />
<br />
    “(Bir takım) kelimeler vardır ki bir kişi meclisinden kalkarken onları okuyacak olursa, o kişiden (bu mecliste sadır olan hatalar) bu kelimeler sebebiyle mutlaka affedilmiş olur. Bir kimse bu kelimeleri bir hayır ya da zikir meclisinde okursa, bu meclis bu kelimeler sebebiyle o kimse için ha­yırla sonuçlanmış olur. Tıpkı sayfa üzerinde mühür basılır gibi (bu meclisin sonuna da hayır mührü basılmış olur. Sözü geçen kelimeler şunlardır:)<br />
<br />
    "Sübhanekellâhümme ve bihamdike; lâ ilahe illâ ente; estağfiruke ve etûbu ileyk: Ey Allah'ım seni (noksan sıfatlardan) tenzih ederim. Senden başka (hakiki) bir ilah yoktur, senden af diliyor ve sana tövbe ediyorum." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (asm) meclisten kalkmak istediği zaman (meclisin sonunda "Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ente estağ­firuke ve etûbe ileyk: Ey Allah'ım seni (şanına yakışmayan her sıfattan) tenzih ederim. Senden başka (gerçek) bir ilah olmadığına şahitlik ede­rim. Senden af dilerim ve sana tövbe ediyorum." derdi.<br />
<br />
Bir gün Rasûlullah (asm.) meclisinden kalkarken bu kelimeleri oku­yunca orada bulunan) bir adam:<br />
<br />
- Ey Allah'ın Rasulü, sen (bugün) daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun (bu sözü niçin söylüyorsun?) dedi de:<br />
<br />
(Rasûlullah) (asm)<br />
<br />
- “Mecliste (geçen süre içerisinde orada bulunanlardan sadır) olan hataları örter (de onun için bunları söylüyorum)." buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Bu konuyla ilgili hadis-i şeriflerde sözü geçen duaların, bir meclisten kalkarken okunması halinde, okuyan kimsenin o mecliste işlediği küçük günahlara kefaret olacağı ifade edilmektedir.<br />
<br />
Bu mevzuda Hz. Ali'den rivayet edilen bir hadis-i şerif de şu mealdedir:<br />
<br />
    "Her kim (ahirette) sevabının büyük ölçülerle ölçülebilecek kadar çok olmasını isterse, meclisin sonunda:<br />
<br />
    Sübhane rabbike rabbil iz­zeti amme yesifûn ve selâmün alel mürselîn ve'l hamdü lillahi rabbil âlemin. (Senin izzet sahibi Rabbin, unların yakıştırdığı nitelemelerden münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun! Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun.) desin." (Saffet, 37/180, 181, 182) desin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Muhammed b. Allan, el-Fütühatü'r Rabbâniyye, VI, 170-171)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Meclisten (Sohbet veya Bir Toplantıdan) Kalkınca Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in bir meclisten kalkarken okuduğu dualar.<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim bir mecliste oturur ve orada bir sürü faydasız ve mânasız sözlerle vakit öldürür de o meclisten kalkmadan önce, Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke: Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim, derse, o mecliste yapmış olduğu hataları bağışlanır.” <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Daavât 39)</span></span><br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Berze radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem meclisten kalkmak istediğinde, son söz olarak şöyle dua ederlerdi:<br />
<br />
“Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke”: “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.” Bunun üzerine bir adam:<br />
<br />
– Ey Allah’ın Resûlü! Şüphesiz ki sen, daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun! dedi. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Bu söylediğim sözler, mecliste işlenen hata ve kusurlara keffârettir” buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Dâvûd, Edeb 27)</span></span><br />
Hadisleri Nasıl Anlmalıyız?<br />
<br />
İnsanoğlu yaratılışı icabı başkalarıyla bir arada yaşamaya, bazı ihtiyaçlarını diğer insanlar vasıtasıyla yerine getirmeye mecburdur. Herkes, her ihtiyacını kendi üretemez. Üretilen ürünler, bütün insanların ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Bütün bunları bir nizam ve intizam içinde yapabilmek için, aralarında bir işbirliği sağlamaya, birbirleriyle konuşup anlaşmaya ihtiyaçları vardır. Ayrıca sevinçlerini ve kederlerini paylaşma gibi bir görevleri de bulunmaktadır.<br />
<br />
Aralarında çıkan problemleri meclislerde, toplantı mekânlarında konuşarak hallederler. Bütün bunları yaparken birtakım kaide ve kurallar, edep ve terbiye prensipleri geliştirmişlerdir. Bir dine bağlı olsun veya olmasın bütün insanlar bu ihtiyaçlarını aynı şekilde gidermek zorundadırlar. Dinin ortaya koyduğu inanç, ahlâk ve hukuk prensipleri bizlere bu yönde de yol gösterir. Çünkü ilâhî dinler, insan hayatının her alanını düzenleyici temel kurallar ortaya koyar.<br />
<br />
Özellikle İslâm dini, insanlığa gönderilen son ilâhî din olduğu için bütün dinlerden farklı olarak, kıyamete kadar geçerli olacak prensipler vaz etmiştir. Meclislerin ve bu meclislerde oturanların âdâbını düzenleyen kurallar da bu cümleden sayılır. Onun için konunun üzerinde ayrıntılarına kadar durulduğunu görmekteyiz. Bütün iyi niyetli gayretlere ve uyulması istenilen kaidelere rağmen, insanların bulunduğu yerde birtakım günahların, hata ve kusurların olabileceği ihtimâlden uzak tutulamaz. İşte bu sebeple hayatın her alanını kapsayan dua, Allah’tan af ve mağfiret dileme ve tövbe kapısına yönelme, meclislerimizde de başvurmamız gereken son tedbir olarak karşımıza çıkar.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu iki rivayette bizlere bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkarken okuyacağımız duayı öğretmişlerdir. Esasen her Müslümana, tercümelerini verdiğimiz bu duanın aslını öğrenerek katıldıkları toplantıların sonunda okumaları tavsiye olunur. Tercümenin asıl metni tam yansıtamadığı ve kapsayamadığı alanların en başında duaların geldiğini aklımızdan çıkarmamalıyız.<br />
Hadislerden Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Müslümanlar, bir araya geldikleri meclislerde ve toplantılarda ellerinden geldiği ve güçleri yettiği nisbette lüzumsuz, faydasız ve anlamsız sözlerden sakınmalıdır.<br />
    Bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkmadan önce son sözlerimiz Allah’a dua etmek olmalıdır.<br />
    Duanın en makbulü me’sûr olanlar, yani Peygamber Efendimiz’in öğrettikleridir.<br />
    Meclisten kalkmadan önce okunan me’sûr dualar, o mecliste işlenen küçük günahlara, hata ve kusurlara keffârettir.<br />
<br />
Âişe vâlidemiz şöyle anlatıyor:<br />
<br />
Hz. Peygamber bir yerde oturduklarında ya da namaz kıldıklarında bazı kelimeler söylerlerdi. Bir gün bu kelimeleri niçin söylediklerini sorduğumda şöyle buyurdular: "Eğer insan hayırlı şeyler söylemişse bu kelimeler kıyamete kadar onun üzerinde bir mühür gibi durur. Yok eğer kötü şeyler söylemişse bu kelimeler onun keffareti olur".<br />
<br />
Hz. Peygamber'in söyledikleri kelimeler şunlardı:<br />
<br />
"Sübhâneke Allâhümme ve bihamdike. Lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke<br />
<br />
(Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)".<br />
<br />
Hz. Peygamber son zamanlarında bir meclisten ayrılmak istediklerinde "Sübhâneke Allahümme ve bihamdike. Eşhedü en lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke (Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Şehâdet ederim ki senden başka ilah yoktur.<br />
<br />
Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek her şeyden sana dönüyorum)"derlerdi. Bir gün adamın biri "Ey Allah'ın Rasûlü! Sen daha önceleri söylemediğin bazı şeyler söylüyorsun!' dedi.<br />
<br />
Bunun Üzerine Hz. Peygamber "Bu söylediğim kelimeler o mecliste işlenen hata ve günahların keffaretidir"buyurdular.<br />
<br />
Hz. Peygamber "Ve etûbu ileyk (Tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)"kelimelerinden sonra "Amiltû sûen ve zalemtü nefsî fağfir lî, innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illa ente (Kötülük işledim ve nefsime zulmettim. Beni bağışla! Çünkü günahları senden başka hiç kimse bağışlayamaz)"diyorlardı. Bir gün sahabiler "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu sözleri daha önce söylemiyordunuz!"dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber "Evet Cebrail bana gelerek "Ey Muhammed! Bu kelimeler meclisteki hataların keffaretidir' dedi"buyurdu (1).<br />
<br />
[1] Bu ve bundan önceki iki hadis: Terğib III/72 (Sırasıyla 1- İbn Ebi'd-Dünya, Nesaî, Hâkim ve Beyhakî'den. Lafız İbn Ebi'd-Dünya ile Nesâî'ye aittir. 2- Ebu Dâvud, Ebu Berze el-Eslemî'den. 3- Nesâi, Hâkim, Taberânî -üç kitabında da muhtasar olarak-, Râfi' b. Hadîc'den. Bir önceki hadis'e ek olarak).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUA 2</span></span><br />
<br />
<br />
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ<br />
<br />
“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu"<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn.<br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ<br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.<br />
<br />
 “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.”Hadis-i Şerif; Ebû Dâvûd, Edeb 27 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: </span></span><br />
<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Riyazüs Salihin<br />
islam ve ihsan<br />
Cübbeli Ahmet</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=184779" target="_blank" title="">Bir mecliste oturup konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı okursa konuşmadaki hataları affolunur.jpg</a> (Size: 256.87 KB / Downloads: 126)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimizin: Bir mecliste oturup olumsuz şeyler konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı Okursa konuşurken yaptığı  hataları affolunur dediği dua</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz (asm), "Bir mecliste gürültü çıkarıp olumsuz şeyler konuşan kişi kalkmadan önce 'Sübhanekellahümme ve bihamdike lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyk.' derse, o mecliste konuştuğu şeyler affedilir." buyurmuştur. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizi, Daavat, 39)</span></span><br />
<br />
Ebu Davud’da geçen rivayetler ise şöyledir:<br />
<br />
    “(Bir takım) kelimeler vardır ki bir kişi meclisinden kalkarken onları okuyacak olursa, o kişiden (bu mecliste sadır olan hatalar) bu kelimeler sebebiyle mutlaka affedilmiş olur. Bir kimse bu kelimeleri bir hayır ya da zikir meclisinde okursa, bu meclis bu kelimeler sebebiyle o kimse için ha­yırla sonuçlanmış olur. Tıpkı sayfa üzerinde mühür basılır gibi (bu meclisin sonuna da hayır mührü basılmış olur. Sözü geçen kelimeler şunlardır:)<br />
<br />
    "Sübhanekellâhümme ve bihamdike; lâ ilahe illâ ente; estağfiruke ve etûbu ileyk: Ey Allah'ım seni (noksan sıfatlardan) tenzih ederim. Senden başka (hakiki) bir ilah yoktur, senden af diliyor ve sana tövbe ediyorum." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (asm) meclisten kalkmak istediği zaman (meclisin sonunda "Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ente estağ­firuke ve etûbe ileyk: Ey Allah'ım seni (şanına yakışmayan her sıfattan) tenzih ederim. Senden başka (gerçek) bir ilah olmadığına şahitlik ede­rim. Senden af dilerim ve sana tövbe ediyorum." derdi.<br />
<br />
Bir gün Rasûlullah (asm.) meclisinden kalkarken bu kelimeleri oku­yunca orada bulunan) bir adam:<br />
<br />
- Ey Allah'ın Rasulü, sen (bugün) daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun (bu sözü niçin söylüyorsun?) dedi de:<br />
<br />
(Rasûlullah) (asm)<br />
<br />
- “Mecliste (geçen süre içerisinde orada bulunanlardan sadır) olan hataları örter (de onun için bunları söylüyorum)." buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Bu konuyla ilgili hadis-i şeriflerde sözü geçen duaların, bir meclisten kalkarken okunması halinde, okuyan kimsenin o mecliste işlediği küçük günahlara kefaret olacağı ifade edilmektedir.<br />
<br />
Bu mevzuda Hz. Ali'den rivayet edilen bir hadis-i şerif de şu mealdedir:<br />
<br />
    "Her kim (ahirette) sevabının büyük ölçülerle ölçülebilecek kadar çok olmasını isterse, meclisin sonunda:<br />
<br />
    Sübhane rabbike rabbil iz­zeti amme yesifûn ve selâmün alel mürselîn ve'l hamdü lillahi rabbil âlemin. (Senin izzet sahibi Rabbin, unların yakıştırdığı nitelemelerden münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun! Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun.) desin." (Saffet, 37/180, 181, 182) desin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Muhammed b. Allan, el-Fütühatü'r Rabbâniyye, VI, 170-171)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Meclisten (Sohbet veya Bir Toplantıdan) Kalkınca Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in bir meclisten kalkarken okuduğu dualar.<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim bir mecliste oturur ve orada bir sürü faydasız ve mânasız sözlerle vakit öldürür de o meclisten kalkmadan önce, Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke: Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim, derse, o mecliste yapmış olduğu hataları bağışlanır.” <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Daavât 39)</span></span><br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Berze radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem meclisten kalkmak istediğinde, son söz olarak şöyle dua ederlerdi:<br />
<br />
“Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke”: “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.” Bunun üzerine bir adam:<br />
<br />
– Ey Allah’ın Resûlü! Şüphesiz ki sen, daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun! dedi. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Bu söylediğim sözler, mecliste işlenen hata ve kusurlara keffârettir” buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Dâvûd, Edeb 27)</span></span><br />
Hadisleri Nasıl Anlmalıyız?<br />
<br />
İnsanoğlu yaratılışı icabı başkalarıyla bir arada yaşamaya, bazı ihtiyaçlarını diğer insanlar vasıtasıyla yerine getirmeye mecburdur. Herkes, her ihtiyacını kendi üretemez. Üretilen ürünler, bütün insanların ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Bütün bunları bir nizam ve intizam içinde yapabilmek için, aralarında bir işbirliği sağlamaya, birbirleriyle konuşup anlaşmaya ihtiyaçları vardır. Ayrıca sevinçlerini ve kederlerini paylaşma gibi bir görevleri de bulunmaktadır.<br />
<br />
Aralarında çıkan problemleri meclislerde, toplantı mekânlarında konuşarak hallederler. Bütün bunları yaparken birtakım kaide ve kurallar, edep ve terbiye prensipleri geliştirmişlerdir. Bir dine bağlı olsun veya olmasın bütün insanlar bu ihtiyaçlarını aynı şekilde gidermek zorundadırlar. Dinin ortaya koyduğu inanç, ahlâk ve hukuk prensipleri bizlere bu yönde de yol gösterir. Çünkü ilâhî dinler, insan hayatının her alanını düzenleyici temel kurallar ortaya koyar.<br />
<br />
Özellikle İslâm dini, insanlığa gönderilen son ilâhî din olduğu için bütün dinlerden farklı olarak, kıyamete kadar geçerli olacak prensipler vaz etmiştir. Meclislerin ve bu meclislerde oturanların âdâbını düzenleyen kurallar da bu cümleden sayılır. Onun için konunun üzerinde ayrıntılarına kadar durulduğunu görmekteyiz. Bütün iyi niyetli gayretlere ve uyulması istenilen kaidelere rağmen, insanların bulunduğu yerde birtakım günahların, hata ve kusurların olabileceği ihtimâlden uzak tutulamaz. İşte bu sebeple hayatın her alanını kapsayan dua, Allah’tan af ve mağfiret dileme ve tövbe kapısına yönelme, meclislerimizde de başvurmamız gereken son tedbir olarak karşımıza çıkar.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu iki rivayette bizlere bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkarken okuyacağımız duayı öğretmişlerdir. Esasen her Müslümana, tercümelerini verdiğimiz bu duanın aslını öğrenerek katıldıkları toplantıların sonunda okumaları tavsiye olunur. Tercümenin asıl metni tam yansıtamadığı ve kapsayamadığı alanların en başında duaların geldiğini aklımızdan çıkarmamalıyız.<br />
Hadislerden Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Müslümanlar, bir araya geldikleri meclislerde ve toplantılarda ellerinden geldiği ve güçleri yettiği nisbette lüzumsuz, faydasız ve anlamsız sözlerden sakınmalıdır.<br />
    Bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkmadan önce son sözlerimiz Allah’a dua etmek olmalıdır.<br />
    Duanın en makbulü me’sûr olanlar, yani Peygamber Efendimiz’in öğrettikleridir.<br />
    Meclisten kalkmadan önce okunan me’sûr dualar, o mecliste işlenen küçük günahlara, hata ve kusurlara keffârettir.<br />
<br />
Âişe vâlidemiz şöyle anlatıyor:<br />
<br />
Hz. Peygamber bir yerde oturduklarında ya da namaz kıldıklarında bazı kelimeler söylerlerdi. Bir gün bu kelimeleri niçin söylediklerini sorduğumda şöyle buyurdular: "Eğer insan hayırlı şeyler söylemişse bu kelimeler kıyamete kadar onun üzerinde bir mühür gibi durur. Yok eğer kötü şeyler söylemişse bu kelimeler onun keffareti olur".<br />
<br />
Hz. Peygamber'in söyledikleri kelimeler şunlardı:<br />
<br />
"Sübhâneke Allâhümme ve bihamdike. Lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke<br />
<br />
(Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)".<br />
<br />
Hz. Peygamber son zamanlarında bir meclisten ayrılmak istediklerinde "Sübhâneke Allahümme ve bihamdike. Eşhedü en lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke (Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Şehâdet ederim ki senden başka ilah yoktur.<br />
<br />
Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek her şeyden sana dönüyorum)"derlerdi. Bir gün adamın biri "Ey Allah'ın Rasûlü! Sen daha önceleri söylemediğin bazı şeyler söylüyorsun!' dedi.<br />
<br />
Bunun Üzerine Hz. Peygamber "Bu söylediğim kelimeler o mecliste işlenen hata ve günahların keffaretidir"buyurdular.<br />
<br />
Hz. Peygamber "Ve etûbu ileyk (Tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)"kelimelerinden sonra "Amiltû sûen ve zalemtü nefsî fağfir lî, innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illa ente (Kötülük işledim ve nefsime zulmettim. Beni bağışla! Çünkü günahları senden başka hiç kimse bağışlayamaz)"diyorlardı. Bir gün sahabiler "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu sözleri daha önce söylemiyordunuz!"dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber "Evet Cebrail bana gelerek "Ey Muhammed! Bu kelimeler meclisteki hataların keffaretidir' dedi"buyurdu (1).<br />
<br />
[1] Bu ve bundan önceki iki hadis: Terğib III/72 (Sırasıyla 1- İbn Ebi'd-Dünya, Nesaî, Hâkim ve Beyhakî'den. Lafız İbn Ebi'd-Dünya ile Nesâî'ye aittir. 2- Ebu Dâvud, Ebu Berze el-Eslemî'den. 3- Nesâi, Hâkim, Taberânî -üç kitabında da muhtasar olarak-, Râfi' b. Hadîc'den. Bir önceki hadis'e ek olarak).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUA 2</span></span><br />
<br />
<br />
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ<br />
<br />
“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu"<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn.<br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ<br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.<br />
<br />
 “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.”Hadis-i Şerif; Ebû Dâvûd, Edeb 27 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: </span></span><br />
<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Riyazüs Salihin<br />
islam ve ihsan<br />
Cübbeli Ahmet</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tahassun Duası Arapçası Okunuşu ve Anlamı]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33622</link>
			<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 08:21:01 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33622</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadisin (Rivayetin) Metni Bu</span><br />
<br />
Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
Rivâyet ettiği hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضلى<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد    اللهم يا جميل الستر إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil <br />
Alemin<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali</span></span><br />
<br />
Allah'ın kurduğu kaleyle sığındım ki o kalenin duvarları "La ilahe illallah" demektir  (Allah'tan başka ilah yoktur,demektir ) kapısı, "Muhammedün Resullulah" demktir (Muhammed Allah'ın elçisidir,) anahtarı "La havle vela kuvvete illa billah" (Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur.) demektir  Kim bana zarar vermek isterse,  onu hayal kırıklığına uğratacağım, <br />
kükreyerek, kükreyerek, dokunarak, dokunarak, emniyette ve emniyette olan benim,  ben bir aslanım, Nefesim ve Sesim onu  korkudan öldürmeye yeter, ona karşı koymaya kimsenin gücü yetmez, <br />
Ey Allah'ım, ey güzel örtü, beni ahir sidrasından bela sardığında, Lehime ve aleyhime olan emir ve yasaklarının şerrinden beni koru, Allah'ım, eğer bana gelirlerse, aslanlarına karşı saldırsalar bile, onları geri çevir. Sen Allah'sın, benim de Rabbim, onların da Rabbi ve bütün yaratıkların Rabbisin.<br />
<br />
Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Ben Güç  ve kuvet  sahibi yüce arşın Rabbine tevekkül ettim.  Selamlar Muhammed (S.A.V) e Hamdler alemelerin Rabbi Allaha<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadisin (Rivayetin) Metni Bu</span><br />
<br />
Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
Rivâyet ettiği hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضلى<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد    اللهم يا جميل الستر إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil <br />
Alemin<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali</span></span><br />
<br />
Allah'ın kurduğu kaleyle sığındım ki o kalenin duvarları "La ilahe illallah" demektir  (Allah'tan başka ilah yoktur,demektir ) kapısı, "Muhammedün Resullulah" demktir (Muhammed Allah'ın elçisidir,) anahtarı "La havle vela kuvvete illa billah" (Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur.) demektir  Kim bana zarar vermek isterse,  onu hayal kırıklığına uğratacağım, <br />
kükreyerek, kükreyerek, dokunarak, dokunarak, emniyette ve emniyette olan benim,  ben bir aslanım, Nefesim ve Sesim onu  korkudan öldürmeye yeter, ona karşı koymaya kimsenin gücü yetmez, <br />
Ey Allah'ım, ey güzel örtü, beni ahir sidrasından bela sardığında, Lehime ve aleyhime olan emir ve yasaklarının şerrinden beni koru, Allah'ım, eğer bana gelirlerse, aslanlarına karşı saldırsalar bile, onları geri çevir. Sen Allah'sın, benim de Rabbim, onların da Rabbi ve bütün yaratıkların Rabbisin.<br />
<br />
Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Ben Güç  ve kuvet  sahibi yüce arşın Rabbine tevekkül ettim.  Selamlar Muhammed (S.A.V) e Hamdler alemelerin Rabbi Allaha<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şifâ için Dualar]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33618</link>
			<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 01:15:48 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33618</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
Kur’an’da geçen şifa ayetleri var mıdır? Maddi-manevi bütün hastalıklarda istimdat edebileceğiniz, medet bekleyebileceğiniz bizzat Rabbimiz’in buyurduğu şifa veren dualar.<br />
<br />
Şifa; deva demektir. Şifa; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına gelir. Peki hastalara ne şifa olur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN İKİ ŞİFA</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in bizzat kendisi şifâdır. Peygamber Efendimiz, iki şifâ vardır buyuruyor:<br />
<br />
“Bunun biri baldır, diğeri Kur’ân-ı Kerim’dir.” (İbn Mâce, Tıp, 7) Mesela Fatiha Sûresi’nin hem yılan ısırması gibi fiziki hastalıklara hem de bir insanın mecnun (deli) olması gibi psikolojik hastalıklara şifâ olduğu hadis-i şeriflerde rivayet edilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in maddi-manevi bütün hastalıklara şifâ oluşu, balın şifâ oluşu ve diğer şifâ veren bilgilerin yanı sıra esas (hakiki) şifâ verici Allah’tır. Çünkü Cenab-ı Hak’kın eş-Şâfi ismi, sıfatı şerifi mevcuttur. Ve bütün şifâlarda Cenab-ı Hak’kın “Ya Şâfi” dediğimiz o isminden tecelli etmektedir. Yani bütün dertlerin devâsı, şifanın kaynağı Yüce Rabbimiz’dir. Esas şifâyı da biz O’ndan bekleriz. Diğerlerini hep vasıta olarak biliriz.<br />
Şifa Ne Demek?<br />
<br />
Şifâ; devâ demektir. Şifâ; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına geliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa İsmi Caiz midir?</span></span><br />
<br />
Şifâ ismi güzel bir isimdir. Bu insan ismi olarak kullanılabilir. Mekânlara, müesseselere isim olarak verilebilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de altı yerde şifâ kelimesi geçmektedir. Şifâ kelimesinin geçtiği kelimeler de bizim ezkâr kitaplarımızda şifâ ayetleri olarak yer alıyor. Ve peş peşe okunduğu zaman da bunların insanların hastalıklarına deva olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI</span></span><br />
<br />
İmam Kuşeyri Hazretleri naklediyor:<br />
<br />
“Şimdi arzedeceğim altı ayet şifa kaynağıdır. Bunları bir insan sabah-akşam dikkatlice, ihlasla okursa hangi hastalık olursa olsun biiznillah şifa bulur. Bu âyetlerin şifâ verdiğini tecrübe etmişizdir. Benim 12 yaşlarında bir kızım vardı. Devâsı olmayan müzmin bir hastalığa yakalandı. Bütün hekimlere götürdüm, deva bulmadı. Onu ölüme terketmiş durumdayken salih bir insanla karşılaştım. Bu halimi arzettim. Dedi ki; Kur’ân-ı Kerim’de altı tane şifâ âyeti bulunmaktadır ki kızına ihlasla bu duâları sabah-akşam okursan o biiznillah iyileşecektir. Ben de bu âyetleri öğrenip kızıma okudum. Ölmek üzereyken kızım sıhhat buldu, iyileşti. Onun için bu âyetlerin ne kadar şifâ verici olduğuna bizzat şahidim.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
    (Mevâhib-i ledünniyye) ikinci cildde diyor ki, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” üç dürlü ilâc kullanırdı: Kur’ân-ı kerîm veyâ düâ okurdu. Fen ile bulunan ilâcları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’ân-ı kerîmden şifâ beklemiyene şifâ nasîb olmaz) buyururdu.(Fâtiha) sûresini okumanın, hastalıklara şifâ olduğunu bildiren hadîs-i şerîfler (Beydâvî) ve (Çerhî) tefsîrlerinde ve Senâullah-ı Dehlevî “rahmetullahi aleyh”in yazdığı  (Tefsîr-i Mazherî)de yazılıdır.<br />
<br />
    Hastaya şifâ için, yetmiş istigfâr okumalı, temâm olunca, başı üzerine üfürmeli ve kısa bir düâ etmelidir.<br />
<br />
    İmâm-ı Kuşeyrî “rahmetullahi aleyh” buyuruyor ki, Kur’ân-ı kerîmdeki altı şifâ âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifâ ihsân eder. Âyet-i kerîme ve düâ elbette şifâ verir. Fekat şartların gözetilmesi de lâzımdır. Okuyanın veyâ yazanın ve hastanın buna inanması şartdır. Hastanın, zararlı olan gıdâlardan, şübheli ilâclardan perhîz etmesi, soğukdan sakınması, lüzûmlu şeyleri yapması, harâmdan, zulmden sakınması lâzımdır. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen düâ kabûl olmaz) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz hasta olunca,  (Kul e’ûzü)leri okuyup, kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Şifâ âyetleri) şunlardır:</span></span><br />
<br />
    Tevbe sûresi, ondördüncü âyetinin sonu,<br />
    Yûnüs sûresi, elliyedinci âyetinin ortası,<br />
    Nahl sûresi, altmışdokuzuncu âyetinin orta kısmı,<br />
    İsrâ sûresi, seksenikinci âyetinin baş tarafı,<br />
    Şü’ârâ sûresinin sekseninci âyeti,<br />
    Fussilet sûresi, kırkdördüncü âyetinin orta yeridir.<br />
<br />
Bunlar, safranlı su gibi, renkli bir sıvı ile bir çanağa yazılıp, yağmur suyunda eritilir. Zevceden mehr parasından hediyye isteyip, bu para ile bal alınır. Balı bu su ile karışdırıp içmelidir. Şifâ âyetlerini, abdestli olarak, bir kâğıda yazıp, bu kâğıdı, bir kapdaki suya koymak da olur.<br />
<br />
    (Tuhfe) kitâbının sonlarında, buyuruyor ki, imâm-ı Alî Rızâ hazretleri Nîşâpûra gelince, Ehl-i sünnetden yirmibinden çok âlim ve talebe, kendisini karşıladı. Dedelerinden gelen bir hadîs-i şerîf okuması için yalvardılar. İmâm hazretleri, bütün dedelerinin ismlerini sayarak, şu kudsî hadîsi okudu: (Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’ama girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur). İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretleri buyurdu ki, bu hadîs-i şerîf, bildirenlerin ismleri ile berâber, deliye okunursa, aklı başına gelir. Hastaya okunursa, şifâ bulur. Böyle olduğunu, İbni Esîr “rahmetullahi teâlâ aleyh” de, (Kâmil) kitâbında bildiriyor. Bu hadîs-i şerîfin hastaya nasıl okunacağı  şöyledir.<br />
    Aşağıdaki yazının islâm harfleri ile yazılıp, doğru okunması lâzımdır: <br />
    [Revâ Aliyyül-Rızâ, fe-kâle, Haddesenî ebî Mûsel-Kâzım an ebîhi Ca’feris-Sâdık an ebîhi Muhammedenil-Bâkır an ebîhi Zeynel’âbidîn Alî an ebîhil-Hüseyn an ebîhi Alî bin Ebî tâlib “radıyallahü anhüm”, kâle haddesenî habîbî ve kurretü aynî Resûlullahi “sallallahü aleyhi ve sellem”, kâle haddesenî Cibrîlü, kâle semi’tü Rabbel’izzeti yekûlü,  (Lâ ilâhe illallâhü hısnî, men kâle-hâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî).]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için,</span></span><br />
<br />
    Yirmibeş kerre (Estagfirullah) denir. Sonuncusunda (ve etûbü ileyh)e kadar okunur.<br />
    Sonra, onbir (İhlâs) ve<br />
    Yedi kerre (Fâtiha-i şerîfe) ve<br />
    Otuzüç kerre (Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed) okuyup, sevâbını Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” ve Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi aleyhim ecma’în” ve Evliyânın “rahmetullahi aleyhim ecma’în” rûhlarına ve sonra büyük âlimlerin ismlerini söyleyip, bu büyüklerin rûhlarına hediyye edilir. Bu büyükler hurmetine şifâ vermesi için Allahü teâlâya düâ edilir. Hergün sabâh ve akşam böyle düâ edilir ve gerekli ilâc alınıp, perhîz yapılır.<br />
<br />
    Büyük âlim Abdüllah-i Dehlevî, (Mekâtîb) kitâbının yirmisekizinci mektûbunda buyuruyor ki, (Düâ istiyorsunuz. Büyüklerimizin ismlerini gönderiyorum. Birincisindeki ismlerin rûhlarına, başka zemânda da, ikincisindeki büyüklerin rûhlarına Fâtiha okur, bunların vâsıtası ile Allahü teâlâya düâ edersiniz!). Yüzonyedinci mektûbda buyuruyor ki, (Her işiniz için, büyüklerin temiz rûhlarını vesîle ederek, Allahü teâlâya yalvarınız! Ona sığınınız! Allahü teâlâ sevdiklerinin vâsıtası ile yapılan düâları kabûl ederek, din ve dünyâ ihtiyâclarınızı ihsân eder). Yâ, doğruca şifâ ihsân eder, yâhud, şifâ için sebeb yapdığı tabîbi, ilâcı karşınıza çıkarıp, onun vâsıtası ile şifâ verir. Çünki, sebebler vâsıtası ile yaratmak âdetidir. Bunun için, sebeblere yapışmak sünnetdir. (Silsile-i aliyye), ya’nî büyük âlimlerin ismleri, bu ekimiz en sonunda yazılıdır.<br />
<br />
    (Necât-ül-müsallî)de diyor ki, (Hısn-ül-hasîn)de diyor ki, hadîs-i şerîfde, (Bir hasta, lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn kırk def’a okursa, şehîd olarak vefât eder. Şifâ bulursa, günâhları afv olur) buyuruldu.<br />
<br />
    Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” gam, gussa, sıkıntıyı gidermek için, (Lâ ilâhe illallâhül’azîm-ül-halîm lâ ilâhe illallâhü Rabbül-Arş-il’azîm lâ ilâhe illallahü Rabbüs-semâvâti ve Rabbül-Erdı Rabbül’Arş-il-kerîm) okurdu. (Bismillâhirrahmânirrahîm ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azîm) okumak, sinir hastalığına ve bütün hastalıklara iyi geldiğini Enes bin Mâlik haber vermişdir.<br />
<br />
    Şifâ için (Kasîde-i Bürde) okumak çok fâidelidir. Hastalara okununca, iyi oldukları, okunan yerlerin derdlerden, belâlardan emîn oldukları görüldü. Fâidelenmek için, inanmak ve hâlis niyyet ile okumak lâzımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kasîde-i bürde, on kısmdır:</span></span><br />
<br />
    Birinci kısm, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” olan sevginin kıymetini bildirmekdedir.<br />
    İkinci kısm, insanın nefsinin kötülüğünü anlatmakdadır.<br />
    Üçüncü kısm, Resûlullahı övmekdedir.<br />
    Dördüncü kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” dünyâya teşrifini anlatmakdadır.<br />
    Beşinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” düâlarının hemen kabûl olduğunu bildirmekdedir.<br />
    Altıncı kısm, Kur’ân-ı kerîm övülmekdedir.<br />
    Yedinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” mi’racındaki incelikleri bildirmekdedir.<br />
    Sekizinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” cihâdlarını anlatmakdadır.<br />
    Dokuzuncu kısm, Allahü teâlâdan afv ve mağfiret ve Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” şefâ’at istemekdedir.<br />
    Onuncu kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” derecesinin yüksekliği bildirilmekdedir.<br />
<br />
    Bu kasîdenin yazarı, İmâm-ı Muhammed bin Sa’îd Busayrî “rahime-hullahü teâlâ” sôfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Şâzilî olan Ebûl-Abbâs-i Mürsînin yetişdirdiği Evliyâdandır. Ebül-Abbâs-i Mürsî de, Ebül Hasen-i Şâzilînin talebesidir. 695 [m. 1295] senesinde Mısrda vefât etmişdir. Kendisine felc hastalığı geldi. Bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resûlullaha tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhûr kasîdesini hâzırladı. Rü’yâda Resûlullaha okudu. Çok hoşuna gidip arkasından mubârek hırkasını çıkarıp, imâma giydirdi. Bedeninin felcli olan yerlerini mubârek eli ile sığadı. Uyanınca, bedeni sağlam idi. Hırka-i se’âdet de arkasında idi. Bunun için, bu kasîdeye (Kasîde-i bürde) denildi. Bürde, hırka, palto demekdir. İmâm-ı Busayrî “rahmetullahi aleyh” sevinerek, sabâh nemâzına giderken, salâh ve zühd ile meşhûr bir zâta rastladı. İmâma, kasîdeni dinlemek isterim dedi. Benim kasîdelerim çokdur. Hepsini herkes bilir dedi. Kimsenin bilmediği bu gece Resûlullaha okuduğunu istiyorum deyince, bunu hiç kimseye söylemedim. Nerden anladın dedi. O zat da, imâmın rü’yâsını, olduğu gibi haber verdi. Vezîr Behâeddîn bu kasîdeyi işitince, hepsini okutup, saygı ile ayakda dinledi.<br />
<br />
    (Fevâid-i Osmâniyye)  sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki,  (Fâtiha), (Âyet-el-kürsî) ve (Dört Kul) yedişer kerre okunup hastaya üflenirse, bütün âfetler, derdler için ve sihr, nazar için ve hayvân sokması ve ısırması için iyi gelir. Tuz üzerine okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de tecribe edilmişdir. Dört Kul; Kâfirûn, İhlâs ve Mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs) sûreleridir.<br />
<br />
    Süleymâniyye kütübhânesi Lâleli kısmında, 3653 sayılı risâlenin 211.ci sahîfesinde diyor ki, (Cum’a günü seher vaktinde (Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Yani akşam ile imsâk vaktinin arasındaki müddetin son altıda biridir. Seher vaktinde yenilen yemeğe sahûr denir.) sağ elinin avucuna şu âyet yazılıp, sonra dili ile yalayıp yutulur. Kırk senelik sihr dahî olursa, def’ olur. Zâil olur. Nisâ sûresi 99.cu âyeti (ve men yahruc)den (rahîmâ)ya kadardır.)<br />
<br />
    (Bostân-ül-Ârifin) sonunda diyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Osmân bin Ebil’âsı “radıyallahü teâlâ anh” ziyârete geldi. Hasta idi. Çok ağrısı ve sancısı vardı. (Ağıran yeri sağ elin ile yedi kerre mesh eyle! Her def’asında E’ûzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!) buyurdu. Osmân diyor ki, buyurduğu gibi yapdım. Hastalığım hiç kalmadı.<br />
<br />
    (Tefsîr-i Mazherî) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Talâk) sûresinin üçüncü âyetinin tefsîrinde buyuruyor ki, (İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, din ve dünyâ zararlarından kurtulmak için, hergün beşyüz kerre (Lâ havle velâ kuvvete illâ billah) okurdu. Buna  (Kelime-i temcîd) denir. Okumağa başlarken ve okudukdan sonra da yüzer kerre (Salevât) okurdu. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlânın bir ni’met vermesini ve bunun devâmlı olmasını isteyen, Lâ havle velâ kuvvete illâ billah çok okusun!) buyuruldu. (Sahîhayn)daki hadîs-i şerîfde,(Bu, Cennet hazînelerinden bir hazînedir!) buyuruldu. Bir hadîs-i şerîfde de, (Lâ havle velâ kuvvete okumak, doksandokuz derde devâdır. Bunların en hafîfi, hemmdir) buyuruldu. Hemm, gam, hüzn, sıkıntı demekdir.)  [(Sahîh-i Müslim) kitâbı,  (Buhârî)den sonra, müslimânların en kıymetli temel kitâbıdır. İçinde yedibinikiyüzyetmişbeş [7275] hadîs vardır. Bu iki kitâba (Sahîhayn) denir.]<br />
<br />
    Abdüllah ibni Mes’ûd buyurdu ki: Bir kimse sabâh ve akşâm, Bekara sûresinin başından dört âyet ve Âyet-elkürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa, evine şeytân girmez. Mecnûn üzerine okunursa, iyi olur. Sıkıntısı olan kimse, çok (istigfâr) okusun!<br />
<br />
    (Hazînet-ül-esrâr)da diyor ki: Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yağmur suyunu toplayıp, üzerine, Fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsi, İhlâs-ı şerîf ve Kul-e’ûzü sûreleri yetmişer kerre okunur. Bu sudan aralıksız yedi sabâh içenlerin hastalıkları, ağrıları zâil olur.). [Beş, on sâlih müslimân toplanıp, okuyup, suya üflemelidirler.] İmâm-ı Ahmed ve Tirmüzî ve Nesâî ve Hâkim ve Beyhekî bildirdiler ki, Sa’d ibni Mâlik “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yûnüs aleyhisselâm balığın karnında, Enbiyâ sûresinin 87. ci âyetini söyliyerek düâ etdi. [Düâsını kabûl eyledi ve kıyâmete kadar bunu okuyan mü’minlerin düâlarını kabûl edeceğini bildirdi.] Bir müslimân, bu âyet-i kerîmeyi okuyup düâ edince, Allahü teâlâ düâsını muhakkak kabûl eder). Kırk kerre okumalıdır. Âyet-i kerîme şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.<br />
<br />
    (Tenbîh-ül-gâfilîn)deki hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîm okuyanın ana-babası kâfir olsalar bile, azâbları hafîfler) buyuruldu. Haberde bildirildi ki: (Cennet derecelerinin sayısı, Kur’ân-ı kerîmin âyetlerinin sayısıncadır. Kur’ân-ı kerîmi hatm eden kimse, bütün derecelere kavuşur). (Künûz-üd-dekâ’ık)da yazılı, Taberânînin ve İbni Hibbânın bildirdikleri hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîmi hatm edenin düâsı kabûl olunur)buyuruldu. (Kitâb-üt-tibyân)da diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmin hatm edildiği yere rahmet yağar. Hatmden sonra düâ etmek müstehabdır.)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ARAPÇA OKUNUŞU VE YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe'den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
Ezhibil-be'se rabben'nasi eşfi ve enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ŞİFA DUASI TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SIHHAT VE SAĞLIK İÇİN OKUNACAK DUA - 2</span></span><br />
<br />
Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah'ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah'ın izniyle hastamız şifâ bulur" (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SAĞLIK VE ŞİFA DUASI OKUNUŞU - 3</span></span><br />
<br />
Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım! de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun." (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI - 4</span></span><br />
<br />
Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
ANLAMI<br />
<br />
Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTAYA OKUNACAK DUA - 5</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber, bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN OKUNACAK DUA</span></span><br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA NİYETİYLE KUR’AN OKUMAK VE OKUTMAK CAİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Kişinin maddi, manevi ve ruhi rahatsızlıklardan kurtulması için tıbbi tedavi yöntemlerine başvurması temel ilkedir. Bunun yanında Allah Teala’ya dua etmesi de uygun olur. Şüphesiz Kur’an müminler için şifa ve rahmettir (İsrâ, 17/82). Dolayısıyla gerek Kur’an-ı Kerim’de gerekse hadis-i şeriflerde yer alan dualar ve sureler, belirli sayılarla sınırlanmayarak okunabilir. Bu okumaya rukye denir. Sahabenin rukye olarak Fâtiha suresini okuduğu ve Resûlullah’ın da bunu onayladığı bilinmektedir (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’an 9).<br />
<br />
Aslolan, duayı insanın kendisinin okumasıdır. Ancak, iyi ve takva sahibi bir insan olduğuna inandığı diğer müminlerden de kendisine dua etmesini isteyebilir. Hz. Âişe’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
(Ey Allah’ım, ey insanların Rabbi, şu hastalığı gider, şifa ver, şifa veren Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.) (İbn Mâce, Tıb, 35, 36)<br />
<br />
Hasta olan kimse, ihtiyarlık ve ölüm dışında her hastalığın mutlaka bir çaresi olduğunun bilinciyle uzman hekimlere müracaat ederek tedavi yollarını aramalı, bunun yanında Yüce Allah’a sığınıp şifa vermesi için dua etmelidir. Bu maksatla bazı âlimler Kur’an-ı Kerim’den şifa konulu âyetlerin okunmasını tavsiye etmişlerdir. Şifa için okunan bazı âyetler şunlardır: Tevbe, 9/14; Yûnus, 10/57; Nahl, 16/69; Şu’arâ, 26/80; Fussılet, 41/44.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN İZNİYLE ŞİFA BULMAK VEYA KÖTÜLÜKLERDEN KORUNMAK AMACIYLA YAPILAN “RUKYE” CÂİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Rukye hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla Kur’an veya dua okuyup üfleme anlamında bir terimdir (İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “rky” md.; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, “rky” md.).<br />
<br />
Bazı İslam âlimleri rukyenin caiz olmadığı görüşünde ise de mezhep imamlarının da içinde bulunduğu âlimlerin çoğunluğu, konu ile ilgili bazı hadisleri delil göstererek, şirke ve istismara götürmemek şartıyla, fayda ve zararın rukyeden değil de Allah’tan olduğuna inanılarak yapılan rukyede bir sakınca bulunmadığını belirtmişlerdir (İbn Hacer, Feth, X, 206; İbnü’l-Kayyım, et-Tıbbü’n-Nebevî, s. 137-144; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 354-356).<br />
<br />
Şöyle ki Hz. Peygamber (s.a.s.), hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş, bazen de Hz. Âişe (r.a) ona okuyup üflemiş ve eliyle meshetmiştir (Buhârî, Tıb, 32, 33, 39; Müslim, Selâm, 46-51,52; İbn Mâce, Tıb, 35-36).<br />
<br />
Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.), torunları Hasan ve Hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları için dua etmiş (Buhârî, Enbiyâ, 10; İbn Mâce, Tıb, 36; Tirmizî, Tıb, 18), nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiştir (Buhârî, Tıb, 17, 33, 37; Müslim, Selâm, 55-60; Ebû Dâvûd, Tıb, 17-18).<br />
<br />
Yine Hz. Peygamberin (s.a.s.) hastalar için,<br />
<br />
(Ey sıkıntıları gideren Allah, şifa ver! Ey şâfî! Senden başka şifa veren yoktur, hiçbir hastalık kalmayacak şekilde şifa ver) diye dua ettiği bilinmektedir (Buhârî, Tıb, 38; İbn Mâce, Tıb, 36; Ebû Dâvûd, Tıb, 17).<br />
<br />
Konuyla ilgili rivayetler değerlendirildiğinde, Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan rukyelerin câiz, bunun dışında kalanların haram olduğu anlaşılmaktadır (Elmalılı, Hak Dini, IX, 6388).<br />
<br />
Hastalara şifa ve hastalıktan kurtulmak için okunacak dualar nelerdir? Peygamber Efendimiz’in şifa duası var mıdır? Hastalara şifa veren dualar ve hasta duası...<br />
<br />
Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine bir hasta getirildiğinde şöyle duâ ederlerdi:<br />
<br />
PEYGAMBERİMİZİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: "Ezhibil-be'se Rabben-nâsişfi ve-enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame."<br />
<br />
Anlamı:Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
HASTA NASIL ŞİFA BULUR?<br />
<br />
Yine Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisine bir hastanın şifâ bulması için duâ talebedildiği zaman:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sifa_dua-2<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah’ın izniyle hastamız şifâ bulur.»” (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN DUA<br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
DİŞ AĞRISI İÇİN DUA<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sara_hastalarina_dua<br />
<br />
Anlamı: Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bulur.” (Suyûtî, el-Câmi’us-Sağîr, no: 5218)<br />
<br />
HASTALARA ŞİFA DUASI <br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
dis_agrisi_duasi<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
Anlamı:Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah’ın izzetine ve kudretine sığınırım!» de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun.” (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz rahatsızlandıkları zaman onu Cibril -aleyhisselam- tedavi eder ve:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimize_okunan_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
HASTA DUASI<br />
<br />
Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimiz_hasta_oldugunda_okudugu_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden bir mü’min yedi defa:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
eceli_yaklasan_hastaya_okunacak_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Es-elullahel-azime rabbel arşil azimi en yeşfiyeke.<br />
<br />
Anlamı:Büyük Allah’tan, büyük Arş’ın Rabbi Allah’tan sana şifâ vermesini istiyorum!»” derse muhakkak afiyet bulur. (Ebû Dâvud, Cenâiz, 8; Tirmizî, Tıbb, 32; İbn Hanbel, I, 239)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN ŞİFA AYETLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de bulunan şifâ âyetleri; sağlık için duâ, şifâ için duâ, hasta duâsı, hastalara şifâ duâsı arayanlar için en etkili şifâ duâlarıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa âyetleri şunlardır:</span></span><br />
Tevbe 14,<br />
Yunus 57,<br />
Nahl 69,<br />
İsra 82,<br />
Şuara 80,<br />
Fussilet 44.<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9-Tevbe  Suresi 14. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev´ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 57. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ۚ يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).<br />
<br />
“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">16-Nahl  Suresi 69. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).<br />
<br />
Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">17-İsrâ  Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).<br />
<br />
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">26-Şuarâ  Suresi 80. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).<br />
<br />
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">41-Fussilet  Suresi 44. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
    Tevbe Sûresi, 14. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn. (mu'minîne)."<br />
<br />
Anlamı: “Allah, mümin bir topluluğun kalplerine şifa versin/gönüllerini ferahlatsın!” (et-Tevbe, 14)<br />
<br />
    Yunus Sûresi, 57. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve şifâun limâ fîs sudûri. (sudûrin)"<br />
<br />
Anlamı: “…Gönüllerdeki dertlere şifâdır...” (Yûnus, 57)<br />
<br />
    Nahl Sûresi, 69. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn. (yetefekkerûne)..."<br />
<br />
Anlamı: “…Onların (arıların) karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır…” (en-Nahl, 69)<br />
<br />
    İsrâ Sûresi, 82. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne (mu’minîn)...."<br />
<br />
Anlamı: “Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve rahmettir…” (el-İsrâ, 82)<br />
<br />
    Şuarâ Sûresi, 80. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni."<br />
<br />
Anlamı: “Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.” (eş-Şuarâ, 80)<br />
<br />
    Fussilet Sûresi, 44. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun (şifâ')..."<br />
<br />
Anlamı: “…De ki: O, (Kur’ân) inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifâdır…” (Fussılet, 44)<br />
<br />
<br />
<br />
AYETLERİN KARŞILAŞTIRMALI MEALİ VE TEFSİRİ<br />
Surelerin tefsiri ve karşılaştırmalı meali için ayetleri tıklayınız:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/tevbe-suresi/14-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevbe Sûresi, 14. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/yunus-suresi/57-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunus Sûresi, 57. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/69-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nahl Sûresi, 69. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/isra-suresi/82-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrâ Sûresi, 82. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/80-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şuarâ Sûresi, 80. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><a href="https://www.kuranvemeali.com/fussilet-suresi/44-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #000080;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008000;" class="mycode_color">Fussilet Sûresi, 44. Ayet</span></span></span></a></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
Hastaya Okunacak Sureler ve Dualar<br />
<br />
(1) Usame bin Şureyk (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabeler ile beraber iken geldim. Onlar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında başlarının üzerinde kuş varmış hareket ettiklerinde uçacakmış gibi idiler. Onlara selam verip oturdum. Civar köylerden bedevi Araplar geldi ve:<br />
<br />
−Ya Rasulallah, hasta olduğumuzda tedavi olalım mı? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Evet, tedavi olunuz! Zira Allah yarattığı her derde deva yaratmıştır. Ancak ihtiyarlık müstesnadır!”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/278, Ebu Davud 3855, Tirmizi 2039, İbni Mace 3436<br />
<br />
(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah indirdiği her derde mutlaka şifa da indirmiştir.”<br />
<br />
Buhari 5720<br />
<br />
(3) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! İnsanların bela yönünden hangisi daha şiddetli olur dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bela yönünden insanların en şiddetlisi, Nebilerdir. Sonra rütbece en üstün olanlar. Kul dinine göre belaya uğratılır. Kişi dininde kuvvetli ise belası şiddetli olur. Eğer dininde zayıf ise o da dinine göre belaya uğratılır. Bela kuldan ayrılmaz (imtihana devam eder) ta ki kul üzerinde hiç günah kalmamış bir halde yeryüzünde gezer olunca onu bırakır.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 1481, Darimi 2/320, İbni Mace 4023, İbni Hibban Mevarid 699, Albânî Sahihu’l-Cami’ 992<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Başına bir bela geldiği vakit kerem sahibi kimselerin sabrı ile ona sabret! O seni daha çok kerem sahibi yapar. Onu insanlara şikâyet ettiğin vakit, Rahim olan Allah’ı hiç merhameti olmayanlara şikâyet etmiş gibi olursun!”<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye Uddeti’s-Sabirin 90<br />
<br />
(4) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyareti için bir hastanın yanına girdiğinde ona şöyle derdi:<br />
<br />
لاَ بَأْسَ، طَهُورٌ إِنْ شَآءَ اللهُ<br />
<br />
“Beis yoktur, temizlik olur inşallah.”<br />
<br />
Buhari 12/5698<br />
<br />
(5) Abdulaziz bin Suheyb şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh) ile beraber Enes (Radiyallahu Anh)’ın yanına girdim. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh), Enes (Radiyallahu Anh)’a:<br />
<br />
–Ya Eba Hamza! Ben hastalandım, dedi. Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
−Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in rukyesi ile rukye yapayım mı? (Yani Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?) dedi. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh)’da:<br />
<br />
−Evet dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−“Ey insanların Rabbi olan Allah’ım! Hastalığı giderip, şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka şifa verici yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver, diyerek dua etti.”<br />
<br />
Buhari 12/5767, Tirmizi 980, Ebu Davud 3890<br />
<br />
(6) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, Müslüman olduğum günden beri vücudumda hissettiğim bir rahatsızlığı şikâyet ettim ve buna müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Vücudunun ağrıyan yerine elini koy ve üç kere:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ<br />
<br />
‘Bismillah’ de ve yedi kere de şöyle de:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ، وَقُدْرَتِهِ، مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ، وَأُحَاذِرُ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Hissettiğim ve hissedeceğim ağrının şerrinden, Allah’a ve O’nun kudretine sığınıyorum.”<br />
<br />
Müslim 2202/67<br />
<br />
(7) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(8) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(9) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(10) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), âilesinden bir kimse hastalandığı zaman, onun üzerine; Muavvezat’ı (İhlâs, Felak ve Nâs Surelerini) okurdu…<br />
<br />
Müslim 2192/50<br />
<br />
(11) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(12) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(13) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
(14) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:<br />
<br />
–Ey Muhammed! Hastalandın mı? diye sordu.<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de:<br />
<br />
–‘Evet’ dedi. Cebrail (Aleyhisselam):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنِ حَاسِدٍ، اَللهُ يَشْفِيكَ، بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ<br />
<br />
–Allah’ın ismiyle seni rahatsız edecek her şeyden, her bir canlının zararından hasetçinin gözünden, seni okuyup sana dua ederim. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla sana dua edip nefes ederim, dedi.”<br />
<br />
Müslim 2186/40, İbni Mace 3523<br />
<br />
(15) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Bu hastalığı gider. Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Müslim 2191/49<br />
<br />
(16) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
اِمْسَحِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Hastalığı sil (yok et) Ey İnsanların Rabbi! Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Buhari 12/5768<br />
<br />
(17) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastaya şöyle rukye yapardı (Yani hastaya şu duayı okurdu):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، تُرْبَةُ أَرْضِنَا، بِرِيقَةِ بَعْضِنَا، يُشْفَى سَقِيمُنَا، بِإِذْنِ رَبِّنَا<br />
<br />
“Allah’ın ismiyle. Şu bizim yurdumuzun toprağı ile bağzımızın tükürüğüdür. Rabbimiz izniyle hastamız şifalanır.”<br />
<br />
Buhari 12/5768, 5769, Müslim 2194/54 Ebu Davud 3895, İbni Mace 3521<br />
<br />
(18) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse hastayı ziyarete geldiği zaman şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِشْفِ عَبْدَكَ، يَنْكَأُ لَكَ عَدُوًّا، اَوْ يَمْشِي لَكَ إِلَى جَناَزَةٍ<br />
<br />
Ey Allah’ım! Kuluna şifa ver. Senin için düşmanı öldürür yahut da Senin için cenazede yürür.”<br />
<br />
Ebu Davud 3107<br />
<br />
- Kur'ân'ı şifa için okuyabilir miyiz?<br />
<br />
Kur'an'ın her ayeti birer şifadır. Her ayet her hastalık için okunabilir.<br />
<br />
a. Kur'an surelerinin ve ayetlerinin her birini şifa, dua niyetine ve isteklerinizi niyet ederek okuyabilirsiniz.<br />
<br />
b. Özel olarak Fatiha, İhlas, Nas, Felak, Yasin, Tebareke surelerini Ayet el-Kürsi, Amenarrasülü ve Haşr suresinin son üç ayetini okuyabilirsiniz.<br />
<br />
Kur'ân iki şifadan söz eder: Birisi bal, diğeri de Kur'ân'ın kendisi. Bal, maddi bir şifa kaynağı iken, Kur'ân hem maddi hem manevi bir şifa kaynağıdır:<br />
<br />
    "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir." (Yunus, 10/57)<br />
<br />
    "Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır." (Nahl, 16/69)<br />
<br />
    "Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır." (İsra, 17/82)<br />
<br />
    "Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: 'Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu?' De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)" (Fussılet, 41/44)<br />
<br />
- Kur'ân'ın sunduğu bu şifa nasıl bir şifadır?<br />
<br />
Kur'an küfre, şirke, imansızlığa, zulme ve vicdansızlığa karşı bir şifadır. Bu zaten açıkça ortada... Kur'ân'ın davetine uyanlar bu şifayı tadıyorlar, anlıyorlar ve yaşıyorlar. Çünkü Kur'an bu özelliğiyle insanlığın en büyük yaralarını tedavi ediyor.<br />
<br />
İman ederek Rabbini tanıyan insan sahibini, malikini ve mabudunu buluyor, vahşetten, dehşetten ve bütün korkulardan kurtuluyor.<br />
<br />
- Acaba Kur'ân bildiğimiz psikolojik ve bedeni hastalıklarımızın tedavisinde nasıl kullanılır, nasıl kullanılmış?<br />
<br />
Kur'ân'dan istifade etmede örnek ve rehber olan Peygamberimiz (asm) bu konuda da bir öncülük ediyor, yol gösteriyor, bizzat kendi uygulamalarıyla ders veriyor. Peygamberimiz (asm) bazı sureleri özellikle kendi hastalığına karşı okuduğu gibi, aile fertlerinden birisi hasta olunca da okurdu.<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) hanımı Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:<br />
<br />
    "Ailesinden birisi hastalandığı zaman Resulullah (a.s.m.) Muavvizatı (Felak ve Nâs Sûrelerini) okuyarak onun üzerine üflerdi. Vefatıyla sonuçlanan hastalığa yakalandığında bu sureleri okuyup onun üzerine üflemeye ve kendi eliyle meshetmeye başladım. Çünkü onun elinin bereketi benim elimden daha fazlaydı." (Müslim, Selam, 50)<br />
<br />
Yine Hz. Aişe (ra)'nin anlattığına göre, Peygamberimiz (asm) her gece istirahate çekileceği zaman İhlâs ve Muavvizeteyn sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra ellerinin yetişebildiği yere kadar vücudunun her tarafını meshederdi. Hadisin devamında, "Sonra Resulullah hastalanınca ona böyle yapmamı bana emrederdi." diyor. (Buharı, Tıb 39)<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) sözünü ettiği bir diğer şifa suresi, hepimizin bildiği Fâtiha'dır.<br />
<br />
    "Fatiha her türlü hastalığa şifadır." (Dârimî, Fadlu'l-Kur'ân 12)<br />
<br />
buyuran Allah Resulü (asm) maddi / manevi bütün hastalıklara karşı Fatiha'nın okunması gerektiğini tavsiye eder.<br />
<br />
Bu arada Kur'ân-ı Kerim'de "Rabbenâ" ve "Rabbi" ile başlayan pek çok dua âyetleri vardır. Bu âyetleri maddi hastalıkların tedavisi için okuyabileceğimiz gibi, manevi, psikolojik hastalıklar için okumamız da pekâla mümkündür.<br />
<br />
Hz. İbrahim (as), "Hastalandığım zaman bana şifayı veren O'dur." (Şuarâ, 26/80) derken, şifayı doğrudan doğruya Allah'tan istiyor.<br />
<br />
Hz. Eyyup (as) ise seneler süren ağır hastalığına karşı o meşhur duasını okur, Rabbinden yardım ister; Cenab-ı Hak duasını kabul eder, ayağını yere vurmasını emreder. Hz. Eyyup (as) da ayağını yere vurur vurmaz yerden şu fışkırır, bu sudan hem içer, hem de bütün vücudun yıkar, sağlığına kavuşur.<br />
<br />
Kur'ân'daki şifa dualarını okumak, ilaç tedavisini ve tıbbın gerekli gördüğü diğer müdahaleleri terk etmek anlamına gelmemelidir.<br />
<br />
Doktora gitmek, ilaç kullanmak, ameliyat olmak, perhiz yapmak da birer fiili duadır ve şifayı Allah'tan istemektir. Yoksa ne ilaç şifa verir, ne de doktor. Gerçek Şâfi, şifâ verici Allah'tır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de Şifa ile İlgili Ayetler Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Yûnus Suresi 57. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”<br />
<br />
2. İsra Suresi 82. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إِلَّا خَسَارًا}<br />
<br />
Türkçe: “Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece zararını artırır.”<br />
<br />
3. Fussilet Suresi 44. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُوْلَئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O (Kur’an), iman edenler için bir hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur’an) onlara karşı körlüktür. Onlar sanki uzak bir yerden çağrılıyorlar (da cevap vermiyorlar).”<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Şifa ile İlgili Hadisleri<br />
Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Ebu Hüreyre’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {مَا أَنْزَلَ اللهُ دَاءً إِلا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, her hastalığı indirmiştir ve onunla birlikte şifasını da indirmiştir.”<br />
<br />
2. İbn-i Mace’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {عَلَيْكُمْ بِالْحِبَّةِ السَّوْدَاءِ، فَإِنَّ فِيهَا شِفَاءً مِنْ كُلِّ دَاءٍ إِلَّا السَّامَ}<br />
<br />
Türkçe: “Siyah kimyonu (çörek otu) kullanın. Çünkü onda ölümden başka her hastalık için şifa vardır.”<br />
<br />
3. Aişe’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا اشْتَكَى نَفَثَ فِي يَدَيْهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَمَسَحَ بِهِمَا عَلَى جَسَدِهِ}<br />
<br />
Türkçe: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir rahatsızlığı olduğunda ellerine üfler ve sonra vücudunu onlarla mesh ederdi.”<br />
Şifa Duaları<br />
<br />
1. Fatiha Suresi:<br />
<br />
Arapça: {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gününün maliki Allah’a mahsustur. (Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Sen’den yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil.”<br />
<br />
2. Ayet-el Kürsi:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Hayy’dır, kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise O’nun dilediği kadarından başka, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.”<br />
<br />
3. İhlas Suresi:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O Allah tektir. Allah sameddir. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.”<br />
<br />
4. Felak ve Nas Sureleri:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَٰهِ النَّاسِ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki<br />
<br />
: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların Melikine. İnsanların İlâhına. O sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki insanların kalplerine vesvese verir. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.”<br />
Diğer Şifa Duaları<br />
<br />
1. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ أَذْهِبِ الْبَأْسَ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لَا شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanların Rabbi! Hastalığı gider, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hiçbir hastalık bırakmasın.”<br />
<br />
2. Yunus Peygamber’in duası:<br />
<br />
Arapça: {لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.”<br />
<br />
3. Ayşe’nin (r.a.) Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) atfen naklettiği şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنٍ حَاسِدٍ، اللَّهُ يَشْفِيكَ، بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah’ın adıyla seni her şeyden koruyorum; her nefsin veya haset eden gözün şerrinden. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla seni koruyorum.”<br />
<br />
Kur’an, müminler için şifadır<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.<br />
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehid olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
İlaçların en iyisi<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır. Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehit olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
1- Yedi defa Fatiha okuyup, ağrı olan yere üflenirse, şifa hasıl olur. (T. Azizi)<br />
<br />
2- Her gün sabah-akşam 24 defa Estagfirullah, sonra (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir, sonra 11 ihlas, 7 Fatiha ve 33 defa Allahümme salli ve sellim alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed okunur, sevabı Peygamber efendimizin, Eshab-ı kiram ve Evliyanın ruhları ile Silsile-i aliyye denilen büyük âlimlerin isimlerini söyleyip, ruhlarına hediye edilir. Bu büyükler hürmetine şifa vermesi için Allahü teâlâya dua edilir. Bir hacete kavuşmak için, 2 rekat namaz kılınır, sevabı silsile-i aliyyeye hediye edilerek dua edilir!<br />
<br />
3- Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
4- Ağrıyan yeri sağ el ile 7 defa mesh edip her defasında Euzü biizzetillahi ve kudretihi min şerri ma-ecidü ve ühazirü okuyanın ağrı ve sancısı kalmaz. (B.Arifin)<br />
<br />
5- Sabah-akşam, Bekara’nın başından 4 âyet ve Âyet-el-kürsi ile sonraki iki âyet ve bu surenin sonundaki 3 âyet deliye okunursa iyi olur.<br />
<br />
6- Yağmur suyuna, Fatiha, Âyet-el-kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn 70er defa okunur. Bu sudan aralıksız 7 sabah içenin hastalığı, ağrısı zail olur. [Bunu 5-10 salih müslüman okursa, daha iyi olur.]<br />
<br />
7- Şifa âyetleri suya konup içilirse hastalıklara şifa olur. Şifa âyetleri: Tevbe 14, Yunus 57, Nahl 69, İsra 82, Şuara 80, Fussilet 44]<br />
<br />
Dert bela gelince<br />
Sual: Bir sinir hastamız var. Hep sıkıntılı ve huzursuzdur. Asabiyeciye gittik. "Açık yerlerde gezsin, teselli edici kimselerle konuşsun, ruhi tedavi için nasihat çok faydalıdır. Tıpta telkinle tedavi vardır. Böyle psikolojik hastalıklar için ilaçların yanı sıra dua okumak faydalıdır" dedi. Ne yapmamızı tavsiye edersiniz?<br />
CEVAP<br />
Evet, uzman doktorların tavsiyelerine uymak gerekir. Psikolojik hastalıklar için telkin iyi gelmektedir. Telkinle sağlam insana sıkıntı vermek mümkün olduğu gibi, sıkıntılı insanı da tedavi etmek mümkündür. Psikolojik hastalara, bir şeyler söyleyip, (Artık bir şeyin kalmaz, biraz gez) dendiğinde hastanın daha huzurlu olduğu görülmüştür.<br />
<br />
Vücudumuz, bize emanettir. Dinimiz onu iyi korumamızı emrediyor. Hastayı tedavi ettirmek gerekir. Tedavinin, hastalığın durumuna göre, ilaç ile sadaka vermek ile ve dua ile yapılacağı bildirilmiştir. Tecrübe ile tesirleri kati olan, aşı, serum ve mikrop öldürücü ilaçları kullanmak farzdır. Yani Allahü teâlânın emridir. Tesiri kati olan ilaçlar, gıda gibi olup, ilaç almayıp ölmek günahtır. Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanmıştır. Kur'an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı.<br />
<br />
Kur'an-ı kerimin ve duanın tesir etmesi için bazı şartların gözetilmesi gerekir. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması gerekir. Okuyanın, itikadının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır. Hadis-i şerifte, (İlaç kullanmak da kaderdendir, Allah’ın izniyle fayda verebilir) buyuruldu. Dua da, ilaç gibidir. Allahü teâlâ dilerse tesir eder.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dua müminin silahı, dinin de direğidir.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Dert bela gelince, Yunus peygamberin duasını okuyun! Allah, o beladan kurtarır. Dua şudur: "La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin.") [Hakim]<br />
<br />
("La havle ve la kuvvete illa billah" okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan, her dertten kurtarır, ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Evinde, Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam, üç defa "Bismillahillezi la yedurru maasmihi şeyün fil erdi vela fissemai ve hüvessemiülalim" diyene hiçbir şey zarar veremez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, her gün sabah-akşam yedi defa, "Hasbiyallahü la ilahe illahü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azim" diyenin dünya ve ahiret işlerine kâfidir.) [Beyheki]<br />
<br />
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem sıkılınca, (Yâ hayyü yâ kayyûm bi-rahmetike estağîsü) derdi.<br />
<br />
Ümmü sıbyan hastalığı<br />
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.) [Beyheki]<br />
Orijinali için buraya tıklayınız!<br />
<br />
Felçli çocuğa dua<br />
Sual: Felçli çocuğumuzu doktora götürdük, bir netice alamadık. Ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Daha başka doktorlara götürmeli. Her şey Allahü teâlâdandır. Ondan gelene sabretmekten başka çare yoktur. Allahü teâlâ, sabredenlerle beraberdir. Sabredenlerin gideceği yer Cennettir. Şifa âyetlerini de kullanmak iyi olur. Birçok hastalığa şifa verdiği tecrübelerle sabit olmuştur. Âyât-ı hırzı okumak da faydalıdır.<br />
<br />
Kur’an-ı kerim şifadır<br />
Sual: (Kur’an ezberlemek veya okuyup hastaya üflemek için indirilmedi) demek yanlış değil mi?<br />
CEVAP<br />
Eğer cümleye “sadece” kelimesi ilave edilmezse, yani, (Kur’an, sadece ezberlemek veya sadece okuyup şifa maksadıyla üflemek için indirilmedi) denmezse, çok yanlış olur. Allahü teâlâya iftira olur. Kur’an-ı kerim bunları yapmak için de indirildi. Peygamber efendimiz, okunmasını, ezberlenmesini, okunup hastalara üflenmesini teşvik ederken, bunlar için gönderilmedi demek, ya art niyetten veya cahillikten kaynaklanır. Bu zihniyetteki mezhepsizler, (Herkes Kur’anın mealini okusun, anlasın ve kendi anladığına uysun!) diyorlar. Hâlbuki piyasadaki birbirini tutmayan mealleri okumakla, Kur’an-ı kerimin gerçek mânâsı anlaşılmaz. Bunları okuyan sadece, tercüme edenin bilgi derecesine göre anladıklarını okumuş olur. O kimsenin fikirlerinin esiri olur. Kur’an-ı kerimi aslından okumak, ezberlemek, çok büyük bir nimettir, her harfi şifadır. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Bu konulardaki birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlâs ve Muavvizeteyn’i [iki Kul Euzü’yü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, âfetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimi okuyup ezberleyin! Allahü teâlâ içinde Kur’an-ı kerim bulunan kalbe, azab etmez.) [Şir’a Şerhi]<br />
<br />
(Hafızasında Kur’an-ı kerimden bir şey bulunmayan, harap bir eve benzer.) [Tirmizi]<br />
<br />
Hastalık için dua<br />
Sual: Uykusuzluk çeken, çıbanı çıkan, tansiyonu yükselen, ayağı burkulan için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Her hastalık için, (Hangi duayı okuyalım?) diyenler çok oluyor. Tıbben çaresi olan hastalıklar için, doktora gitmeli. Dinimiz, tıbbi ilaçların da kullanılmasını emrediyor. Bunları kullanmamak, dinin emrine uymamak olur. (Tıbbın çaresini bulamadığı ruhi hastalıklar için hangi duayı okuyalım?) diye sorulabilir. Peygamber efendimiz, hastalıklar için üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim ve dua okurdu, fenle bulunan ilaçları ve her ikisini karışık da kullanırdı. (Mevahib-i ledünniyye)<br />
<br />
Üç hadis-i şerif meali:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İ. Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha her derde devadır.) [Beyheki]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hastaya dua<br />
Sual: Rahatsızım veya hastayım diyene nasıl bir dua okumalı?<br />
CEVAP<br />
Çeşitli dualar var. Biri şöyledir:<br />
Hastaya şifa için, 70 istigfar okuyup başına üflemeli ve şifaya kavuşması için kısa bir dua etmelidir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Doktora gitmek ve ilaç kullanmak<br />
Sual: Bazı kimseler, hastalığı veren Allahü teâlâdır diyerek doktora gitmiyor ve ilaç kullanmıyorlar. Böyle yapmak uygun mudur?<br />
Cevap: Tedavi olmak yani doktora gitmek, ilaç kullanmak sünnettir. Hadis-i şerifte, (Hastalığınızı tedavi ediniz! Çünkü Allahü teâlâ ölümden başka her hastalık için deva, ilaç yaratmıştır) buyuruldu.<br />
<br />
Mevâhib-i ledünniyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyene şifa nasip olmaz) buyururdu.”<br />
<br />
Fatiha suresini okumanın, hastalıklara şifa olduğunu bildiren hadis-i şerifler Beydavi ve Çerhi tefsirlerinde ve Tefsir-i Mazheri’de yazılıdır. İmam-ı Kuşeyri hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Kur’an-ı kerimdeki altı şifa âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifa ihsan eder.”<br />
<br />
Âyet-i kerime ve dua elbette şifa verir. Fakat şartların gözetilmesi de lazımdır. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması şarttır. Hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, soğuktan sakınması, lüzumlu şeyleri yapması, haramdan, zulümden sakınması lâzımdır. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz) buyuruldu. Resulullah efendimiz hasta olunca, Kul-euzü’leri okuyup kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
Hastalıkların tedavisindeki sebepler<br />
Sual: Hastalıkların tedavisinde, doktor ve ilaçların dışında dinimizin tavsiye ettiği bir şey var mıdır?<br />
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi bir sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Hastalıkların tedavinde doktora gitmek, ilaç kullanmak maddi sebeplerdendir. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep ise, sadaka vermek, yetmiş kere Estagfirullah min külli mâ kerihallah duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Hadis-i şerifte;<br />
(Hastalarınızı, sadaka vererek tedavi ediniz!) buyurulmuştur. Fevâid-i Osmâniyye kitabında diyor ki:<br />
“Şifa için, tövbe ediniz ve istiğfar duasını çok okuyunuz. Yani, Estagfirullâhel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh deyiniz! Ölümden başka bütün dertlere, hastalıklara karşı faydalıdır. Ölüm hastasının ağrılarını, sancılarını giderir, rahat can vermesini sağlar. Hûd suresinde 52. âyetinde mealen; (İstiğfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim) buyuruldu. Hadis-i şerifte; (İstiğfara devam edeni Allahü teâlâ dertlerden kurtarır) buyuruldu.”<br />
<br />
Sual: Her hastalığın, her derdin çaresi, ilacı var mıdır?<br />
Cevap: Ölümden başka her derdin, her hastalığın, -bazı hastalıklar için şu anda ilaç, çare bulunamasa bile, hepsinin de- çaresi, ilacı vardır. Çünkü Peygamber efendimiz;<br />
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız, ölüme çare yoktur) buyurmuştur.<br />
<br />
<br />
Hadislerle Efsun ve Rukye<br />
Efsun ve Rukye Nedir?<br />
Efsun ve Rukye iki kısıma ayrılır:<br />
<br />
Birincisi Haram Olan: Efsun ve Rukye her ikisi de okuyup üflemekle insanı etki altına almak manalarına gelir. Bunun haram olanı büyü ve sihir yapan cincilerin uğraştığı, ayet ve dua dışında olan ve Allah’tan gayrını duaya ortak eden küfür ve şirk işleridir. Ayet ve duaları kullansalar bile bunun yanına meleklerin ismini yazarak veya Ashab-ı Kehf olan kimselerin isimlerini ve hatta köpeklerinin de ismini yazmaları yaptıkları işi batıla çeviren hususlardandır.<br />
<br />
İkincisi Helal Olan: Hak olan Efsun ve Rukye’ye gelince; Kur’an’dan ayetler veya dualar okuyup şifa dilemektir. Hastaya eliyle dokunmak ve ona üflemeye de Efsun denir. Halk arasında avsunlamak diye tabir edilen bu tedavi Allah’tan şifa dilemeye muvafık olduğu sürece helal olan bir tedavi yoludur.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerisinde küfür ve şirk olmayan okuyup üflemeye müsaade etmiş, hatta tavsiye etmiştir. Bu duaları yazıp boyuna veya duvarlara asmak asılsız işlerdendir. Zira ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne de onun ashabı böyle bir şey yapmamışlardır. Bilakis yasaklamışlardır!<br />
<br />
(1) İmrân bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Göz değmesinden ve zehirli hayvanların sokmasından başka hiçbir şey için rukye yoktur!”<br />
<br />
Ebu Davud 3884<br />
<br />
(2) Avf bin Mâlik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Biz cahiliye döneminde rukye yapıyorduk. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu rukye hakkında ne buyurursun? dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Rukyenizi bana arzedin, içerisinde şirk olmadıkça rukye de bir sakınca yoktur.”<br />
<br />
Ebu Davud 3886<br />
<br />
(3) Abdulaziz bin Suheyb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Enes (Radiyallahu Anh), Sabit el-Bunânî’ye:<br />
<br />
−‘Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?’ dedi. Sabit el-Bunânî’de:<br />
<br />
−‘Evet’ dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، إِشْفِهِ شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−‘Ey insanların Rabbi ve sıkıntıların gidericisi olan Allah’ım! Şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka bir şifa verici yoktur. Buna hiç hastalık bırakmayan bir şifa ver.’ diyerek dua etti.<br />
<br />
Ebu Davud 3890<br />
<br />
(4) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(5) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(6) Amr bin Şuayb (Radiyallahu Anh) babasından oda dedesinden şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabelerine korkudan kurtulmaları için şu kelimeleri öğretiyordu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّةِ، مِنْ غَضَبِهِ، وَشَرِّ عِبَادِهِ، وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ، وَأَنْ يَحْضُرُونَ<br />
<br />
“Allah’ın tam olan kelimeleri ile gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve şeytanların hazır olmasından sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3893<br />
<br />
(7) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(8) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(9) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(10) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
<br />
##########################<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KASiDEi BÜRDE ARAPÇA</span></span><br />
<br />
<br />
KASiDEi BÜRDE ARAPÇA<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182858" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V111220240111-N1.jpg</a> (Size: 105.52 KB / Downloads: 108)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182859" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N2.jpg</a> (Size: 161.29 KB / Downloads: 106)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182860" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N3.jpg</a> (Size: 164.82 KB / Downloads: 108)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182861" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N4.jpg</a> (Size: 162.6 KB / Downloads: 108)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182862" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N5.jpg</a> (Size: 156.12 KB / Downloads: 102)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182863" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N6.jpg</a> (Size: 161.41 KB / Downloads: 109)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182864" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N7.jpg</a> (Size: 159.93 KB / Downloads: 105)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182865" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N8.jpg</a> (Size: 153.38 KB / Downloads: 102)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182866" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N9.jpg</a> (Size: 143.94 KB / Downloads: 105)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKLAR</span></span><br />
<br />
islam ve ihsan <br />
TÜRKİYE TAKVİMİ<br />
Habertürk<br />
Dinimiz islam<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Sahih Hadisler<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
Kur’an’da geçen şifa ayetleri var mıdır? Maddi-manevi bütün hastalıklarda istimdat edebileceğiniz, medet bekleyebileceğiniz bizzat Rabbimiz’in buyurduğu şifa veren dualar.<br />
<br />
Şifa; deva demektir. Şifa; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına gelir. Peki hastalara ne şifa olur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN İKİ ŞİFA</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in bizzat kendisi şifâdır. Peygamber Efendimiz, iki şifâ vardır buyuruyor:<br />
<br />
“Bunun biri baldır, diğeri Kur’ân-ı Kerim’dir.” (İbn Mâce, Tıp, 7) Mesela Fatiha Sûresi’nin hem yılan ısırması gibi fiziki hastalıklara hem de bir insanın mecnun (deli) olması gibi psikolojik hastalıklara şifâ olduğu hadis-i şeriflerde rivayet edilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in maddi-manevi bütün hastalıklara şifâ oluşu, balın şifâ oluşu ve diğer şifâ veren bilgilerin yanı sıra esas (hakiki) şifâ verici Allah’tır. Çünkü Cenab-ı Hak’kın eş-Şâfi ismi, sıfatı şerifi mevcuttur. Ve bütün şifâlarda Cenab-ı Hak’kın “Ya Şâfi” dediğimiz o isminden tecelli etmektedir. Yani bütün dertlerin devâsı, şifanın kaynağı Yüce Rabbimiz’dir. Esas şifâyı da biz O’ndan bekleriz. Diğerlerini hep vasıta olarak biliriz.<br />
Şifa Ne Demek?<br />
<br />
Şifâ; devâ demektir. Şifâ; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına geliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa İsmi Caiz midir?</span></span><br />
<br />
Şifâ ismi güzel bir isimdir. Bu insan ismi olarak kullanılabilir. Mekânlara, müesseselere isim olarak verilebilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de altı yerde şifâ kelimesi geçmektedir. Şifâ kelimesinin geçtiği kelimeler de bizim ezkâr kitaplarımızda şifâ ayetleri olarak yer alıyor. Ve peş peşe okunduğu zaman da bunların insanların hastalıklarına deva olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI</span></span><br />
<br />
İmam Kuşeyri Hazretleri naklediyor:<br />
<br />
“Şimdi arzedeceğim altı ayet şifa kaynağıdır. Bunları bir insan sabah-akşam dikkatlice, ihlasla okursa hangi hastalık olursa olsun biiznillah şifa bulur. Bu âyetlerin şifâ verdiğini tecrübe etmişizdir. Benim 12 yaşlarında bir kızım vardı. Devâsı olmayan müzmin bir hastalığa yakalandı. Bütün hekimlere götürdüm, deva bulmadı. Onu ölüme terketmiş durumdayken salih bir insanla karşılaştım. Bu halimi arzettim. Dedi ki; Kur’ân-ı Kerim’de altı tane şifâ âyeti bulunmaktadır ki kızına ihlasla bu duâları sabah-akşam okursan o biiznillah iyileşecektir. Ben de bu âyetleri öğrenip kızıma okudum. Ölmek üzereyken kızım sıhhat buldu, iyileşti. Onun için bu âyetlerin ne kadar şifâ verici olduğuna bizzat şahidim.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
    (Mevâhib-i ledünniyye) ikinci cildde diyor ki, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” üç dürlü ilâc kullanırdı: Kur’ân-ı kerîm veyâ düâ okurdu. Fen ile bulunan ilâcları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’ân-ı kerîmden şifâ beklemiyene şifâ nasîb olmaz) buyururdu.(Fâtiha) sûresini okumanın, hastalıklara şifâ olduğunu bildiren hadîs-i şerîfler (Beydâvî) ve (Çerhî) tefsîrlerinde ve Senâullah-ı Dehlevî “rahmetullahi aleyh”in yazdığı  (Tefsîr-i Mazherî)de yazılıdır.<br />
<br />
    Hastaya şifâ için, yetmiş istigfâr okumalı, temâm olunca, başı üzerine üfürmeli ve kısa bir düâ etmelidir.<br />
<br />
    İmâm-ı Kuşeyrî “rahmetullahi aleyh” buyuruyor ki, Kur’ân-ı kerîmdeki altı şifâ âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifâ ihsân eder. Âyet-i kerîme ve düâ elbette şifâ verir. Fekat şartların gözetilmesi de lâzımdır. Okuyanın veyâ yazanın ve hastanın buna inanması şartdır. Hastanın, zararlı olan gıdâlardan, şübheli ilâclardan perhîz etmesi, soğukdan sakınması, lüzûmlu şeyleri yapması, harâmdan, zulmden sakınması lâzımdır. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen düâ kabûl olmaz) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz hasta olunca,  (Kul e’ûzü)leri okuyup, kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Şifâ âyetleri) şunlardır:</span></span><br />
<br />
    Tevbe sûresi, ondördüncü âyetinin sonu,<br />
    Yûnüs sûresi, elliyedinci âyetinin ortası,<br />
    Nahl sûresi, altmışdokuzuncu âyetinin orta kısmı,<br />
    İsrâ sûresi, seksenikinci âyetinin baş tarafı,<br />
    Şü’ârâ sûresinin sekseninci âyeti,<br />
    Fussilet sûresi, kırkdördüncü âyetinin orta yeridir.<br />
<br />
Bunlar, safranlı su gibi, renkli bir sıvı ile bir çanağa yazılıp, yağmur suyunda eritilir. Zevceden mehr parasından hediyye isteyip, bu para ile bal alınır. Balı bu su ile karışdırıp içmelidir. Şifâ âyetlerini, abdestli olarak, bir kâğıda yazıp, bu kâğıdı, bir kapdaki suya koymak da olur.<br />
<br />
    (Tuhfe) kitâbının sonlarında, buyuruyor ki, imâm-ı Alî Rızâ hazretleri Nîşâpûra gelince, Ehl-i sünnetden yirmibinden çok âlim ve talebe, kendisini karşıladı. Dedelerinden gelen bir hadîs-i şerîf okuması için yalvardılar. İmâm hazretleri, bütün dedelerinin ismlerini sayarak, şu kudsî hadîsi okudu: (Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’ama girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur). İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretleri buyurdu ki, bu hadîs-i şerîf, bildirenlerin ismleri ile berâber, deliye okunursa, aklı başına gelir. Hastaya okunursa, şifâ bulur. Böyle olduğunu, İbni Esîr “rahmetullahi teâlâ aleyh” de, (Kâmil) kitâbında bildiriyor. Bu hadîs-i şerîfin hastaya nasıl okunacağı  şöyledir.<br />
    Aşağıdaki yazının islâm harfleri ile yazılıp, doğru okunması lâzımdır: <br />
    [Revâ Aliyyül-Rızâ, fe-kâle, Haddesenî ebî Mûsel-Kâzım an ebîhi Ca’feris-Sâdık an ebîhi Muhammedenil-Bâkır an ebîhi Zeynel’âbidîn Alî an ebîhil-Hüseyn an ebîhi Alî bin Ebî tâlib “radıyallahü anhüm”, kâle haddesenî habîbî ve kurretü aynî Resûlullahi “sallallahü aleyhi ve sellem”, kâle haddesenî Cibrîlü, kâle semi’tü Rabbel’izzeti yekûlü,  (Lâ ilâhe illallâhü hısnî, men kâle-hâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî).]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için,</span></span><br />
<br />
    Yirmibeş kerre (Estagfirullah) denir. Sonuncusunda (ve etûbü ileyh)e kadar okunur.<br />
    Sonra, onbir (İhlâs) ve<br />
    Yedi kerre (Fâtiha-i şerîfe) ve<br />
    Otuzüç kerre (Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed) okuyup, sevâbını Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” ve Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi aleyhim ecma’în” ve Evliyânın “rahmetullahi aleyhim ecma’în” rûhlarına ve sonra büyük âlimlerin ismlerini söyleyip, bu büyüklerin rûhlarına hediyye edilir. Bu büyükler hurmetine şifâ vermesi için Allahü teâlâya düâ edilir. Hergün sabâh ve akşam böyle düâ edilir ve gerekli ilâc alınıp, perhîz yapılır.<br />
<br />
    Büyük âlim Abdüllah-i Dehlevî, (Mekâtîb) kitâbının yirmisekizinci mektûbunda buyuruyor ki, (Düâ istiyorsunuz. Büyüklerimizin ismlerini gönderiyorum. Birincisindeki ismlerin rûhlarına, başka zemânda da, ikincisindeki büyüklerin rûhlarına Fâtiha okur, bunların vâsıtası ile Allahü teâlâya düâ edersiniz!). Yüzonyedinci mektûbda buyuruyor ki, (Her işiniz için, büyüklerin temiz rûhlarını vesîle ederek, Allahü teâlâya yalvarınız! Ona sığınınız! Allahü teâlâ sevdiklerinin vâsıtası ile yapılan düâları kabûl ederek, din ve dünyâ ihtiyâclarınızı ihsân eder). Yâ, doğruca şifâ ihsân eder, yâhud, şifâ için sebeb yapdığı tabîbi, ilâcı karşınıza çıkarıp, onun vâsıtası ile şifâ verir. Çünki, sebebler vâsıtası ile yaratmak âdetidir. Bunun için, sebeblere yapışmak sünnetdir. (Silsile-i aliyye), ya’nî büyük âlimlerin ismleri, bu ekimiz en sonunda yazılıdır.<br />
<br />
    (Necât-ül-müsallî)de diyor ki, (Hısn-ül-hasîn)de diyor ki, hadîs-i şerîfde, (Bir hasta, lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn kırk def’a okursa, şehîd olarak vefât eder. Şifâ bulursa, günâhları afv olur) buyuruldu.<br />
<br />
    Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” gam, gussa, sıkıntıyı gidermek için, (Lâ ilâhe illallâhül’azîm-ül-halîm lâ ilâhe illallâhü Rabbül-Arş-il’azîm lâ ilâhe illallahü Rabbüs-semâvâti ve Rabbül-Erdı Rabbül’Arş-il-kerîm) okurdu. (Bismillâhirrahmânirrahîm ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azîm) okumak, sinir hastalığına ve bütün hastalıklara iyi geldiğini Enes bin Mâlik haber vermişdir.<br />
<br />
    Şifâ için (Kasîde-i Bürde) okumak çok fâidelidir. Hastalara okununca, iyi oldukları, okunan yerlerin derdlerden, belâlardan emîn oldukları görüldü. Fâidelenmek için, inanmak ve hâlis niyyet ile okumak lâzımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kasîde-i bürde, on kısmdır:</span></span><br />
<br />
    Birinci kısm, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” olan sevginin kıymetini bildirmekdedir.<br />
    İkinci kısm, insanın nefsinin kötülüğünü anlatmakdadır.<br />
    Üçüncü kısm, Resûlullahı övmekdedir.<br />
    Dördüncü kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” dünyâya teşrifini anlatmakdadır.<br />
    Beşinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” düâlarının hemen kabûl olduğunu bildirmekdedir.<br />
    Altıncı kısm, Kur’ân-ı kerîm övülmekdedir.<br />
    Yedinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” mi’racındaki incelikleri bildirmekdedir.<br />
    Sekizinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” cihâdlarını anlatmakdadır.<br />
    Dokuzuncu kısm, Allahü teâlâdan afv ve mağfiret ve Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” şefâ’at istemekdedir.<br />
    Onuncu kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” derecesinin yüksekliği bildirilmekdedir.<br />
<br />
    Bu kasîdenin yazarı, İmâm-ı Muhammed bin Sa’îd Busayrî “rahime-hullahü teâlâ” sôfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Şâzilî olan Ebûl-Abbâs-i Mürsînin yetişdirdiği Evliyâdandır. Ebül-Abbâs-i Mürsî de, Ebül Hasen-i Şâzilînin talebesidir. 695 [m. 1295] senesinde Mısrda vefât etmişdir. Kendisine felc hastalığı geldi. Bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resûlullaha tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhûr kasîdesini hâzırladı. Rü’yâda Resûlullaha okudu. Çok hoşuna gidip arkasından mubârek hırkasını çıkarıp, imâma giydirdi. Bedeninin felcli olan yerlerini mubârek eli ile sığadı. Uyanınca, bedeni sağlam idi. Hırka-i se’âdet de arkasında idi. Bunun için, bu kasîdeye (Kasîde-i bürde) denildi. Bürde, hırka, palto demekdir. İmâm-ı Busayrî “rahmetullahi aleyh” sevinerek, sabâh nemâzına giderken, salâh ve zühd ile meşhûr bir zâta rastladı. İmâma, kasîdeni dinlemek isterim dedi. Benim kasîdelerim çokdur. Hepsini herkes bilir dedi. Kimsenin bilmediği bu gece Resûlullaha okuduğunu istiyorum deyince, bunu hiç kimseye söylemedim. Nerden anladın dedi. O zat da, imâmın rü’yâsını, olduğu gibi haber verdi. Vezîr Behâeddîn bu kasîdeyi işitince, hepsini okutup, saygı ile ayakda dinledi.<br />
<br />
    (Fevâid-i Osmâniyye)  sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki,  (Fâtiha), (Âyet-el-kürsî) ve (Dört Kul) yedişer kerre okunup hastaya üflenirse, bütün âfetler, derdler için ve sihr, nazar için ve hayvân sokması ve ısırması için iyi gelir. Tuz üzerine okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de tecribe edilmişdir. Dört Kul; Kâfirûn, İhlâs ve Mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs) sûreleridir.<br />
<br />
    Süleymâniyye kütübhânesi Lâleli kısmında, 3653 sayılı risâlenin 211.ci sahîfesinde diyor ki, (Cum’a günü seher vaktinde (Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Yani akşam ile imsâk vaktinin arasındaki müddetin son altıda biridir. Seher vaktinde yenilen yemeğe sahûr denir.) sağ elinin avucuna şu âyet yazılıp, sonra dili ile yalayıp yutulur. Kırk senelik sihr dahî olursa, def’ olur. Zâil olur. Nisâ sûresi 99.cu âyeti (ve men yahruc)den (rahîmâ)ya kadardır.)<br />
<br />
    (Bostân-ül-Ârifin) sonunda diyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Osmân bin Ebil’âsı “radıyallahü teâlâ anh” ziyârete geldi. Hasta idi. Çok ağrısı ve sancısı vardı. (Ağıran yeri sağ elin ile yedi kerre mesh eyle! Her def’asında E’ûzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!) buyurdu. Osmân diyor ki, buyurduğu gibi yapdım. Hastalığım hiç kalmadı.<br />
<br />
    (Tefsîr-i Mazherî) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Talâk) sûresinin üçüncü âyetinin tefsîrinde buyuruyor ki, (İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, din ve dünyâ zararlarından kurtulmak için, hergün beşyüz kerre (Lâ havle velâ kuvvete illâ billah) okurdu. Buna  (Kelime-i temcîd) denir. Okumağa başlarken ve okudukdan sonra da yüzer kerre (Salevât) okurdu. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlânın bir ni’met vermesini ve bunun devâmlı olmasını isteyen, Lâ havle velâ kuvvete illâ billah çok okusun!) buyuruldu. (Sahîhayn)daki hadîs-i şerîfde,(Bu, Cennet hazînelerinden bir hazînedir!) buyuruldu. Bir hadîs-i şerîfde de, (Lâ havle velâ kuvvete okumak, doksandokuz derde devâdır. Bunların en hafîfi, hemmdir) buyuruldu. Hemm, gam, hüzn, sıkıntı demekdir.)  [(Sahîh-i Müslim) kitâbı,  (Buhârî)den sonra, müslimânların en kıymetli temel kitâbıdır. İçinde yedibinikiyüzyetmişbeş [7275] hadîs vardır. Bu iki kitâba (Sahîhayn) denir.]<br />
<br />
    Abdüllah ibni Mes’ûd buyurdu ki: Bir kimse sabâh ve akşâm, Bekara sûresinin başından dört âyet ve Âyet-elkürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa, evine şeytân girmez. Mecnûn üzerine okunursa, iyi olur. Sıkıntısı olan kimse, çok (istigfâr) okusun!<br />
<br />
    (Hazînet-ül-esrâr)da diyor ki: Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yağmur suyunu toplayıp, üzerine, Fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsi, İhlâs-ı şerîf ve Kul-e’ûzü sûreleri yetmişer kerre okunur. Bu sudan aralıksız yedi sabâh içenlerin hastalıkları, ağrıları zâil olur.). [Beş, on sâlih müslimân toplanıp, okuyup, suya üflemelidirler.] İmâm-ı Ahmed ve Tirmüzî ve Nesâî ve Hâkim ve Beyhekî bildirdiler ki, Sa’d ibni Mâlik “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yûnüs aleyhisselâm balığın karnında, Enbiyâ sûresinin 87. ci âyetini söyliyerek düâ etdi. [Düâsını kabûl eyledi ve kıyâmete kadar bunu okuyan mü’minlerin düâlarını kabûl edeceğini bildirdi.] Bir müslimân, bu âyet-i kerîmeyi okuyup düâ edince, Allahü teâlâ düâsını muhakkak kabûl eder). Kırk kerre okumalıdır. Âyet-i kerîme şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.<br />
<br />
    (Tenbîh-ül-gâfilîn)deki hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîm okuyanın ana-babası kâfir olsalar bile, azâbları hafîfler) buyuruldu. Haberde bildirildi ki: (Cennet derecelerinin sayısı, Kur’ân-ı kerîmin âyetlerinin sayısıncadır. Kur’ân-ı kerîmi hatm eden kimse, bütün derecelere kavuşur). (Künûz-üd-dekâ’ık)da yazılı, Taberânînin ve İbni Hibbânın bildirdikleri hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîmi hatm edenin düâsı kabûl olunur)buyuruldu. (Kitâb-üt-tibyân)da diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmin hatm edildiği yere rahmet yağar. Hatmden sonra düâ etmek müstehabdır.)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ARAPÇA OKUNUŞU VE YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe'den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
Ezhibil-be'se rabben'nasi eşfi ve enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ŞİFA DUASI TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SIHHAT VE SAĞLIK İÇİN OKUNACAK DUA - 2</span></span><br />
<br />
Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah'ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah'ın izniyle hastamız şifâ bulur" (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SAĞLIK VE ŞİFA DUASI OKUNUŞU - 3</span></span><br />
<br />
Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım! de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun." (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI - 4</span></span><br />
<br />
Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
ANLAMI<br />
<br />
Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTAYA OKUNACAK DUA - 5</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber, bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN OKUNACAK DUA</span></span><br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA NİYETİYLE KUR’AN OKUMAK VE OKUTMAK CAİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Kişinin maddi, manevi ve ruhi rahatsızlıklardan kurtulması için tıbbi tedavi yöntemlerine başvurması temel ilkedir. Bunun yanında Allah Teala’ya dua etmesi de uygun olur. Şüphesiz Kur’an müminler için şifa ve rahmettir (İsrâ, 17/82). Dolayısıyla gerek Kur’an-ı Kerim’de gerekse hadis-i şeriflerde yer alan dualar ve sureler, belirli sayılarla sınırlanmayarak okunabilir. Bu okumaya rukye denir. Sahabenin rukye olarak Fâtiha suresini okuduğu ve Resûlullah’ın da bunu onayladığı bilinmektedir (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’an 9).<br />
<br />
Aslolan, duayı insanın kendisinin okumasıdır. Ancak, iyi ve takva sahibi bir insan olduğuna inandığı diğer müminlerden de kendisine dua etmesini isteyebilir. Hz. Âişe’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
(Ey Allah’ım, ey insanların Rabbi, şu hastalığı gider, şifa ver, şifa veren Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.) (İbn Mâce, Tıb, 35, 36)<br />
<br />
Hasta olan kimse, ihtiyarlık ve ölüm dışında her hastalığın mutlaka bir çaresi olduğunun bilinciyle uzman hekimlere müracaat ederek tedavi yollarını aramalı, bunun yanında Yüce Allah’a sığınıp şifa vermesi için dua etmelidir. Bu maksatla bazı âlimler Kur’an-ı Kerim’den şifa konulu âyetlerin okunmasını tavsiye etmişlerdir. Şifa için okunan bazı âyetler şunlardır: Tevbe, 9/14; Yûnus, 10/57; Nahl, 16/69; Şu’arâ, 26/80; Fussılet, 41/44.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN İZNİYLE ŞİFA BULMAK VEYA KÖTÜLÜKLERDEN KORUNMAK AMACIYLA YAPILAN “RUKYE” CÂİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Rukye hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla Kur’an veya dua okuyup üfleme anlamında bir terimdir (İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “rky” md.; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, “rky” md.).<br />
<br />
Bazı İslam âlimleri rukyenin caiz olmadığı görüşünde ise de mezhep imamlarının da içinde bulunduğu âlimlerin çoğunluğu, konu ile ilgili bazı hadisleri delil göstererek, şirke ve istismara götürmemek şartıyla, fayda ve zararın rukyeden değil de Allah’tan olduğuna inanılarak yapılan rukyede bir sakınca bulunmadığını belirtmişlerdir (İbn Hacer, Feth, X, 206; İbnü’l-Kayyım, et-Tıbbü’n-Nebevî, s. 137-144; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 354-356).<br />
<br />
Şöyle ki Hz. Peygamber (s.a.s.), hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş, bazen de Hz. Âişe (r.a) ona okuyup üflemiş ve eliyle meshetmiştir (Buhârî, Tıb, 32, 33, 39; Müslim, Selâm, 46-51,52; İbn Mâce, Tıb, 35-36).<br />
<br />
Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.), torunları Hasan ve Hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları için dua etmiş (Buhârî, Enbiyâ, 10; İbn Mâce, Tıb, 36; Tirmizî, Tıb, 18), nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiştir (Buhârî, Tıb, 17, 33, 37; Müslim, Selâm, 55-60; Ebû Dâvûd, Tıb, 17-18).<br />
<br />
Yine Hz. Peygamberin (s.a.s.) hastalar için,<br />
<br />
(Ey sıkıntıları gideren Allah, şifa ver! Ey şâfî! Senden başka şifa veren yoktur, hiçbir hastalık kalmayacak şekilde şifa ver) diye dua ettiği bilinmektedir (Buhârî, Tıb, 38; İbn Mâce, Tıb, 36; Ebû Dâvûd, Tıb, 17).<br />
<br />
Konuyla ilgili rivayetler değerlendirildiğinde, Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan rukyelerin câiz, bunun dışında kalanların haram olduğu anlaşılmaktadır (Elmalılı, Hak Dini, IX, 6388).<br />
<br />
Hastalara şifa ve hastalıktan kurtulmak için okunacak dualar nelerdir? Peygamber Efendimiz’in şifa duası var mıdır? Hastalara şifa veren dualar ve hasta duası...<br />
<br />
Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine bir hasta getirildiğinde şöyle duâ ederlerdi:<br />
<br />
PEYGAMBERİMİZİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: "Ezhibil-be'se Rabben-nâsişfi ve-enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame."<br />
<br />
Anlamı:Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
HASTA NASIL ŞİFA BULUR?<br />
<br />
Yine Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisine bir hastanın şifâ bulması için duâ talebedildiği zaman:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sifa_dua-2<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah’ın izniyle hastamız şifâ bulur.»” (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN DUA<br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
DİŞ AĞRISI İÇİN DUA<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sara_hastalarina_dua<br />
<br />
Anlamı: Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bulur.” (Suyûtî, el-Câmi’us-Sağîr, no: 5218)<br />
<br />
HASTALARA ŞİFA DUASI <br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
dis_agrisi_duasi<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
Anlamı:Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah’ın izzetine ve kudretine sığınırım!» de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun.” (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz rahatsızlandıkları zaman onu Cibril -aleyhisselam- tedavi eder ve:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimize_okunan_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
HASTA DUASI<br />
<br />
Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimiz_hasta_oldugunda_okudugu_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden bir mü’min yedi defa:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
eceli_yaklasan_hastaya_okunacak_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Es-elullahel-azime rabbel arşil azimi en yeşfiyeke.<br />
<br />
Anlamı:Büyük Allah’tan, büyük Arş’ın Rabbi Allah’tan sana şifâ vermesini istiyorum!»” derse muhakkak afiyet bulur. (Ebû Dâvud, Cenâiz, 8; Tirmizî, Tıbb, 32; İbn Hanbel, I, 239)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN ŞİFA AYETLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de bulunan şifâ âyetleri; sağlık için duâ, şifâ için duâ, hasta duâsı, hastalara şifâ duâsı arayanlar için en etkili şifâ duâlarıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa âyetleri şunlardır:</span></span><br />
Tevbe 14,<br />
Yunus 57,<br />
Nahl 69,<br />
İsra 82,<br />
Şuara 80,<br />
Fussilet 44.<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9-Tevbe  Suresi 14. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev´ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 57. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ۚ يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).<br />
<br />
“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">16-Nahl  Suresi 69. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).<br />
<br />
Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">17-İsrâ  Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).<br />
<br />
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">26-Şuarâ  Suresi 80. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).<br />
<br />
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">41-Fussilet  Suresi 44. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
    Tevbe Sûresi, 14. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn. (mu'minîne)."<br />
<br />
Anlamı: “Allah, mümin bir topluluğun kalplerine şifa versin/gönüllerini ferahlatsın!” (et-Tevbe, 14)<br />
<br />
    Yunus Sûresi, 57. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve şifâun limâ fîs sudûri. (sudûrin)"<br />
<br />
Anlamı: “…Gönüllerdeki dertlere şifâdır...” (Yûnus, 57)<br />
<br />
    Nahl Sûresi, 69. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn. (yetefekkerûne)..."<br />
<br />
Anlamı: “…Onların (arıların) karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır…” (en-Nahl, 69)<br />
<br />
    İsrâ Sûresi, 82. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne (mu’minîn)...."<br />
<br />
Anlamı: “Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve rahmettir…” (el-İsrâ, 82)<br />
<br />
    Şuarâ Sûresi, 80. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni."<br />
<br />
Anlamı: “Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.” (eş-Şuarâ, 80)<br />
<br />
    Fussilet Sûresi, 44. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun (şifâ')..."<br />
<br />
Anlamı: “…De ki: O, (Kur’ân) inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifâdır…” (Fussılet, 44)<br />
<br />
<br />
<br />
AYETLERİN KARŞILAŞTIRMALI MEALİ VE TEFSİRİ<br />
Surelerin tefsiri ve karşılaştırmalı meali için ayetleri tıklayınız:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/tevbe-suresi/14-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevbe Sûresi, 14. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/yunus-suresi/57-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunus Sûresi, 57. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/69-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nahl Sûresi, 69. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/isra-suresi/82-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrâ Sûresi, 82. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/80-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şuarâ Sûresi, 80. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><a href="https://www.kuranvemeali.com/fussilet-suresi/44-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #000080;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008000;" class="mycode_color">Fussilet Sûresi, 44. Ayet</span></span></span></a></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
Hastaya Okunacak Sureler ve Dualar<br />
<br />
(1) Usame bin Şureyk (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabeler ile beraber iken geldim. Onlar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında başlarının üzerinde kuş varmış hareket ettiklerinde uçacakmış gibi idiler. Onlara selam verip oturdum. Civar köylerden bedevi Araplar geldi ve:<br />
<br />
−Ya Rasulallah, hasta olduğumuzda tedavi olalım mı? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Evet, tedavi olunuz! Zira Allah yarattığı her derde deva yaratmıştır. Ancak ihtiyarlık müstesnadır!”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/278, Ebu Davud 3855, Tirmizi 2039, İbni Mace 3436<br />
<br />
(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah indirdiği her derde mutlaka şifa da indirmiştir.”<br />
<br />
Buhari 5720<br />
<br />
(3) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! İnsanların bela yönünden hangisi daha şiddetli olur dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bela yönünden insanların en şiddetlisi, Nebilerdir. Sonra rütbece en üstün olanlar. Kul dinine göre belaya uğratılır. Kişi dininde kuvvetli ise belası şiddetli olur. Eğer dininde zayıf ise o da dinine göre belaya uğratılır. Bela kuldan ayrılmaz (imtihana devam eder) ta ki kul üzerinde hiç günah kalmamış bir halde yeryüzünde gezer olunca onu bırakır.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 1481, Darimi 2/320, İbni Mace 4023, İbni Hibban Mevarid 699, Albânî Sahihu’l-Cami’ 992<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Başına bir bela geldiği vakit kerem sahibi kimselerin sabrı ile ona sabret! O seni daha çok kerem sahibi yapar. Onu insanlara şikâyet ettiğin vakit, Rahim olan Allah’ı hiç merhameti olmayanlara şikâyet etmiş gibi olursun!”<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye Uddeti’s-Sabirin 90<br />
<br />
(4) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyareti için bir hastanın yanına girdiğinde ona şöyle derdi:<br />
<br />
لاَ بَأْسَ، طَهُورٌ إِنْ شَآءَ اللهُ<br />
<br />
“Beis yoktur, temizlik olur inşallah.”<br />
<br />
Buhari 12/5698<br />
<br />
(5) Abdulaziz bin Suheyb şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh) ile beraber Enes (Radiyallahu Anh)’ın yanına girdim. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh), Enes (Radiyallahu Anh)’a:<br />
<br />
–Ya Eba Hamza! Ben hastalandım, dedi. Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
−Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in rukyesi ile rukye yapayım mı? (Yani Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?) dedi. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh)’da:<br />
<br />
−Evet dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−“Ey insanların Rabbi olan Allah’ım! Hastalığı giderip, şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka şifa verici yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver, diyerek dua etti.”<br />
<br />
Buhari 12/5767, Tirmizi 980, Ebu Davud 3890<br />
<br />
(6) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, Müslüman olduğum günden beri vücudumda hissettiğim bir rahatsızlığı şikâyet ettim ve buna müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Vücudunun ağrıyan yerine elini koy ve üç kere:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ<br />
<br />
‘Bismillah’ de ve yedi kere de şöyle de:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ، وَقُدْرَتِهِ، مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ، وَأُحَاذِرُ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Hissettiğim ve hissedeceğim ağrının şerrinden, Allah’a ve O’nun kudretine sığınıyorum.”<br />
<br />
Müslim 2202/67<br />
<br />
(7) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(8) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(9) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(10) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), âilesinden bir kimse hastalandığı zaman, onun üzerine; Muavvezat’ı (İhlâs, Felak ve Nâs Surelerini) okurdu…<br />
<br />
Müslim 2192/50<br />
<br />
(11) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(12) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(13) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
(14) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:<br />
<br />
–Ey Muhammed! Hastalandın mı? diye sordu.<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de:<br />
<br />
–‘Evet’ dedi. Cebrail (Aleyhisselam):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنِ حَاسِدٍ، اَللهُ يَشْفِيكَ، بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ<br />
<br />
–Allah’ın ismiyle seni rahatsız edecek her şeyden, her bir canlının zararından hasetçinin gözünden, seni okuyup sana dua ederim. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla sana dua edip nefes ederim, dedi.”<br />
<br />
Müslim 2186/40, İbni Mace 3523<br />
<br />
(15) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Bu hastalığı gider. Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Müslim 2191/49<br />
<br />
(16) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
اِمْسَحِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Hastalığı sil (yok et) Ey İnsanların Rabbi! Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Buhari 12/5768<br />
<br />
(17) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastaya şöyle rukye yapardı (Yani hastaya şu duayı okurdu):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، تُرْبَةُ أَرْضِنَا، بِرِيقَةِ بَعْضِنَا، يُشْفَى سَقِيمُنَا، بِإِذْنِ رَبِّنَا<br />
<br />
“Allah’ın ismiyle. Şu bizim yurdumuzun toprağı ile bağzımızın tükürüğüdür. Rabbimiz izniyle hastamız şifalanır.”<br />
<br />
Buhari 12/5768, 5769, Müslim 2194/54 Ebu Davud 3895, İbni Mace 3521<br />
<br />
(18) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse hastayı ziyarete geldiği zaman şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِشْفِ عَبْدَكَ، يَنْكَأُ لَكَ عَدُوًّا، اَوْ يَمْشِي لَكَ إِلَى جَناَزَةٍ<br />
<br />
Ey Allah’ım! Kuluna şifa ver. Senin için düşmanı öldürür yahut da Senin için cenazede yürür.”<br />
<br />
Ebu Davud 3107<br />
<br />
- Kur'ân'ı şifa için okuyabilir miyiz?<br />
<br />
Kur'an'ın her ayeti birer şifadır. Her ayet her hastalık için okunabilir.<br />
<br />
a. Kur'an surelerinin ve ayetlerinin her birini şifa, dua niyetine ve isteklerinizi niyet ederek okuyabilirsiniz.<br />
<br />
b. Özel olarak Fatiha, İhlas, Nas, Felak, Yasin, Tebareke surelerini Ayet el-Kürsi, Amenarrasülü ve Haşr suresinin son üç ayetini okuyabilirsiniz.<br />
<br />
Kur'ân iki şifadan söz eder: Birisi bal, diğeri de Kur'ân'ın kendisi. Bal, maddi bir şifa kaynağı iken, Kur'ân hem maddi hem manevi bir şifa kaynağıdır:<br />
<br />
    "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir." (Yunus, 10/57)<br />
<br />
    "Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır." (Nahl, 16/69)<br />
<br />
    "Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır." (İsra, 17/82)<br />
<br />
    "Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: 'Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu?' De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)" (Fussılet, 41/44)<br />
<br />
- Kur'ân'ın sunduğu bu şifa nasıl bir şifadır?<br />
<br />
Kur'an küfre, şirke, imansızlığa, zulme ve vicdansızlığa karşı bir şifadır. Bu zaten açıkça ortada... Kur'ân'ın davetine uyanlar bu şifayı tadıyorlar, anlıyorlar ve yaşıyorlar. Çünkü Kur'an bu özelliğiyle insanlığın en büyük yaralarını tedavi ediyor.<br />
<br />
İman ederek Rabbini tanıyan insan sahibini, malikini ve mabudunu buluyor, vahşetten, dehşetten ve bütün korkulardan kurtuluyor.<br />
<br />
- Acaba Kur'ân bildiğimiz psikolojik ve bedeni hastalıklarımızın tedavisinde nasıl kullanılır, nasıl kullanılmış?<br />
<br />
Kur'ân'dan istifade etmede örnek ve rehber olan Peygamberimiz (asm) bu konuda da bir öncülük ediyor, yol gösteriyor, bizzat kendi uygulamalarıyla ders veriyor. Peygamberimiz (asm) bazı sureleri özellikle kendi hastalığına karşı okuduğu gibi, aile fertlerinden birisi hasta olunca da okurdu.<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) hanımı Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:<br />
<br />
    "Ailesinden birisi hastalandığı zaman Resulullah (a.s.m.) Muavvizatı (Felak ve Nâs Sûrelerini) okuyarak onun üzerine üflerdi. Vefatıyla sonuçlanan hastalığa yakalandığında bu sureleri okuyup onun üzerine üflemeye ve kendi eliyle meshetmeye başladım. Çünkü onun elinin bereketi benim elimden daha fazlaydı." (Müslim, Selam, 50)<br />
<br />
Yine Hz. Aişe (ra)'nin anlattığına göre, Peygamberimiz (asm) her gece istirahate çekileceği zaman İhlâs ve Muavvizeteyn sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra ellerinin yetişebildiği yere kadar vücudunun her tarafını meshederdi. Hadisin devamında, "Sonra Resulullah hastalanınca ona böyle yapmamı bana emrederdi." diyor. (Buharı, Tıb 39)<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) sözünü ettiği bir diğer şifa suresi, hepimizin bildiği Fâtiha'dır.<br />
<br />
    "Fatiha her türlü hastalığa şifadır." (Dârimî, Fadlu'l-Kur'ân 12)<br />
<br />
buyuran Allah Resulü (asm) maddi / manevi bütün hastalıklara karşı Fatiha'nın okunması gerektiğini tavsiye eder.<br />
<br />
Bu arada Kur'ân-ı Kerim'de "Rabbenâ" ve "Rabbi" ile başlayan pek çok dua âyetleri vardır. Bu âyetleri maddi hastalıkların tedavisi için okuyabileceğimiz gibi, manevi, psikolojik hastalıklar için okumamız da pekâla mümkündür.<br />
<br />
Hz. İbrahim (as), "Hastalandığım zaman bana şifayı veren O'dur." (Şuarâ, 26/80) derken, şifayı doğrudan doğruya Allah'tan istiyor.<br />
<br />
Hz. Eyyup (as) ise seneler süren ağır hastalığına karşı o meşhur duasını okur, Rabbinden yardım ister; Cenab-ı Hak duasını kabul eder, ayağını yere vurmasını emreder. Hz. Eyyup (as) da ayağını yere vurur vurmaz yerden şu fışkırır, bu sudan hem içer, hem de bütün vücudun yıkar, sağlığına kavuşur.<br />
<br />
Kur'ân'daki şifa dualarını okumak, ilaç tedavisini ve tıbbın gerekli gördüğü diğer müdahaleleri terk etmek anlamına gelmemelidir.<br />
<br />
Doktora gitmek, ilaç kullanmak, ameliyat olmak, perhiz yapmak da birer fiili duadır ve şifayı Allah'tan istemektir. Yoksa ne ilaç şifa verir, ne de doktor. Gerçek Şâfi, şifâ verici Allah'tır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de Şifa ile İlgili Ayetler Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Yûnus Suresi 57. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”<br />
<br />
2. İsra Suresi 82. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إِلَّا خَسَارًا}<br />
<br />
Türkçe: “Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece zararını artırır.”<br />
<br />
3. Fussilet Suresi 44. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُوْلَئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O (Kur’an), iman edenler için bir hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur’an) onlara karşı körlüktür. Onlar sanki uzak bir yerden çağrılıyorlar (da cevap vermiyorlar).”<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Şifa ile İlgili Hadisleri<br />
Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Ebu Hüreyre’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {مَا أَنْزَلَ اللهُ دَاءً إِلا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, her hastalığı indirmiştir ve onunla birlikte şifasını da indirmiştir.”<br />
<br />
2. İbn-i Mace’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {عَلَيْكُمْ بِالْحِبَّةِ السَّوْدَاءِ، فَإِنَّ فِيهَا شِفَاءً مِنْ كُلِّ دَاءٍ إِلَّا السَّامَ}<br />
<br />
Türkçe: “Siyah kimyonu (çörek otu) kullanın. Çünkü onda ölümden başka her hastalık için şifa vardır.”<br />
<br />
3. Aişe’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا اشْتَكَى نَفَثَ فِي يَدَيْهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَمَسَحَ بِهِمَا عَلَى جَسَدِهِ}<br />
<br />
Türkçe: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir rahatsızlığı olduğunda ellerine üfler ve sonra vücudunu onlarla mesh ederdi.”<br />
Şifa Duaları<br />
<br />
1. Fatiha Suresi:<br />
<br />
Arapça: {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gününün maliki Allah’a mahsustur. (Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Sen’den yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil.”<br />
<br />
2. Ayet-el Kürsi:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Hayy’dır, kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise O’nun dilediği kadarından başka, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.”<br />
<br />
3. İhlas Suresi:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O Allah tektir. Allah sameddir. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.”<br />
<br />
4. Felak ve Nas Sureleri:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَٰهِ النَّاسِ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki<br />
<br />
: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların Melikine. İnsanların İlâhına. O sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki insanların kalplerine vesvese verir. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.”<br />
Diğer Şifa Duaları<br />
<br />
1. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ أَذْهِبِ الْبَأْسَ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لَا شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanların Rabbi! Hastalığı gider, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hiçbir hastalık bırakmasın.”<br />
<br />
2. Yunus Peygamber’in duası:<br />
<br />
Arapça: {لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.”<br />
<br />
3. Ayşe’nin (r.a.) Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) atfen naklettiği şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنٍ حَاسِدٍ، اللَّهُ يَشْفِيكَ، بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah’ın adıyla seni her şeyden koruyorum; her nefsin veya haset eden gözün şerrinden. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla seni koruyorum.”<br />
<br />
Kur’an, müminler için şifadır<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.<br />
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehid olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
İlaçların en iyisi<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır. Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehit olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
1- Yedi defa Fatiha okuyup, ağrı olan yere üflenirse, şifa hasıl olur. (T. Azizi)<br />
<br />
2- Her gün sabah-akşam 24 defa Estagfirullah, sonra (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir, sonra 11 ihlas, 7 Fatiha ve 33 defa Allahümme salli ve sellim alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed okunur, sevabı Peygamber efendimizin, Eshab-ı kiram ve Evliyanın ruhları ile Silsile-i aliyye denilen büyük âlimlerin isimlerini söyleyip, ruhlarına hediye edilir. Bu büyükler hürmetine şifa vermesi için Allahü teâlâya dua edilir. Bir hacete kavuşmak için, 2 rekat namaz kılınır, sevabı silsile-i aliyyeye hediye edilerek dua edilir!<br />
<br />
3- Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
4- Ağrıyan yeri sağ el ile 7 defa mesh edip her defasında Euzü biizzetillahi ve kudretihi min şerri ma-ecidü ve ühazirü okuyanın ağrı ve sancısı kalmaz. (B.Arifin)<br />
<br />
5- Sabah-akşam, Bekara’nın başından 4 âyet ve Âyet-el-kürsi ile sonraki iki âyet ve bu surenin sonundaki 3 âyet deliye okunursa iyi olur.<br />
<br />
6- Yağmur suyuna, Fatiha, Âyet-el-kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn 70er defa okunur. Bu sudan aralıksız 7 sabah içenin hastalığı, ağrısı zail olur. [Bunu 5-10 salih müslüman okursa, daha iyi olur.]<br />
<br />
7- Şifa âyetleri suya konup içilirse hastalıklara şifa olur. Şifa âyetleri: Tevbe 14, Yunus 57, Nahl 69, İsra 82, Şuara 80, Fussilet 44]<br />
<br />
Dert bela gelince<br />
Sual: Bir sinir hastamız var. Hep sıkıntılı ve huzursuzdur. Asabiyeciye gittik. "Açık yerlerde gezsin, teselli edici kimselerle konuşsun, ruhi tedavi için nasihat çok faydalıdır. Tıpta telkinle tedavi vardır. Böyle psikolojik hastalıklar için ilaçların yanı sıra dua okumak faydalıdır" dedi. Ne yapmamızı tavsiye edersiniz?<br />
CEVAP<br />
Evet, uzman doktorların tavsiyelerine uymak gerekir. Psikolojik hastalıklar için telkin iyi gelmektedir. Telkinle sağlam insana sıkıntı vermek mümkün olduğu gibi, sıkıntılı insanı da tedavi etmek mümkündür. Psikolojik hastalara, bir şeyler söyleyip, (Artık bir şeyin kalmaz, biraz gez) dendiğinde hastanın daha huzurlu olduğu görülmüştür.<br />
<br />
Vücudumuz, bize emanettir. Dinimiz onu iyi korumamızı emrediyor. Hastayı tedavi ettirmek gerekir. Tedavinin, hastalığın durumuna göre, ilaç ile sadaka vermek ile ve dua ile yapılacağı bildirilmiştir. Tecrübe ile tesirleri kati olan, aşı, serum ve mikrop öldürücü ilaçları kullanmak farzdır. Yani Allahü teâlânın emridir. Tesiri kati olan ilaçlar, gıda gibi olup, ilaç almayıp ölmek günahtır. Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanmıştır. Kur'an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı.<br />
<br />
Kur'an-ı kerimin ve duanın tesir etmesi için bazı şartların gözetilmesi gerekir. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması gerekir. Okuyanın, itikadının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır. Hadis-i şerifte, (İlaç kullanmak da kaderdendir, Allah’ın izniyle fayda verebilir) buyuruldu. Dua da, ilaç gibidir. Allahü teâlâ dilerse tesir eder.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dua müminin silahı, dinin de direğidir.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Dert bela gelince, Yunus peygamberin duasını okuyun! Allah, o beladan kurtarır. Dua şudur: "La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin.") [Hakim]<br />
<br />
("La havle ve la kuvvete illa billah" okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan, her dertten kurtarır, ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Evinde, Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam, üç defa "Bismillahillezi la yedurru maasmihi şeyün fil erdi vela fissemai ve hüvessemiülalim" diyene hiçbir şey zarar veremez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, her gün sabah-akşam yedi defa, "Hasbiyallahü la ilahe illahü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azim" diyenin dünya ve ahiret işlerine kâfidir.) [Beyheki]<br />
<br />
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem sıkılınca, (Yâ hayyü yâ kayyûm bi-rahmetike estağîsü) derdi.<br />
<br />
Ümmü sıbyan hastalığı<br />
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.) [Beyheki]<br />
Orijinali için buraya tıklayınız!<br />
<br />
Felçli çocuğa dua<br />
Sual: Felçli çocuğumuzu doktora götürdük, bir netice alamadık. Ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Daha başka doktorlara götürmeli. Her şey Allahü teâlâdandır. Ondan gelene sabretmekten başka çare yoktur. Allahü teâlâ, sabredenlerle beraberdir. Sabredenlerin gideceği yer Cennettir. Şifa âyetlerini de kullanmak iyi olur. Birçok hastalığa şifa verdiği tecrübelerle sabit olmuştur. Âyât-ı hırzı okumak da faydalıdır.<br />
<br />
Kur’an-ı kerim şifadır<br />
Sual: (Kur’an ezberlemek veya okuyup hastaya üflemek için indirilmedi) demek yanlış değil mi?<br />
CEVAP<br />
Eğer cümleye “sadece” kelimesi ilave edilmezse, yani, (Kur’an, sadece ezberlemek veya sadece okuyup şifa maksadıyla üflemek için indirilmedi) denmezse, çok yanlış olur. Allahü teâlâya iftira olur. Kur’an-ı kerim bunları yapmak için de indirildi. Peygamber efendimiz, okunmasını, ezberlenmesini, okunup hastalara üflenmesini teşvik ederken, bunlar için gönderilmedi demek, ya art niyetten veya cahillikten kaynaklanır. Bu zihniyetteki mezhepsizler, (Herkes Kur’anın mealini okusun, anlasın ve kendi anladığına uysun!) diyorlar. Hâlbuki piyasadaki birbirini tutmayan mealleri okumakla, Kur’an-ı kerimin gerçek mânâsı anlaşılmaz. Bunları okuyan sadece, tercüme edenin bilgi derecesine göre anladıklarını okumuş olur. O kimsenin fikirlerinin esiri olur. Kur’an-ı kerimi aslından okumak, ezberlemek, çok büyük bir nimettir, her harfi şifadır. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Bu konulardaki birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlâs ve Muavvizeteyn’i [iki Kul Euzü’yü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, âfetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimi okuyup ezberleyin! Allahü teâlâ içinde Kur’an-ı kerim bulunan kalbe, azab etmez.) [Şir’a Şerhi]<br />
<br />
(Hafızasında Kur’an-ı kerimden bir şey bulunmayan, harap bir eve benzer.) [Tirmizi]<br />
<br />
Hastalık için dua<br />
Sual: Uykusuzluk çeken, çıbanı çıkan, tansiyonu yükselen, ayağı burkulan için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Her hastalık için, (Hangi duayı okuyalım?) diyenler çok oluyor. Tıbben çaresi olan hastalıklar için, doktora gitmeli. Dinimiz, tıbbi ilaçların da kullanılmasını emrediyor. Bunları kullanmamak, dinin emrine uymamak olur. (Tıbbın çaresini bulamadığı ruhi hastalıklar için hangi duayı okuyalım?) diye sorulabilir. Peygamber efendimiz, hastalıklar için üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim ve dua okurdu, fenle bulunan ilaçları ve her ikisini karışık da kullanırdı. (Mevahib-i ledünniyye)<br />
<br />
Üç hadis-i şerif meali:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İ. Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha her derde devadır.) [Beyheki]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hastaya dua<br />
Sual: Rahatsızım veya hastayım diyene nasıl bir dua okumalı?<br />
CEVAP<br />
Çeşitli dualar var. Biri şöyledir:<br />
Hastaya şifa için, 70 istigfar okuyup başına üflemeli ve şifaya kavuşması için kısa bir dua etmelidir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Doktora gitmek ve ilaç kullanmak<br />
Sual: Bazı kimseler, hastalığı veren Allahü teâlâdır diyerek doktora gitmiyor ve ilaç kullanmıyorlar. Böyle yapmak uygun mudur?<br />
Cevap: Tedavi olmak yani doktora gitmek, ilaç kullanmak sünnettir. Hadis-i şerifte, (Hastalığınızı tedavi ediniz! Çünkü Allahü teâlâ ölümden başka her hastalık için deva, ilaç yaratmıştır) buyuruldu.<br />
<br />
Mevâhib-i ledünniyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyene şifa nasip olmaz) buyururdu.”<br />
<br />
Fatiha suresini okumanın, hastalıklara şifa olduğunu bildiren hadis-i şerifler Beydavi ve Çerhi tefsirlerinde ve Tefsir-i Mazheri’de yazılıdır. İmam-ı Kuşeyri hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Kur’an-ı kerimdeki altı şifa âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifa ihsan eder.”<br />
<br />
Âyet-i kerime ve dua elbette şifa verir. Fakat şartların gözetilmesi de lazımdır. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması şarttır. Hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, soğuktan sakınması, lüzumlu şeyleri yapması, haramdan, zulümden sakınması lâzımdır. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz) buyuruldu. Resulullah efendimiz hasta olunca, Kul-euzü’leri okuyup kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
Hastalıkların tedavisindeki sebepler<br />
Sual: Hastalıkların tedavisinde, doktor ve ilaçların dışında dinimizin tavsiye ettiği bir şey var mıdır?<br />
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi bir sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Hastalıkların tedavinde doktora gitmek, ilaç kullanmak maddi sebeplerdendir. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep ise, sadaka vermek, yetmiş kere Estagfirullah min külli mâ kerihallah duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Hadis-i şerifte;<br />
(Hastalarınızı, sadaka vererek tedavi ediniz!) buyurulmuştur. Fevâid-i Osmâniyye kitabında diyor ki:<br />
“Şifa için, tövbe ediniz ve istiğfar duasını çok okuyunuz. Yani, Estagfirullâhel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh deyiniz! Ölümden başka bütün dertlere, hastalıklara karşı faydalıdır. Ölüm hastasının ağrılarını, sancılarını giderir, rahat can vermesini sağlar. Hûd suresinde 52. âyetinde mealen; (İstiğfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim) buyuruldu. Hadis-i şerifte; (İstiğfara devam edeni Allahü teâlâ dertlerden kurtarır) buyuruldu.”<br />
<br />
Sual: Her hastalığın, her derdin çaresi, ilacı var mıdır?<br />
Cevap: Ölümden başka her derdin, her hastalığın, -bazı hastalıklar için şu anda ilaç, çare bulunamasa bile, hepsinin de- çaresi, ilacı vardır. Çünkü Peygamber efendimiz;<br />
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız, ölüme çare yoktur) buyurmuştur.<br />
<br />
<br />
Hadislerle Efsun ve Rukye<br />
Efsun ve Rukye Nedir?<br />
Efsun ve Rukye iki kısıma ayrılır:<br />
<br />
Birincisi Haram Olan: Efsun ve Rukye her ikisi de okuyup üflemekle insanı etki altına almak manalarına gelir. Bunun haram olanı büyü ve sihir yapan cincilerin uğraştığı, ayet ve dua dışında olan ve Allah’tan gayrını duaya ortak eden küfür ve şirk işleridir. Ayet ve duaları kullansalar bile bunun yanına meleklerin ismini yazarak veya Ashab-ı Kehf olan kimselerin isimlerini ve hatta köpeklerinin de ismini yazmaları yaptıkları işi batıla çeviren hususlardandır.<br />
<br />
İkincisi Helal Olan: Hak olan Efsun ve Rukye’ye gelince; Kur’an’dan ayetler veya dualar okuyup şifa dilemektir. Hastaya eliyle dokunmak ve ona üflemeye de Efsun denir. Halk arasında avsunlamak diye tabir edilen bu tedavi Allah’tan şifa dilemeye muvafık olduğu sürece helal olan bir tedavi yoludur.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerisinde küfür ve şirk olmayan okuyup üflemeye müsaade etmiş, hatta tavsiye etmiştir. Bu duaları yazıp boyuna veya duvarlara asmak asılsız işlerdendir. Zira ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne de onun ashabı böyle bir şey yapmamışlardır. Bilakis yasaklamışlardır!<br />
<br />
(1) İmrân bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Göz değmesinden ve zehirli hayvanların sokmasından başka hiçbir şey için rukye yoktur!”<br />
<br />
Ebu Davud 3884<br />
<br />
(2) Avf bin Mâlik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Biz cahiliye döneminde rukye yapıyorduk. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu rukye hakkında ne buyurursun? dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Rukyenizi bana arzedin, içerisinde şirk olmadıkça rukye de bir sakınca yoktur.”<br />
<br />
Ebu Davud 3886<br />
<br />
(3) Abdulaziz bin Suheyb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Enes (Radiyallahu Anh), Sabit el-Bunânî’ye:<br />
<br />
−‘Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?’ dedi. Sabit el-Bunânî’de:<br />
<br />
−‘Evet’ dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، إِشْفِهِ شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−‘Ey insanların Rabbi ve sıkıntıların gidericisi olan Allah’ım! Şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka bir şifa verici yoktur. Buna hiç hastalık bırakmayan bir şifa ver.’ diyerek dua etti.<br />
<br />
Ebu Davud 3890<br />
<br />
(4) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(5) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(6) Amr bin Şuayb (Radiyallahu Anh) babasından oda dedesinden şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabelerine korkudan kurtulmaları için şu kelimeleri öğretiyordu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّةِ، مِنْ غَضَبِهِ، وَشَرِّ عِبَادِهِ، وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ، وَأَنْ يَحْضُرُونَ<br />
<br />
“Allah’ın tam olan kelimeleri ile gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve şeytanların hazır olmasından sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3893<br />
<br />
(7) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(8) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(9) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(10) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
<br />
##########################<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KASiDEi BÜRDE ARAPÇA</span></span><br />
<br />
<br />
KASiDEi BÜRDE ARAPÇA<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182858" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V111220240111-N1.jpg</a> (Size: 105.52 KB / Downloads: 108)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182859" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N2.jpg</a> (Size: 161.29 KB / Downloads: 106)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182860" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N3.jpg</a> (Size: 164.82 KB / Downloads: 108)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182861" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N4.jpg</a> (Size: 162.6 KB / Downloads: 108)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182862" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N5.jpg</a> (Size: 156.12 KB / Downloads: 102)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182863" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N6.jpg</a> (Size: 161.41 KB / Downloads: 109)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182864" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N7.jpg</a> (Size: 159.93 KB / Downloads: 105)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182865" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N8.jpg</a> (Size: 153.38 KB / Downloads: 102)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182866" target="_blank" title="">Kasidei Bürde - V240420080028-N9.jpg</a> (Size: 143.94 KB / Downloads: 105)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKLAR</span></span><br />
<br />
islam ve ihsan <br />
TÜRKİYE TAKVİMİ<br />
Habertürk<br />
Dinimiz islam<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Sahih Hadisler<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırk senelik sihr dahî olsa, bunu yaparsan onu bozan ayet]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33617</link>
			<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 00:53:10 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33617</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk senelik sihr dahî olsa, bunu yaparsan onu bozan ayet</span></span><br />
<br />
Süleymâniyye kütübhânesi Lâleli kısmında, 3653 sayılı risâlenin 211.ci sahîfesinde diyor ki, (Cum’a günü seher vaktinde (Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Yani akşam ile imsâk vaktinin arasındaki müddetin son altıda biridir. Seher vaktinde yenilen yemeğe sahûr denir.) sağ elinin avucuna şu âyet yazılıp, sonra dili ile yalayıp yutulur. Kırk senelik sihr dahî olursa, def’ olur. Zâil olur. Nisâ sûresi 99.cu âyeti (ve men yahruc)den (rahîmâ)ya kadardır.<br />
<br />
internette Nisa  Suresi 100. ayet de geçiyor<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAZILCAK AYET BUDUR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LATiNCESi</span></span><br />
<br />
ve men yahruc min beytihî muhâciren ilâllâhi ve resûlihî summe yudrikhul mevtu fe kad vakaa ecruhu alâllâh(alâllâhi), ve kânallâhu gafûran rahîmâ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MEALi</span></span><br />
<br />
Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AYETiN TAMAMI BUDUR</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً ۚ وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve men yuhâcir fî sebîlillâhi yecid fîl ardı murâgamen kesîren veseah(veseaten), ve men yahruc min beytihî muhâciren ilâllâhi ve resûlihî summe yudrikhul mevtu fe kad vakaa ecruhu alâllâh(alâllâhi), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(4-Nisâ  Suresi 100. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NiSA SURESi 99. AYET BUDUR</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe ulâike asâllâhu en ya’fuve anhum ve kânallâhu afuvven gafûrâ(gafûren).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Nisa - 99. ayet)</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk senelik sihr dahî olsa, bunu yaparsan onu bozan ayet</span></span><br />
<br />
Süleymâniyye kütübhânesi Lâleli kısmında, 3653 sayılı risâlenin 211.ci sahîfesinde diyor ki, (Cum’a günü seher vaktinde (Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Yani akşam ile imsâk vaktinin arasındaki müddetin son altıda biridir. Seher vaktinde yenilen yemeğe sahûr denir.) sağ elinin avucuna şu âyet yazılıp, sonra dili ile yalayıp yutulur. Kırk senelik sihr dahî olursa, def’ olur. Zâil olur. Nisâ sûresi 99.cu âyeti (ve men yahruc)den (rahîmâ)ya kadardır.<br />
<br />
internette Nisa  Suresi 100. ayet de geçiyor<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAZILCAK AYET BUDUR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">LATiNCESi</span></span><br />
<br />
ve men yahruc min beytihî muhâciren ilâllâhi ve resûlihî summe yudrikhul mevtu fe kad vakaa ecruhu alâllâh(alâllâhi), ve kânallâhu gafûran rahîmâ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">MEALi</span></span><br />
<br />
Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AYETiN TAMAMI BUDUR</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً ۚ وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve men yuhâcir fî sebîlillâhi yecid fîl ardı murâgamen kesîren veseah(veseaten), ve men yahruc min beytihî muhâciren ilâllâhi ve resûlihî summe yudrikhul mevtu fe kad vakaa ecruhu alâllâh(alâllâhi), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(4-Nisâ  Suresi 100. Ayet)</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NiSA SURESi 99. AYET BUDUR</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe ulâike asâllâhu en ya’fuve anhum ve kânallâhu afuvven gafûrâ(gafûren).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Nisa - 99. ayet)</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Korku ve Beladan Korunma Duaları]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33614</link>
			<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 14:54:18 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33614</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korku ve Beladan Korunma Duaları</span></span><br />
<br />
Ka’bül Ahbar (r.a.) buyuruyor ki: “Bu ayetleri okuduğun takdirde yer ve gök afetlerinden, belalardan, düşmanın şerrinden, sihirbazın sihrinden bu duanın bereketiyle emin olursun.”(Mecmeatü’l-Ahzab)<br />
<br />
Muaz bin Cebel Hazretleri’nden naklolunan bir rivayete göre;<br />
--Kur’an’da yedi âyeti kerîme vardır.Herhangi bir mü’min bunları tahâreti kâmile ile üzerinde taşır ise, bütün canlı mahlûkatın dili o kimseye karşı bağlanmış olur ve o kimse hakkında herhangi kötü bir kelime sarf edemezler.<br />
--Ayrıca bu âyetleri taşıyan kimseyi her gören sever, onu taltif eder ve taleplerini de severek yerine getirir.<br />
--Üzerinde bulunan dünya ve ahrete ait her çeşit üzüntü gam ve kederleri yok olur.<br />
--Kimse ona zarar veremeyeceği gibi bu ayetlerin bereketiyle bütün düşmanlarına galip gelir.<br />
<br />
İmam Şehabettin Hazretleri’nin ise “Fevâid” isimli eserinde Kâ’b el-Ahbar /r.a) dan naklettiği bir rivayete göre;<br />
“Ben bizzat kendim bu ayetleri olduğum zaman gökyüzü yere inse ve yer ile gök birbiri üstüne kapansa bana herhangi bir zarar olur diye hiç endişe duymam ve Allah bana bu âyetler bereketiyle bir imdat yolu gösterip beni kurtarır”<br />
Yine hadisi şerifte nakledildiğine göre “Bir mü’min inanç ve tahareti kamile bu 7 ayeti okumaya devam eder ise gökten dünyaya Uhud dağı büyüklüğünde azap ve belalalr yağsa, bu ayetleri okuyan kimseye bu ayetlerin bereketiyle hiçbir zarar erişmez ve o kişi bütün belaları üzerinden def eder”<br />
<br />
Yine İmam Şehabettin hazretlerinin Hz. Ali (r.a) den yaptığı bir rivayet şöyledir.<br />
“Her kim bu ayetleri sabah ve akşam okumaya devam eder ise Allah o kimseyi zamanın hileleinden düşmanların ve hasetçilerin kurdukları tuzaklardan ve her çeşit şer ve belalardan koruru ve kendini himayesi altına alır”<br />
Ey Allahın azizi kulu!<br />
Sen bu âyetleri okumakla yada en azından mesut bir saatte güzelce temiz bir kağıt üzerine yazarak yanında bulundurmakla kendini fani dünyanın akla hayale gelen ve gelmeyen bin türlü fitne fesat ve belalarına karşı kale içerisine almış olursun.Bu ayetler inanan her insan için zırhtır.<br />
<br />
İşte o ayetler….<br />
1) Tevbe Sûresi, ayet: 51<br />
2) Yûnus Sûresi, ayet: 107<br />
3) Hûd Sûresi, ayet: 6<br />
4) Hûd Sûresi, ayet: 56<br />
5) Ankebut Suresi, ayet :60<br />
6) Fâtır Sûresi, ayet: 2<br />
7) Zümer Suresi, ayet: 38<br />
<br />
Bismillahirrahmanîrrahim<br />
<br />
Tevbe 51-<br />
<br />
قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ<br />
<br />
Kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun<br />
<br />
De ki: "Bize hiçbir zaman Allah'ın yazdığından başkası ulaşmaz.<br />
O, bizim Mevlamızdır ve mü'minler onun için yalnız Allah'a dayanıp güvensinler!"<br />
<br />
********************************************<br />
Yunus 107-<br />
<br />
وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَادَّ لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu<br />
ve iy yüridke bi hayrin fe la radde li fadlih yüsıybü bihı mey yeşaü min ıbadih ve hüvel ğafurur rahıym<br />
<br />
Ve eğer Allah sana bir keder dokunduracak olursa, onu O'ndan başka açacak yoktur;<br />
ve eğer O, sana bir hayır dilerse o zaman da O'nun lütfunu reddedecek yoktur.<br />
O, lütfunu kullarından dilediğine nasip eder.<br />
O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.<br />
<br />
*********************************************<br />
Hud 6-<br />
<br />
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُبِينٍ<br />
<br />
Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha<br />
ve ya'lemü müstekarraha<br />
ve müstevdeaha küllün fı kitabim mübın<br />
<br />
Yerde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir debelenen yoktur;<br />
O, onların duracakları yeri de, emanet edildikleri yeri de bilir.<br />
Onların hepsi açık bir kitaptadır.<br />
<br />
*********************************************<br />
Hud 56-<br />
<br />
إِنِّي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ رَبِّي وَرَبِّكُمْ مَا مِنْ دَابَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ<br />
<br />
İnnı tevekkeltü alellahi rabbı ve rabbiküm ma min dabbetin<br />
illa hüve ahızüm binasıyetiha inne rabbı ala sıratım müstekıym<br />
<br />
Ben kesinlikle hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmışım.<br />
O'nun perçeminden tutmadığı hiçbir canlı yoktur.<br />
Şüphe yok ki, Rabbim doğru bir yol üzerindedir.<br />
<br />
*********************************************<br />
Ankebut 60-<br />
<br />
<br />
وَكَأَيِّن مِن دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
<br />
Ve keeyyim min dabbetil la tahmilü rizkahellahü yerzükuha<br />
ve iyyaküm ve hüves semıul alım<br />
<br />
Nice hayvanlar var ki, rızkım (yanında) taşıyamaz;<br />
Allah onlara da rızık veriyor, size de!<br />
O herşeyi işitendir, bilendir.<br />
<br />
*********************************************<br />
Fatır 2-<br />
<br />
مَا يَفْتَحِ اللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِن بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ<br />
<br />
Ma yeftehıllahü lin nasi mir rahmetin fe la mümsike leha<br />
ve ma yümsik fe la mürsile lehu mim ba'dih ve hüvel azızül hakım<br />
<br />
Allah, insanlara rahmetinden her neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak kimse yoktur.<br />
Her neyi de tutar kısarsa onu da ondan sonra salacak yoktur.<br />
O, öyle güçlüdür, öyle hikmet sahibidir.<br />
<br />
<br />
*********************************************<br />
Zümer 38-<br />
<br />
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ<br />
<br />
<br />
Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellah<br />
kul eferaeytüm ma ted'une min dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihı<br />
ev eradenı bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetih<br />
kul hasbiyellah aleyhi yetevekkelül mütevekkilun<br />
<br />
Andolsun ki, onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan kesinlikle "Allah'tır" diyeceklerdir.<br />
De ki: "Gördünüz ya. Allah'tan başka çağırdıklarınızı, eğer Allah bana bir keder dilerse, onlar O'nun vereceği kederi açabilirler mi?<br />
Ya da O, bana bir rahmet dilerse onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi?"<br />
De ki:" Allah bana yeter!<br />
Tevekkül edenler hep O'na dayanır!" <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korku ve beladan korunma duaları</span></span><br />
<br />
Sual: Korku ve belalardan korunmak, kurtulmak için ne yapmalı, hangi duaları okumalı?<br />
CEVAP<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar. (Bu gece bir bela zuhur edecektir. [Besmele ile](Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.<br />
<br />
Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, imam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]<br />
<br />
Korkulu yerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olmak için Li ilafi’yi [Kureyş suresini] okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Gece ve gündüz, hiç olmazsa, 11 defa okumalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(“Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka” duasını okuyana, o yerden kalkıncaya kadar, hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]<br />
<br />
(Issız bir yerde, bir şey kaybeden veya bir yardıma ihtiyacı olan, “Ey Allah’ın kulları bana yardım edin” desin! Her yerde, sizin görmediğiniz Allah’ın kulları vardır. Korkulu yerde üç kere, Allah’ın kulları, bana yardım edin demelidir.) [Taberani]<br />
<br />
(Hasbiyallahü ve ni’mel vekil sözü her korku için bir emniyettir.) [Deylemi]<br />
<br />
Korkulu şeyden kurtulmak ve bir dileğe kavuşmak için Taha suresinin 37. âyetinden [velekaddan] 39. âyetin sonuna [ala ayniye] kadar olan kısım, su geçirmez bir şeye 7 defa sarıp veya içi görünmeyecek şekilde PVC yaptırıp yanında taşımalıdır. Faydası çok görülmüştür.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri cinden korunmak için ve korkulu zamanlarda, (Lâ havle velâ kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi.<br />
<br />
Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:<br />
Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için 500 kere Lâ havle velâ kuvvete illâ billah demeli, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüzer kere salevât-ı şerife okuyup dua etmelidir.<br />
<br />
Dertlerin, belaların gitmesi için, istiğfar okumak da çok faydalıdır, çok tecrübe edilmiştir. Hadis-i şerifte, (İstiğfara devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır) buyuruldu. İstiğfar, insanı her murada kavuşturur. Tevbe etmeli, istiğfarı çok okumalı. Bütün dertlere, sıkıntılara karşı faydalıdır. Allahü teâlâ, (İstiğfar okuyun; imdadınıza yetişirim) buyurdu. (Hud 52)<br />
<br />
(Merakıl-felah)daki hadis-i şerifte, (Her namazdan sonra, üç kere Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh okuyanın bütün günahları affolur) buyuruldu. Bu fakir [Muhammed Masum hazretleri] farz namazlardan sonra, 70 kere istiğfar okuyorum. Hadis-i şerife uyarak, üç defa (Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-kayyume ve etubü ileyh) okuduktan sonra, gerisinde yalnız (Estağfirullah) diyorum.<br />
<br />
Ali bin Ebi Bekr, (Mearicülhidaye)de diyor ki; İstiğfarlardan meşhur olanı, Peygamberimizden haber verilen, şu istiğfardır:<br />
(Bir kimse, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir li” 25 kere okursa, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde hiç kaza, bela olmaz.) Bunu ayrıca her sabah ve akşam da üç kere okumalıdır. [Günde 25 kere okunmalı, ayrıca sabah ve akşam üçer kere okunmalı]. Âlimlerin çoğu, talebe ve evlatlarına bunu okumalarını tavsiye etmişler, çok faydasını görmüşlerdir. (C.2, m.80)<br />
<br />
Tehlikeyi önleme duası:<br />
Şeyh Şihâbüddin Sühreverdi hazretleri buyurdu ki:<br />
Her sabah üç defa bu duayı okuyanı Hak teâlâ yanmaktan, boğulmaktan ve ani ölümden emin kılar:<br />
Bismillâhi mâ şâallah lâ kuvvete illâ billâh. Bismillâhi mâ şâallah lâ yesűkul hayre illallah. Bismillâhi mâ şâallah lâ yekşifüssűe illallah. Bismillâhi mâ şâallah küllü ni’metin minallah. Bismillâhi mâ şâallah el hayrü küllühü biyedillah. Bismillâhi mâ şâallah lâ yasrifüssűe illallah. Bismillâhi mâ şâallah mâ kâne min ni’metin fe minallah.<br />
<br />
Sual: Uykuda kabus görüyorum. Buna albastı karakura da deniyor. Üstüme biri çöküyor gibi oluyor. Ne yapayım?<br />
CEVAP<br />
Yatarken okunacak âyetleri doğru ve dikkatli okumalı.<br />
<br />
Sual: Yanımda kimse yok iken namaza durunca, kapı arasından, pencereden, evin bir köşesinden, veya arkamdan biri beni gözetliyor, gelip şimdi beni boğacak diye korkuyorum. Bundan kurtulmak için ne yapmam gerekir?<br />
CEVAP<br />
Aynı durumda olan birkaç okuyucumuza, Âyât-ı hıfz ile âyât-ı hırzı yanında taşımalarını, her gün okunması gereken duaları da okumalarını tavsiye etmiştik. Şimdi hepsi de, bu korkulu durumdan kurtulduklarını bize bildirdiler. Size de aynı şeyleri tavsiye ederiz.<br />
<br />
Sual: Âyât-ı hırzdan başka bir de Âyât-ı hıfz denilen dualar var. Bunları taşımanın faydası nedir?<br />
CEVAP<br />
Âyât-ı hıfz, koruyucu âyetlerdir. Kur'an-ı kerimdeki hıfz ile ilgili âyetler toplanıp yazılmıştır. Bunları taşımak, çeşitli sıkıntılardan, kaza ve beladan koruyucudur. Ayrıca dileklerin, muratların hasıl olması için muska gibi yapıp üste taşınır veya levha yapıp duvara asılır.<br />
<br />
Yıldırım ve şimşek çakması<br />
Sual: Gök gürültüsünden, şimşek ve yıldırım çakmasından, şiddetli yağmurdan çok korkuyorum. Okunacak bir dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:<br />
Gök gürültüsünü işiten, (Sübhanallahi yüsebbihür-ra’dü bihamdihi vel melaiketü min hifetihi vehüve alâ külli şey'in kadir) derse ona yıldırım isabet etmez. Şayet ederse ben diyetini vermeyi tekeffül ediyorum. (Tefsir-i Hazin)<br />
<br />
Şu aşağıdaki duaları da okumak müstehabdır. (Tahtavi)<br />
(Sübhanallahi ve bi-hamdihi, sübhanallahil azîm.)<br />
(Allahümme la tektülna bigadabike vela tühliküna biazabike veafina kalbe zalik.)<br />
<br />
İlk kısmı yıldırım duası olarak da okunan Ra’d suresinin 13. âyet-i kerimesinin tefsirlerdeki meali şöyledir:<br />
(Gök gürültüsü [nü işitenler] ve melekler korkularından hamd ile, [sübhanallahi vel- hamdülillahi, diyerek] tesbih ederler. O [Allahü teâlâ] yıldırımlar gönderip, onunla dilediğini çarpar. [Durum böyle iken, haddi aşan kâfirler], Allah ile mücadele ederler. Halbuki Allah'ın karşılık vermesi pek şiddetlidir.)<br />
<br />
Eshabı kiramdan Ânes radıyallahü anh bildiriyor ki:<br />
Resulullah efendimiz, bir sahabiyi, müşriklerin elebaşlarından birine hakka davet için gönderdiğinde o, (Beni davet ettiğiniz Rab demirden mi, bakırdan mı, gümüşten mi, altından mı) diyerek alay etmişti. O Sahabi, birkaç defa yine ona gidip hakkı tebliğ ettiyse de, herif-i na-şerif, yine alay ve inadından vazgeçmedi. Allahü teâlâ da, bir yıldırım ile onu yaktı. (Nesai)<br />
Herif-i na-şerif = şerif olmayan herif demektir; yani şerefsiz.<br />
<br />
Düşmandan korunmak için<br />
Sual: Düşman şerrinden korunmak için ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Şeytan ve düşman şerrinden ve kötü nazardan korunmak için, (Estağfirullah min külli mâ kerihallahül azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel-hayyel kayyûm ve etûbü ileyh) okumalı ve okurken, manasını düşünmelidir. (H.L.O iman)<br />
<br />
Mânâsı şöyledir: Razı olmadığın şeylerden, yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru ey büyük Allah’ım! Her şeyi yoktan var eden ve her an varlıkta durduran, yalnız Sensin! Sen hep varsın!<br />
<br />
Kaza beladan korunmak<br />
Sual: Kaza ve beladan korunmak için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
İhlas, Muavvizeteyn ve Fatiha suresini akşam, sabah üçer kere okuyan, malını, canını, çoluk çocuğunu, bütün belalardan muhafaza etmiş olur. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
(Evinden çıkarken iki rekât namaz kılan, dışarıdan gelecek her çeşit beladan korunur. Evine girince iki rekât namaz kılan da, içteki kötülüklerden korunmuş olur.) [Beyheki]<br />
<br />
(“La ilahe illa ente sübhâneke, innî küntü minez-zâlimin” duasını okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim]<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, yedi defa İhlas ve Muavizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan ve kötü işlerden korur.) [İ. Sünni]<br />
<br />
(Aksırınca “Elhamdülillah” diyeni, Hak teâlâ yetmiş çeşit beladan korur.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
(Sabreden beladan kurtulur.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
Sual: Deprem, yangın gibi bela ve kazalardan korunmak için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Çok dua var. Birkaçı şöyledir:<br />
(Eûzü bi-kelimâtillâhittâmmati min şerri külli şeytânin ve hâmmatin ve min şerri külli aynin lâmmetin) duası, her sabah ve akşam üç defa okunup kendi üzerine veya yanındakilerin üzerine üflenirse, göz değmesinden ve şeytanların ve hayvanların zararından korur. (Mevahib-i ledünniyye)<br />
Bir kimseye okurken, Eûzü yerine (Ü’îzüke) denir. İki kişiye okurken (Ü’îzükümâ) denir. İkiden fazla kimseye okurken, (Ü’îzüküm) demeli.<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, yedişer defa İhlâs ve Muavvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan ve kötü işlerden korur.) [Tergib-üs-salat]<br />
<br />
(Bir yere gelen, “Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka” okursa, o yerden kalkıncaya kadar, ona hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri, sefere giderken gece, bir handa kaldılar. (Bu gece, bu handa bir bela hâsıl olacak. “Bismillâhillezî lâ-yedurru ma’asmihî şey’ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüves-semî’ul’alîm” duasını okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Haber verilmeyen bir odadaki eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı. (Umdet-ül-İslam)<br />
<br />
Li ilafi suresini okuyan, korkulu yerlerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olur. Sabah akşam hiç olmazsa 11 defa okumalı. (2/69)<br />
<br />
Çok istiğfar etmeli. Bir hadis-i şerif meali: (İstiğfara devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
M. Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki: Belalardan, sıkıntılardan kurtulmak için, istiğfar okumak çok faydalıdır ve tecrübe edilmiştir. Ölümden başka, her dertten kurtarır. Eceli gelenin de, ağrısız, sıkıntısız ölümüne yardım eder. Her sıkıntıdan kurtulur ve rızkı artar. (2/80)<br />
<br />
(Estağfirullahel azîm ellezî lâ ilahe illâ hüverrahmanürrahîm el-hayy-ül-kayyûmüllezî la-yemûtü ve etûbü ileyh Rabbiğfir lî) istiğfarını 25 kere okuyanın odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde hiç kaza, bela olmaz. (Mearic-ül-hidaye) [Bunu ayrıca, sabah akşam üç kere okumalı.]<br />
<br />
(Bismillahirrahmanirrahîm ve lâ-havle ve la-kuvvete illâ billahil aliyyilazîm) okumanın, sinir hastalığına ve bütün hastalıklara iyi geldiğini, Enes bin Malik hazretleri haber verdi. (Tefsir-i Mazheri)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korku ve Beladan Korunma Duaları</span></span><br />
<br />
Ka’bül Ahbar (r.a.) buyuruyor ki: “Bu ayetleri okuduğun takdirde yer ve gök afetlerinden, belalardan, düşmanın şerrinden, sihirbazın sihrinden bu duanın bereketiyle emin olursun.”(Mecmeatü’l-Ahzab)<br />
<br />
Muaz bin Cebel Hazretleri’nden naklolunan bir rivayete göre;<br />
--Kur’an’da yedi âyeti kerîme vardır.Herhangi bir mü’min bunları tahâreti kâmile ile üzerinde taşır ise, bütün canlı mahlûkatın dili o kimseye karşı bağlanmış olur ve o kimse hakkında herhangi kötü bir kelime sarf edemezler.<br />
--Ayrıca bu âyetleri taşıyan kimseyi her gören sever, onu taltif eder ve taleplerini de severek yerine getirir.<br />
--Üzerinde bulunan dünya ve ahrete ait her çeşit üzüntü gam ve kederleri yok olur.<br />
--Kimse ona zarar veremeyeceği gibi bu ayetlerin bereketiyle bütün düşmanlarına galip gelir.<br />
<br />
İmam Şehabettin Hazretleri’nin ise “Fevâid” isimli eserinde Kâ’b el-Ahbar /r.a) dan naklettiği bir rivayete göre;<br />
“Ben bizzat kendim bu ayetleri olduğum zaman gökyüzü yere inse ve yer ile gök birbiri üstüne kapansa bana herhangi bir zarar olur diye hiç endişe duymam ve Allah bana bu âyetler bereketiyle bir imdat yolu gösterip beni kurtarır”<br />
Yine hadisi şerifte nakledildiğine göre “Bir mü’min inanç ve tahareti kamile bu 7 ayeti okumaya devam eder ise gökten dünyaya Uhud dağı büyüklüğünde azap ve belalalr yağsa, bu ayetleri okuyan kimseye bu ayetlerin bereketiyle hiçbir zarar erişmez ve o kişi bütün belaları üzerinden def eder”<br />
<br />
Yine İmam Şehabettin hazretlerinin Hz. Ali (r.a) den yaptığı bir rivayet şöyledir.<br />
“Her kim bu ayetleri sabah ve akşam okumaya devam eder ise Allah o kimseyi zamanın hileleinden düşmanların ve hasetçilerin kurdukları tuzaklardan ve her çeşit şer ve belalardan koruru ve kendini himayesi altına alır”<br />
Ey Allahın azizi kulu!<br />
Sen bu âyetleri okumakla yada en azından mesut bir saatte güzelce temiz bir kağıt üzerine yazarak yanında bulundurmakla kendini fani dünyanın akla hayale gelen ve gelmeyen bin türlü fitne fesat ve belalarına karşı kale içerisine almış olursun.Bu ayetler inanan her insan için zırhtır.<br />
<br />
İşte o ayetler….<br />
1) Tevbe Sûresi, ayet: 51<br />
2) Yûnus Sûresi, ayet: 107<br />
3) Hûd Sûresi, ayet: 6<br />
4) Hûd Sûresi, ayet: 56<br />
5) Ankebut Suresi, ayet :60<br />
6) Fâtır Sûresi, ayet: 2<br />
7) Zümer Suresi, ayet: 38<br />
<br />
Bismillahirrahmanîrrahim<br />
<br />
Tevbe 51-<br />
<br />
قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ<br />
<br />
Kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun<br />
<br />
De ki: "Bize hiçbir zaman Allah'ın yazdığından başkası ulaşmaz.<br />
O, bizim Mevlamızdır ve mü'minler onun için yalnız Allah'a dayanıp güvensinler!"<br />
<br />
********************************************<br />
Yunus 107-<br />
<br />
وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَادَّ لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ<br />
<br />
Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu<br />
ve iy yüridke bi hayrin fe la radde li fadlih yüsıybü bihı mey yeşaü min ıbadih ve hüvel ğafurur rahıym<br />
<br />
Ve eğer Allah sana bir keder dokunduracak olursa, onu O'ndan başka açacak yoktur;<br />
ve eğer O, sana bir hayır dilerse o zaman da O'nun lütfunu reddedecek yoktur.<br />
O, lütfunu kullarından dilediğine nasip eder.<br />
O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.<br />
<br />
*********************************************<br />
Hud 6-<br />
<br />
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُبِينٍ<br />
<br />
Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha<br />
ve ya'lemü müstekarraha<br />
ve müstevdeaha küllün fı kitabim mübın<br />
<br />
Yerde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir debelenen yoktur;<br />
O, onların duracakları yeri de, emanet edildikleri yeri de bilir.<br />
Onların hepsi açık bir kitaptadır.<br />
<br />
*********************************************<br />
Hud 56-<br />
<br />
إِنِّي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ رَبِّي وَرَبِّكُمْ مَا مِنْ دَابَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ<br />
<br />
İnnı tevekkeltü alellahi rabbı ve rabbiküm ma min dabbetin<br />
illa hüve ahızüm binasıyetiha inne rabbı ala sıratım müstekıym<br />
<br />
Ben kesinlikle hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmışım.<br />
O'nun perçeminden tutmadığı hiçbir canlı yoktur.<br />
Şüphe yok ki, Rabbim doğru bir yol üzerindedir.<br />
<br />
*********************************************<br />
Ankebut 60-<br />
<br />
<br />
وَكَأَيِّن مِن دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
<br />
Ve keeyyim min dabbetil la tahmilü rizkahellahü yerzükuha<br />
ve iyyaküm ve hüves semıul alım<br />
<br />
Nice hayvanlar var ki, rızkım (yanında) taşıyamaz;<br />
Allah onlara da rızık veriyor, size de!<br />
O herşeyi işitendir, bilendir.<br />
<br />
*********************************************<br />
Fatır 2-<br />
<br />
مَا يَفْتَحِ اللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِن بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ<br />
<br />
Ma yeftehıllahü lin nasi mir rahmetin fe la mümsike leha<br />
ve ma yümsik fe la mürsile lehu mim ba'dih ve hüvel azızül hakım<br />
<br />
Allah, insanlara rahmetinden her neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak kimse yoktur.<br />
Her neyi de tutar kısarsa onu da ondan sonra salacak yoktur.<br />
O, öyle güçlüdür, öyle hikmet sahibidir.<br />
<br />
<br />
*********************************************<br />
Zümer 38-<br />
<br />
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ<br />
<br />
<br />
Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellah<br />
kul eferaeytüm ma ted'une min dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihı<br />
ev eradenı bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetih<br />
kul hasbiyellah aleyhi yetevekkelül mütevekkilun<br />
<br />
Andolsun ki, onlara: "O gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan kesinlikle "Allah'tır" diyeceklerdir.<br />
De ki: "Gördünüz ya. Allah'tan başka çağırdıklarınızı, eğer Allah bana bir keder dilerse, onlar O'nun vereceği kederi açabilirler mi?<br />
Ya da O, bana bir rahmet dilerse onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi?"<br />
De ki:" Allah bana yeter!<br />
Tevekkül edenler hep O'na dayanır!" <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Korku ve beladan korunma duaları</span></span><br />
<br />
Sual: Korku ve belalardan korunmak, kurtulmak için ne yapmalı, hangi duaları okumalı?<br />
CEVAP<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar. (Bu gece bir bela zuhur edecektir. [Besmele ile](Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.<br />
<br />
Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, imam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]<br />
<br />
Korkulu yerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olmak için Li ilafi’yi [Kureyş suresini] okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Gece ve gündüz, hiç olmazsa, 11 defa okumalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(“Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka” duasını okuyana, o yerden kalkıncaya kadar, hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]<br />
<br />
(Issız bir yerde, bir şey kaybeden veya bir yardıma ihtiyacı olan, “Ey Allah’ın kulları bana yardım edin” desin! Her yerde, sizin görmediğiniz Allah’ın kulları vardır. Korkulu yerde üç kere, Allah’ın kulları, bana yardım edin demelidir.) [Taberani]<br />
<br />
(Hasbiyallahü ve ni’mel vekil sözü her korku için bir emniyettir.) [Deylemi]<br />
<br />
Korkulu şeyden kurtulmak ve bir dileğe kavuşmak için Taha suresinin 37. âyetinden [velekaddan] 39. âyetin sonuna [ala ayniye] kadar olan kısım, su geçirmez bir şeye 7 defa sarıp veya içi görünmeyecek şekilde PVC yaptırıp yanında taşımalıdır. Faydası çok görülmüştür.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri cinden korunmak için ve korkulu zamanlarda, (Lâ havle velâ kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi.<br />
<br />
Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:<br />
Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için 500 kere Lâ havle velâ kuvvete illâ billah demeli, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüzer kere salevât-ı şerife okuyup dua etmelidir.<br />
<br />
Dertlerin, belaların gitmesi için, istiğfar okumak da çok faydalıdır, çok tecrübe edilmiştir. Hadis-i şerifte, (İstiğfara devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır) buyuruldu. İstiğfar, insanı her murada kavuşturur. Tevbe etmeli, istiğfarı çok okumalı. Bütün dertlere, sıkıntılara karşı faydalıdır. Allahü teâlâ, (İstiğfar okuyun; imdadınıza yetişirim) buyurdu. (Hud 52)<br />
<br />
(Merakıl-felah)daki hadis-i şerifte, (Her namazdan sonra, üç kere Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh okuyanın bütün günahları affolur) buyuruldu. Bu fakir [Muhammed Masum hazretleri] farz namazlardan sonra, 70 kere istiğfar okuyorum. Hadis-i şerife uyarak, üç defa (Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-kayyume ve etubü ileyh) okuduktan sonra, gerisinde yalnız (Estağfirullah) diyorum.<br />
<br />
Ali bin Ebi Bekr, (Mearicülhidaye)de diyor ki; İstiğfarlardan meşhur olanı, Peygamberimizden haber verilen, şu istiğfardır:<br />
(Bir kimse, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir li” 25 kere okursa, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde hiç kaza, bela olmaz.) Bunu ayrıca her sabah ve akşam da üç kere okumalıdır. [Günde 25 kere okunmalı, ayrıca sabah ve akşam üçer kere okunmalı]. Âlimlerin çoğu, talebe ve evlatlarına bunu okumalarını tavsiye etmişler, çok faydasını görmüşlerdir. (C.2, m.80)<br />
<br />
Tehlikeyi önleme duası:<br />
Şeyh Şihâbüddin Sühreverdi hazretleri buyurdu ki:<br />
Her sabah üç defa bu duayı okuyanı Hak teâlâ yanmaktan, boğulmaktan ve ani ölümden emin kılar:<br />
Bismillâhi mâ şâallah lâ kuvvete illâ billâh. Bismillâhi mâ şâallah lâ yesűkul hayre illallah. Bismillâhi mâ şâallah lâ yekşifüssűe illallah. Bismillâhi mâ şâallah küllü ni’metin minallah. Bismillâhi mâ şâallah el hayrü küllühü biyedillah. Bismillâhi mâ şâallah lâ yasrifüssűe illallah. Bismillâhi mâ şâallah mâ kâne min ni’metin fe minallah.<br />
<br />
Sual: Uykuda kabus görüyorum. Buna albastı karakura da deniyor. Üstüme biri çöküyor gibi oluyor. Ne yapayım?<br />
CEVAP<br />
Yatarken okunacak âyetleri doğru ve dikkatli okumalı.<br />
<br />
Sual: Yanımda kimse yok iken namaza durunca, kapı arasından, pencereden, evin bir köşesinden, veya arkamdan biri beni gözetliyor, gelip şimdi beni boğacak diye korkuyorum. Bundan kurtulmak için ne yapmam gerekir?<br />
CEVAP<br />
Aynı durumda olan birkaç okuyucumuza, Âyât-ı hıfz ile âyât-ı hırzı yanında taşımalarını, her gün okunması gereken duaları da okumalarını tavsiye etmiştik. Şimdi hepsi de, bu korkulu durumdan kurtulduklarını bize bildirdiler. Size de aynı şeyleri tavsiye ederiz.<br />
<br />
Sual: Âyât-ı hırzdan başka bir de Âyât-ı hıfz denilen dualar var. Bunları taşımanın faydası nedir?<br />
CEVAP<br />
Âyât-ı hıfz, koruyucu âyetlerdir. Kur'an-ı kerimdeki hıfz ile ilgili âyetler toplanıp yazılmıştır. Bunları taşımak, çeşitli sıkıntılardan, kaza ve beladan koruyucudur. Ayrıca dileklerin, muratların hasıl olması için muska gibi yapıp üste taşınır veya levha yapıp duvara asılır.<br />
<br />
Yıldırım ve şimşek çakması<br />
Sual: Gök gürültüsünden, şimşek ve yıldırım çakmasından, şiddetli yağmurdan çok korkuyorum. Okunacak bir dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:<br />
Gök gürültüsünü işiten, (Sübhanallahi yüsebbihür-ra’dü bihamdihi vel melaiketü min hifetihi vehüve alâ külli şey'in kadir) derse ona yıldırım isabet etmez. Şayet ederse ben diyetini vermeyi tekeffül ediyorum. (Tefsir-i Hazin)<br />
<br />
Şu aşağıdaki duaları da okumak müstehabdır. (Tahtavi)<br />
(Sübhanallahi ve bi-hamdihi, sübhanallahil azîm.)<br />
(Allahümme la tektülna bigadabike vela tühliküna biazabike veafina kalbe zalik.)<br />
<br />
İlk kısmı yıldırım duası olarak da okunan Ra’d suresinin 13. âyet-i kerimesinin tefsirlerdeki meali şöyledir:<br />
(Gök gürültüsü [nü işitenler] ve melekler korkularından hamd ile, [sübhanallahi vel- hamdülillahi, diyerek] tesbih ederler. O [Allahü teâlâ] yıldırımlar gönderip, onunla dilediğini çarpar. [Durum böyle iken, haddi aşan kâfirler], Allah ile mücadele ederler. Halbuki Allah'ın karşılık vermesi pek şiddetlidir.)<br />
<br />
Eshabı kiramdan Ânes radıyallahü anh bildiriyor ki:<br />
Resulullah efendimiz, bir sahabiyi, müşriklerin elebaşlarından birine hakka davet için gönderdiğinde o, (Beni davet ettiğiniz Rab demirden mi, bakırdan mı, gümüşten mi, altından mı) diyerek alay etmişti. O Sahabi, birkaç defa yine ona gidip hakkı tebliğ ettiyse de, herif-i na-şerif, yine alay ve inadından vazgeçmedi. Allahü teâlâ da, bir yıldırım ile onu yaktı. (Nesai)<br />
Herif-i na-şerif = şerif olmayan herif demektir; yani şerefsiz.<br />
<br />
Düşmandan korunmak için<br />
Sual: Düşman şerrinden korunmak için ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Şeytan ve düşman şerrinden ve kötü nazardan korunmak için, (Estağfirullah min külli mâ kerihallahül azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel-hayyel kayyûm ve etûbü ileyh) okumalı ve okurken, manasını düşünmelidir. (H.L.O iman)<br />
<br />
Mânâsı şöyledir: Razı olmadığın şeylerden, yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru ey büyük Allah’ım! Her şeyi yoktan var eden ve her an varlıkta durduran, yalnız Sensin! Sen hep varsın!<br />
<br />
Kaza beladan korunmak<br />
Sual: Kaza ve beladan korunmak için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
İhlas, Muavvizeteyn ve Fatiha suresini akşam, sabah üçer kere okuyan, malını, canını, çoluk çocuğunu, bütün belalardan muhafaza etmiş olur. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
(Evinden çıkarken iki rekât namaz kılan, dışarıdan gelecek her çeşit beladan korunur. Evine girince iki rekât namaz kılan da, içteki kötülüklerden korunmuş olur.) [Beyheki]<br />
<br />
(“La ilahe illa ente sübhâneke, innî küntü minez-zâlimin” duasını okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim]<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, yedi defa İhlas ve Muavizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan ve kötü işlerden korur.) [İ. Sünni]<br />
<br />
(Aksırınca “Elhamdülillah” diyeni, Hak teâlâ yetmiş çeşit beladan korur.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
(Sabreden beladan kurtulur.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
Sual: Deprem, yangın gibi bela ve kazalardan korunmak için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Çok dua var. Birkaçı şöyledir:<br />
(Eûzü bi-kelimâtillâhittâmmati min şerri külli şeytânin ve hâmmatin ve min şerri külli aynin lâmmetin) duası, her sabah ve akşam üç defa okunup kendi üzerine veya yanındakilerin üzerine üflenirse, göz değmesinden ve şeytanların ve hayvanların zararından korur. (Mevahib-i ledünniyye)<br />
Bir kimseye okurken, Eûzü yerine (Ü’îzüke) denir. İki kişiye okurken (Ü’îzükümâ) denir. İkiden fazla kimseye okurken, (Ü’îzüküm) demeli.<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, yedişer defa İhlâs ve Muavvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan ve kötü işlerden korur.) [Tergib-üs-salat]<br />
<br />
(Bir yere gelen, “Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka” okursa, o yerden kalkıncaya kadar, ona hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri, sefere giderken gece, bir handa kaldılar. (Bu gece, bu handa bir bela hâsıl olacak. “Bismillâhillezî lâ-yedurru ma’asmihî şey’ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüves-semî’ul’alîm” duasını okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Haber verilmeyen bir odadaki eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı. (Umdet-ül-İslam)<br />
<br />
Li ilafi suresini okuyan, korkulu yerlerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olur. Sabah akşam hiç olmazsa 11 defa okumalı. (2/69)<br />
<br />
Çok istiğfar etmeli. Bir hadis-i şerif meali: (İstiğfara devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
M. Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki: Belalardan, sıkıntılardan kurtulmak için, istiğfar okumak çok faydalıdır ve tecrübe edilmiştir. Ölümden başka, her dertten kurtarır. Eceli gelenin de, ağrısız, sıkıntısız ölümüne yardım eder. Her sıkıntıdan kurtulur ve rızkı artar. (2/80)<br />
<br />
(Estağfirullahel azîm ellezî lâ ilahe illâ hüverrahmanürrahîm el-hayy-ül-kayyûmüllezî la-yemûtü ve etûbü ileyh Rabbiğfir lî) istiğfarını 25 kere okuyanın odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde hiç kaza, bela olmaz. (Mearic-ül-hidaye) [Bunu ayrıca, sabah akşam üç kere okumalı.]<br />
<br />
(Bismillahirrahmanirrahîm ve lâ-havle ve la-kuvvete illâ billahil aliyyilazîm) okumanın, sinir hastalığına ve bütün hastalıklara iyi geldiğini, Enes bin Malik hazretleri haber verdi. (Tefsir-i Mazheri)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurandaki Ayat-ı Hırz veyahutta Ayat-ı Hıfz  Nelerdir (Korunma / Sığınma Ayetleri)]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33613</link>
			<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 14:35:44 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33613</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurandaki Ayat-ı Hırz veyahutta Ayat-ı Hıfz  Nelerdir (Korunma / Sığınma Ayetleri) </span></span><br />
<br />
Hırz, cin ve şeytan gibi varlıkların şerrinden korunmak, hastalık ve musibet gibi rahatsızlıklardan kurtulmak demektir. Bu maksatla okunan ayetlere de "Hırz Ayetleri" denilir.<br />
<br />
Söz konusu ayetler cin ve şeytan şerrinden kurtulmak için ve sara hastalığına ve sihre, büyüye karşı korunmak için yedi gün okunur ve bu ayetleri kişi aynı zamanda üzerinde de taşıyabilir.<br />
<br />
- Ancak bu gibi, duaların, özellikle ayetlerin -az bir kısmı hariç- kaynağı hadislerden ziyade, salih kimselerin tecrübeleridir. Nitekim Suyutî de bu konuda şunları söylemiştir:<br />
<br />
“Müelliflerin ‘Kur’an’ın havassı’ olarak zikrettikleri hususların büyük bir kısmı salih kimselerin tecrübelerine dayanır.” (bk. İtkan, 2/434)<br />
<br />
- Bununla beraber, 33 ayetin koruyucu olduğuna dair İbn Ömer’den rivayet edilen bir hadiste konu Hz. Peygamber’e dayandırılmıştır.  <br />
İlgili ayetler şunlardır:<br />
<br />
Bakara: 1-5 (Mukattaat harfi sayılmadığı için dört ayet denilmiş), 255-257, Bakara: 284-286. Araf: 54-56. İsra: 110. Saffat: 1-11, Rahman: 33-34. Haşir: 21-24. Cin: 1-4(Eli-Lam-Mim hariç ayetlerin adedi 33’tür.)<br />
<br />
İbn Neccar’ın rivayet ettiği bu hadis için (bk. Suyuti, ed-Durru’l-Mensur, 1/70-71) sahih olup olmadığını gösteren bir değerlendirmeye rastlayamadık.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayat-ı Hırz Nedir Nasıl Okunur?</span></span><br />
<br />
Abdest alınıp, 7 istigfar ve 11 salevat okunup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okunmalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürülmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defası sonunda, bir Fatiha okuyarak sevabı,<br />
Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buharî, Ahmed Rifai ve İmam-ı Rabbanî hazretlerinin ruhuna hediye edilmeli. Bir nüsha da yazıp, yanında taşırsa, sihirden, büyüden, nazar değmesinden korur. Muradı hasıl olur.<br />
<br />
Ayat-i hırz nedir?<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayat-i hırz, şu sure ve ayetlerdir:</span></span><br />
<br />
Fatiha, Bekara 1,2,3,4,5 ve 163,164 ve 255, 256,257 ve 285,286, Al-i İmran 18,19. ayetten sadece: “İnneddine indellah-il-islâm” kısmı, Al-i İmran 26,27, Al-i İmran 154, Enam 17, Araf 54, 55,56, Tevbe 51, Tevbe 128,129, Yunüs 107, Hud 56, İbrahim 12, İsra 43 ve 110,111, Müminun 116,117,118, Ankebut 60, Rum 17,18, Fatır 2, Yasin 83, Saffat 1,2,3,4, 5,6,7,8,9,10,11, Saffat 180,181,182, Feth 27, 28,29, Rahman 33,34,35,36, Hadid 1,2,3,4,5, Haşr 21,22,23,24, Cin 1,2,3,4,5,6, Buruc 20, 21,22, İhlas, Felak ve Nas sureleri.<br />
Ruhu sıkıntılar için ayrıca fenni tedavi için doktora da gitmek gerekir. Organik bir rahatsızlık da olabilir. Peygamber efendimizin üç türlü ilaç kullandığı bildirilmiştir. Kur’an-ı kerim veya duâ okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı.<br />
<br />
Kitaplarda verilen bilgilere göre, Hırz ayetleri Kur'an-ı Kerim'deki sırasıyla şunlardır:<br />
<br />
- Fâtiha suresi,<br />
<br />
- Bakara suresi: 1-5; 163,164; 255-257 ve 285, 286. ayetler,<br />
<br />
- Âl-i İmrân suresi: 18,19. âyetten sadece: "İnneddîne indellâh-il-islâm" kısmı, 26, 27, 154. ayetler,<br />
<br />
- En'âm suresi: 17. ayet,<br />
<br />
- A'râf suresi: 54-56. ayetler,<br />
<br />
- Tevbe suresi: 51,128 ve 129. ayetler,<br />
<br />
- Yunûs suresi: 107. ayet,<br />
<br />
- Hûd suresi: 56. ayet,<br />
<br />
- İbrahim suresi: 12. ayet,<br />
<br />
- İsrâ suresi: 43, 110 ve 111. ayetler,<br />
<br />
- Mü'minûn suresi: 116-118. ayetler,<br />
<br />
- Ankebût suresi: 60. ayet,<br />
<br />
- Rûm suresi: 17 ve 18. ayetler,<br />
<br />
- Fâtır suresi: 2. ayet,<br />
<br />
- Yasin suresi: 83. ayet,<br />
<br />
- Saffât suresi: 1-11 (ilk on bir ayet), 180-182. ayetler,<br />
<br />
- Feth suresi: 27-29. ayetler,<br />
<br />
- Rahmân suresi: 33-36. ayetler,<br />
<br />
- Hadîd suresi: 1-5 (ilk beş) ayetler,<br />
<br />
- Haşr suresi: 21-24. ayetler,<br />
<br />
- Cin suresi: 1-6 (ilk altı) ayetler,<br />
<br />
- Burûc suresi: 20-22. ayetler,<br />
<br />
- İhlâs suresi,<br />
<br />
- Felak ve Nâs sûreleri.<br />
<br />
Bu ayetler cin ve şeytan şerrinden kurtulmak için ve sara hastalığına ve sihre, büyüye karşı korunmak için yedi gün okunur ve bu âyetleri kişi üzerinde taşıyabilir.<br />
<br />
Kurandaki Ayat-ı Hırz veyahutta Ayat-ı Hıfz (Korunma / Sığınma Ayetleri)nin Arapçası Bunlardır<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
الفاتحة<br />
<br />
بِسْمِ اللَّـهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
١﴾ الْحَمْدُ لِلَّـهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿٢﴾ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ ﴿٣﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ﴿٤﴾إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿٥﴾ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿٦﴾صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ ﴿٧<br />
<br />
البقرة<br />
<br />
الم ﴿١﴾ ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ ﴿٢﴾الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ ﴿٣﴾ وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ﴿٤﴾ أُولَـٰئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُولَـٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿٥<br />
<br />
 وَإِلَـٰهُكُمْ إِلَـٰهٌ وَاحِدٌ لَّا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمَـٰنُ الرَّحِيمُ ﴿١٦٣﴾ إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِي تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ النَّاسَ وَمَا أَنزَلَ اللَّـهُ مِنَ السَّمَاءِ مِن مَّاءٍ فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَابَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴿١٦٤<br />
<br />
اللَّـهُ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ﴿٢٥٥﴾ لَا إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَن يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللَّـهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىٰ لَا انفِصَامَ لَهَا وَاللَّـهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ﴿٢٥٦﴾ اللَّـهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا أَوْلِيَاؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ أُولَـٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ ﴿٢٥٧<br />
<br />
 آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّـهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ﴿٢٨٥﴾ لَا يُكَلِّفُ اللَّـهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلَانَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ﴿٢٨٦ <br />
<br />
آل عمران<br />
<br />
 شَهِدَ اللَّـهُ أَنَّهُ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ وَالْمَلَائِكَةُ وَأُولُو الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿١٨﴾ إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللَّـهِ الْإِسْلَامُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللَّـهِ فَإِنَّ اللَّـهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ﴿١٩<br />
<br />
قُلِ اللَّـهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاءُ وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٢٦﴾تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ﴿٢٧<br />
<br />
 ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَىٰ طَائِفَةً مِّنكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللَّـهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ الْأَمْرِ مِن شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الْأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّـهِ يُخْفُونَ فِي أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْأَمْرِ شَيْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَاهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللَّـهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللَّـهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿١٥٤<br />
<br />
الانعام<br />
<br />
وَإِن يَمْسَسْكَ اللَّـهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿١٧<br />
<br />
الاعراف<br />
<br />
 إِنَّ رَبَّكُمُ اللَّـهُ الَّذي خَلَقَ السَّماواتِ وَالأَرضَ في سِتَّةِ أَيّامٍ ثُمَّ استَوى عَلَى العَرشِ يُغشِي اللَّيلَ النَّهارَ يَطلُبُهُ حَثيثًا وَالشَّمسَ وَالقَمَرَ وَالنُّجومَ مُسَخَّراتٍ بِأَمرِهِ أَلا لَهُ الخَلقُ وَالأَمرُ تَبارَكَ اللَّـهُ رَبُّ العالَمينَ ﴿٥٤﴾ ادعوا رَبَّكُم تَضَرُّعًا وَخُفيَةً إِنَّهُ لا يُحِبُّ المُعتَدينَ ﴿٥٥﴾ وَلا تُفسِدوا فِي الأَرضِ بَعدَ إِصلاحِها وَادعوهُ خَوفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحمَتَ اللَّـهِ قَريبٌ مِنَ المُحسِنينَ ﴿٥٦<br />
<br />
التوبة<br />
<br />
 قُل لَن يُصيبَنا إِلّا ما كَتَبَ اللَّـهُ لَنا هُوَ مَولانا وَعَلَى اللَّـهِ فَليَتَوَكَّلِ المُؤمِنونَ ﴿٥١<br />
<br />
لَقَد جاءَكُم رَسولٌ مِن أَنفُسِكُم عَزيزٌ عَلَيهِ ما عَنِتُّم حَريصٌ عَلَيكُم بِالمُؤمِنينَ رَءوفٌ رَحيمٌ ﴿١٢٨﴾ فَإِن تَوَلَّوا فَقُل حَسبِيَ اللَّـهُ لا إِلـهَ إِلّا هُوَ عَلَيهِ تَوَكَّلتُ وَهُوَ رَبُّ العَرشِ العَظيمِ ﴿١٢٩<br />
<br />
يونس<br />
<br />
وَإِن يَمسَسكَ اللَّـهُ بِضُرٍّ فَلا كاشِفَ لَهُ إِلّا هُوَ وَإِن يُرِدكَ بِخَيرٍ فَلا رادَّ لِفَضلِهِ يُصيبُ بِهِ مَن يَشاءُ مِن عِبادِهِ وَهُوَ الغَفورُ الرَّحيمُ ﴿١٠٧<br />
<br />
هود<br />
<br />
 إِنّي تَوَكَّلتُ عَلَى اللَّـهِ رَبّي وَرَبِّكُم ما مِن دابَّةٍ إِلّا هُوَ آخِذٌ بِناصِيَتِها إِنَّ رَبّي عَلى صِراطٍ مُستَقيمٍ ﴿٥٦<br />
<br />
ابراهيم<br />
<br />
 وَما لَنا أَلّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللَّـهِ وَقَد هَدانا سُبُلَنا وَلَنَصبِرَنَّ عَلى ما آذَيتُمونا وَعَلَى اللَّـهِ فَليَتَوَكَّلِ المُتَوَكِّلونَ﴿١٢﴾<br />
<br />
اسراء<br />
<br />
سُبحانَهُ وَتَعالى عَمّا يَقولونَ عُلُوًّا كَبيرًا ﴿٤٣<br />
<br />
قُلِ ادعُوا اللَّـهَ أَوِ ادعُوا الرَّحمـنَ أَيًّا ما تَدعوا فَلَهُ الأَسماءُ الحُسنى وَلا تَجهَر بِصَلاتِكَ وَلا تُخافِت بِها وَابتَغِ بَينَ ذلِكَ سَبيلًا﴿١١٠﴾ وَقُلِ الحَمدُ لِلَّـهِ الَّذي لَم يَتَّخِذ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَهُ شَريكٌ فِي المُلكِ وَلَم يَكُن لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرهُ تَكبيرًا﴿١١١<br />
<br />
المؤمنون<br />
<br />
فَتَعَالَى اللَّـهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ لَا إِلَـهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ﴿١١٦﴾ وَمَن يَدْعُ مَعَ اللَّـهِ إِلَـهًا آخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ فَإِنَّمَا حِسَابُهُ عِندَ رَبِّهِ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ ﴿١١٧﴾ وَقُل رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ﴿١١٨<br />
<br />
العنكبوت<br />
<br />
 وَكَأَيِّن مِّن دَابَّةٍ لَّا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّـهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ﴿٦٠<br />
<br />
الروم<br />
<br />
 فَسُبْحَانَ اللَّـهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ﴿١٧﴾ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ ﴿١٨<br />
<br />
فاطر<br />
<br />
 مَّا يَفْتَحِ اللَّـهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِن بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٢<br />
<br />
يس<br />
<br />
 فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٨٣<br />
<br />
الصافات<br />
<br />
وَالصَّافَّاتِ صَفًّا ﴿١﴾ فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا ﴿٢﴾ فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا ﴿٣﴾ إِنَّ إِلَـهَكُمْ لَوَاحِدٌ ﴿٤﴾ رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ﴿٥﴾ إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ ﴿٦﴾ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَانٍ مَّارِدٍ ﴿٧﴾ لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَى وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ ﴿٨﴾دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ ﴿٩﴾ إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ﴿١٠﴾ فَاسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَا إِنَّا خَلَقْنَاهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍ﴿١١<br />
<br />
 سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ﴿١٨٠﴾ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ﴿١٨١﴾ وَالْحَمْدُ لِلَّـهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴿١٨٢<br />
<br />
الفتح<br />
<br />
لَّقَدْ صَدَقَ اللَّـهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِن شَاءَ اللَّـهُ آمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا ﴿٢٧﴾ هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَكَفَى بِاللَّـهِ شَهِيدًا ﴿٢٨﴾ مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّـهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّـهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّـهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا ﴿٢٩<br />
<br />
الرحمن<br />
<br />
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ ﴿٣٣﴾ فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٤﴾ يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ ﴿٣٥﴾ فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٦<br />
<br />
الحديد<br />
<br />
سَبَّحَ لِلَّـهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿١﴾ لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٢﴾ هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ﴿٣﴾ هُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللَّـهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿٤﴾ لَّهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّـهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ ﴿٥<br />
<br />
الحشر<br />
<br />
لَوْ أَنزَلْنَا هَـذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّـهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾ هُوَ اللَّـهُ الَّذِي لَا إِلَـهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَـنُ الرَّحِيمُ ﴿٢٢﴾ هُوَ اللَّـهُ الَّذِي لَا إِلَـهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّـهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣﴾ هُوَ اللَّـهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٢٤<br />
<br />
الجن<br />
<br />
قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ﴿١﴾يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَا أَحَدًا ﴿٢﴾ وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا ﴿٣﴾ وَأَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى اللَّـهِ شَطَطًا ﴿٤﴾وَأَنَّا ظَنَنَّا أَن لَّن تَقُولَ الْإِنسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللَّـهِ كَذِبًا ﴿٥﴾ وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ الْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا ﴿٦<br />
<br />
البروج<br />
<br />
 وَاللَّـهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ ﴿٢٠﴾ بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ ﴿٢١﴾ فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ ﴿٢٢<br />
<br />
الاخلاص<br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّـهُ أَحَدٌ ﴿١﴾ اللَّـهُ الصَّمَدُ ﴿٢﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ﴿٣﴾ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ ﴿٤<br />
<br />
الفلق<br />
<br />
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ﴿١﴾ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ ﴿٢﴾ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ ﴿٣﴾ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ﴿٤﴾وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ﴿٥<br />
<br />
الناس<br />
<br />
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ﴿١﴾ مَلِكِ النَّاسِ ﴿٢﴾ إِلَـهِ النَّاسِ﴿٣﴾ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ﴿٤﴾ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ ﴿٥﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ﴿<br />
</span><br />
<br />
Ayat-i Hırz  Latin Harfleriyle<br />
Abdest alınıp, 7 istigfar ve 11 salevat okunup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okunmalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürülmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defası sonunda, bir Fatiha okuyarak sevabı,<br />
Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buharî, Ahmed Rifai ve İmam-ı Rabbanî hazretlerinin ruhuna hediye edilmeli. Bir nüsha da yazıp, yanında taşırsa, sihirden, büyüden, nazar değmesinden korur. Muradı hasıl olur.<br />
Saralı veya felçli hastalara üç veya yedi gün okunur. Hirz Ayetleri de yazılıp saralı veya felçli kimsenin üzerine takılırsa, Allah Teala hazretlerinin izniyle bu hastayı bir daha sara ılleti tutmaz, hiçbir sihir tesir etmez, cin, şeytan ve insanların şerrinden de emin olur.<br />
Bu Hirz Ayetlerini misk ve zaferan ile bir kağıt üzerine yazıp yazıyı su ile sildikten sonra, bu suyu hasta içerse, Allah Teala nın izniyle şifa bulur.<br />
Bu Hirz Ayetlerini duasıyla beraber oturduğun yerden saralı şahsa yönelerek oku ve belirliten yerlerde nefes et.<br />
Eğer sara, felç veya kulunç bir sene içinde olmuş ise günde bir defa sabah veya ikindiden sonra üç gün okursun. Eğer hastalık bir seneden önce olmuş ise günde iki defa sabah ve akşam yedi gün okursun. Hirz Ayetlerinide yazıp hastanın üzerine takarsan, Allah c.c. ın izniyle saralı hasta şifa bulur.<br />
Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
“Her kim bu Hirz Ayetlerini okursa, o gün ve gecede o kimseye ne cinni ne insan nede hayvan şerri dokunur. Cenabu Hak bu Ayeti kerimelerin hürmetine, o kişiye her hususta yardım eder. Kendisine olduğu gibi, malını ve çocuğunuda muhafaza eder.”<br />
İstiğfar<br />
Estağfirullah (7 defa)<br />
Salavat ı şerife<br />
“Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed ” (11 defa)<br />
Fatiha<br />
Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel müstakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
Bakara<br />
1. Elif lam mim<br />
2. Zalikel kitabü la raybe fıh* hüdel lil müttekıyn<br />
3. Ellezıne yü’minune bil ğaybi ve yükıymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun<br />
4. Vellezine yü’minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik* ve bil ahırati hüm yukınun<br />
5. Ülaike ala hüdem mir rabbihim ve ülaike hümül müflihun<br />
163. Ve ilahüküm ilahüv vahıd* la ilahe illa hüver rahmanür rahıym<br />
164. İnne fı halkıs semavati vel erdı vahtilafil leyli ven nehari vel fülkilletı tecrı fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelellahü mines semai mim main fe ahya bihil erda ba’de mevtiha ve besse fıha min külli dabbetiv ve tasrıfir riyahı ves sehabil müsahhari beynes semai vel erdı le ayatil li kavmiy ya’kılun<br />
255. Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum* la te’huzühu sinetüv vela nevm* lehu ma fis semavati ve ma fil ard* men zellezı yeşfeu ındehu illa bi iznih* ya’lemü ma beyne eydıhim ve ma halfehüm* ve la yühıytune bi şey’im min ılmihı illa bi ma şa’* vesia kürsiyyühüs semavati vel ard* ve la yeudühu hıfzuhüma* ve hüvel alıyyül azıym<br />
256. La ikrahe fid dıni kad tebeyyener ruşdü minel ğayy* fe mey yekfür bit tağuti ve yü’mim billahi fe kadistemseke bil urvetil vüska lenfisame leha* vallahü semıun alım<br />
257. Allahü veliyyüllezıne amenu yuhricühüm minez zulümati ilen nur* vellezıne keferu evliyaühümüt tağutü yuhricunehüm minen nuri ilez zulümat* ülaike ashabün nar* hüm fıha halidun<br />
285. Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihı vel mü’minun* küllün amene billahi ve melaiketihı ve kütübihı ve rusülih* la nüferriku beyne ehadim mir rusülih* ve kalu semı’na ve eta’na ğufraneke rabbena ve ileykel masıyr<br />
286. La yükellifüllahü nefsen illa vüs’aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la tüahızna in nesına ev ahta’na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina* rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih* va’fü anna* vağfir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın<br />
Al i İmran  <br />
18. Şehıdellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ılmi kaimem bil kıst* la ilahe illa hüvel azızül hakım<br />
19. İnned dıne indellahil İslam<br />
26. Kulillahümme malikel mülki tü’til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa’* ve tüızzü men teşaü ve tüzillü men teşa’* bi yedikel hayr* inneke ala külli şey’in kadır<br />
27. Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl* ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy* ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab<br />
154. Sümme enzele aleyküm mim ba’dil ğammi emeneten nüasey yağşa taifetem minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahi ğayral hakkı zannel cahiliyyeh* yekulune hel lena minel emri min şey’* kul innel emra küllehu lillah* yuhfune fı enfüsihim ma la yübdune lek* yekulune lev kane lena minel emri şey’üm ma kutilna hahüna* kul lev küntüm fı büyutiküm le berazellezıne kütibe aleyhimül katlü ila medaciıhim* ve li yebteliyellahü ma fı suduriküm ve li yümehhısa ma fı kulubiküm* vallahü alımüm bi zatis sudur<br />
Enam<br />
17. Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve iy yemseske bi hayrin fe hüve ala külli şey’in kadır<br />
Araf<br />
54. İnne rabbekümüllahüllezı halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasısev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemın<br />
55. Üd’u rabbeküm tedarruav ve hufyeh innehu la yühıbbül mu’tedın<br />
56. Ve la tüfsidu fil erdı ba’de ıslahıha ved’uhü havfev ve tamea inne rahmetellahi karıbüm minel muhsinın<br />
Tevbe<br />
51. kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü’minun<br />
128. le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azızün aleyhi ma anittüm harısun aleyküm bil mü’minıne raufür rahıym<br />
129. fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym<br />
Yunus<br />
107. Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve iy yüridke bi hayrin fe la radde li fadlih yüsıybü bihı mey yeşaü min ıbadih ve hüvel ğafurur rahıym<br />
Hud<br />
56. innı tevekkeltü alellahi rabbı ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahızüm binasıyetiha inne rabbı ala sıratım müstekıym<br />
İbrahim<br />
12. Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve lenasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil müteveklkilun<br />
İsra<br />
43. Sübhanehu ve teala amma yekulune ulüvven kebıra<br />
110. Kulid’ullahe evid’ur rahman eyyem ma ted’u fe lehül esmaül husna ve la techer bi salatike ve la tühafit biha vebteğı beyne zalike sebıla<br />
111. Ve kulil hamdü lillahillezı lem yettehız veledev ve lem yekül lehu şerıkün fil mülki ve lem yekül lehu veliyyüm minez zülli ve kebbirhü tekbıra<br />
Muminun<br />
116. Fe teallellahül melikül hakk la ilahe illa hu rabbül arşil kerım<br />
117. Ve mey yed’u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihı fe innema hısabühu ınde rabbih innehu la yüflihul kafirun<br />
118. Ve kur rabbığfir verham ve ente hayrur rahımın<br />
Ankebut<br />
60. Ve keeyyim min dabbetil la tahmilü rizkahellahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semıul alım<br />
Rum<br />
17. Fe sübhanellahi hıyne tübsune ve hıyne tusbihun<br />
18. Ve lehül hamdü fis semavati vel erdı ve aşiyyev ve hıyne tuzhirun<br />
Fatır<br />
2. Ma yeftehıllahü lin nasi mir rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu mim ba’dih ve hüvel azızül hakım<br />
Yasin<br />
83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun<br />
Saffat<br />
1. Vessaffati saffa<br />
2. Fezzacirati zecra<br />
3. Fettaliyati zikra<br />
4. İnne ilaheküm le vahıd<br />
5. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehüma ve rabbül meşarık<br />
6. İnna zeyyennes semaed dünya bi zınetinil kevakib<br />
7. Ve hıfzam min külli şeytanim marid<br />
8. La yessemmeune ilel meleil a’la ve yukzefune min külli canib<br />
9. Dühurav ve lehüm azabüv vasıb<br />
10. İlla men hatfel hatfete fe etbeahu şihabün sakıb<br />
11. Festeftihim ehüm eşddü halkan em men halakna inna halaknahüm min tıynil lazib<br />
180. Sübhane rabbike rabbil ızzeti amma yesfun<br />
181. Ve selamün alel murselın<br />
182. Vel hamdü lillahi rabbil alemın<br />
Fetih<br />
27. Le kad sadekallahü rasulehür ru’ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminıne muhallikıyne ruuseküm ve mükassıriyne la tehafun fe alime ma lem ta’lemu fe ceale min duni zalike fethan karıba<br />
28. Hüvellezı ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllih Ve kefa billahi şehıda<br />
29. Muhammedür rasulüllah vellezıne meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer’ın ahrace şat’ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu’cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma<br />
Rahman<br />
33. Ya ma’şerelcinni vel’insi inisteta’tum en tenfusu min aktarissemavati vel’ardı fenfuzu la tenfizune illa bisultanin.<br />
34. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.<br />
35. Yurselu ‘aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fela tentesırani.<br />
36. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.<br />
Hadid<br />
1. Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardı ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
2. Lehu mulkussemavati vel’ardı yuhyiy ve yumiytu ve huve ‘ala kulli şey’in kadiyrun.<br />
3. Huvel’evvelu vel’ahıru vezzahiru velbatınu ve huve bikulli şey’in ‘aliymun.<br />
4. Huvelleziy halekassemavati vel’arda fiy sitteti eyyamin summesteva ‘alel’arşi ya’lemu ma yelicu fiylardı ve ma yahrucu minha ve ma yenzilu minessemai ve ma ya’rucu fiyha ve huve me’akum eyne ma kuntum vallahu bima ta’melune besıyrun.<br />
5. Lehu mulkussemavati vel’ardı ve ilellahi turce’ul’umuru.<br />
Haşr<br />
21. Lev enzelna hazelkur’ane ‘ala cebelin lereeytehu haşi’an mutesaddi ‘an min haşyetillahi ve tilkel’emsalu nadribuha linnasi le’allehum yetefekkerune.<br />
22. Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahıymu.<br />
23. Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.<br />
24. Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehum’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
Cin<br />
1.    kul uhıye ileyye ennehusteme’a neferun minelcinni fekalu inna semı’na kur’anen ‘aceben.<br />
2. yehdiy ilerruşdi feamenna bihi ve len nuşrike birabbina ehaden.<br />
3. ve ennehu te’ala ceddu rabbina mettehaze sahıbeten ve la veleden.<br />
4. ve ennehu kane yekulu sefiyhuna ‘alellahi şetatatan.<br />
5. ve enna zanenna en len tekulen’insu velcinnu ‘alellahi keziben.<br />
6. ve ennehu kane ricalun minel’insi ye’uzune biricalin minelcinni fezaduhum rehekan.<br />
Buruc<br />
20. Vallahü min veraihim muhıytun.<br />
21. Bel hüve kur’anün meciydün.<br />
22. Fiy levhın mahfuzın.<br />
İhlas<br />
Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
Felak<br />
Kul e’ûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
Nas<br />
Kul e’uzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min serrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.<br />
SONRA BU  DUA OKUNUR ve hastaya üflenir<br />
“Allahü tealaya hamd olsun ki, göğü yüksek, yeri alçak ve dağları dik yarattı. Rüzgârlar gönderdi. Geceyi karanlık ve gündüzü aydınlık yaptı. Görülen ve görülmeyen varlıkları yarattı. Bunları, yarattıklarından hiçbirinin yardımına muhtaç olmadan yaptı.<br />
Ya Rabbi! Seni tesbih ederim (noksan sıfatlardan tenzih ederim). Kudretini düşünen için, senin şanın ne yücedir. Sen kendine mahsus yücelikle yücesin, kendine mahsus yakınlıkla yakınsın. Sen yarattıklarına kudretinle galipsin. Sana isyan eden, Cehennemde, sana itaat eden ise, Cennettedir.<br />
Ya Rabbi! Dua etmeyi emrettin ve edilen duaları kabul edeceğini bildirdin. Yaptığımız dualar senin kazanı geri çevirdi. Dualarımızı kabul eyle! Sen, güç ve kuvvet sahibisin. Senden daha güçlü ve kudretli kimse yoktur. Sen, Rahimsin. Senden daha merhametlisi yoktur. Sen, Yakub aleyhisselama merhamet edip tekrar görmesini sağladın. Yusuf aleyhisselama da merhamet edip, onu kuyudan kurtardın. Eyyüb aleyhisselama da acıyıp bela ve musibetlerni kaldırdın.<br />
Ya Rabbi, ben de senden istiyorum, sana yalvarıyorum. Çünkü kendisinden bir şey istenilenlerin en hayırlısı sensin. Ey zorbaları kahreden, kıyamet günü amellerin karşılığını veren, çürümüş kemikleri dirilten Rabbim, sen yarattıklarının geçmesi için, Cehennem üzerine kıldan ince ve kılıçtan keskin köprü kurdun! Sen, [filan oğlu filanı veya filan hanımın kızı filanı], bu acılara, şu sıkıntılara, bu hastalıklara müptela kıldın. Sen onları gidermeye kadirsin, Ya Erhamerrahimin (Ey merhametlilerin en merhametlisi)!”<br />
(O inkârcıların durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyenlere [işittiği sesin manasını anlamayan hayvanlara] haykıran çobanın durumuna benzer. O inkârcılar sağır, dilsiz ve kördürler. Çünkü onlar düşünmezler.) [Bekara171]<br />
Ahmed bin Salih hazretleri buyurdu ki:<br />
Bu dua suya okunup, hasta ondan içer ve onunla abdest alırsa biiznillah iyileşir. Bu dua vasıtasıyla iki cariyeyi tedavi ettim. Bir hafta geçmeden, ikisi de sıhhatlerine kavuştu. Her hastaya bu duayı okuyorum, Allahü tealanın izniyle iyileşiyorlar. Elhamdülillahi Rabbil âlemin.<br />
<br />
Cin mektubu ve âyât-ı hırz<br />
Sual: Cin mektubu nedir?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimizin, cinlerin zararlarından Müslümanları korumak için Hazret-i Ali’ye yazdırdığı bir mektuptur. Üzerinde taşıyana ve evinde bulundurana o mahluklar zarar veremez.<br />
Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır:<br />
Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resulullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki: (Ya Eba Dücane, Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!)<br />
Kalem ve kağıt istedi. Hazret-i Ali’ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryat eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki: (Ya Eba Dücane, bu mektupla bizi yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.)<br />
Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryadından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescitte kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyamete kadar çekerler.) [Delail-ün-nübüvve, Tezkire-i Kurtubi]<br />
Sual: Cinlerin sebep olduğu hastalıklardan ve yapılan büyüden kurtulmak için, hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Âyat-ı hırz denilen duayı okumalı. Arkasından da aşağıda tercümesi yazılan dua okunursa, biiznillah bir şey kalmaz.<br />
Bu konudaki bir mektup<br />
Muhammed Masumi Serhendi hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendi’nin Hazinet-ül-me’arif isimli kitabındaki 148. mektup, Teshil-ül-menafi’ kitabına da eklenmiştir. Bu mektup şöyledir:<br />
[Bu mektup, vilâyet penah pîrzâde-i irfan-ı destgah Hâce Muhammed Parisa’nın oğluna yazılmıştır. Mektup, tecrübe edilmiş bazı faydalı bilgileri açıklamaktadır.]<br />
Mektubuma besmele ile başlıyorum. Allahü tealaya hamd eder, Resulüne salât ve selam ederiz. İmam-ı Serahsi şöyle buyurdu:<br />
Ahmed bin Salih anlatır:<br />
Hizmetçime cinler musallat olmuştu. Başka bir hizmetçi aldım. Ona da musallat oldular. Bir gün namaz kıldım, otururken birisi selam verdi, ben de selamını aldım. Kim olduğunu sordum. (Ben Cinlerden Zekeriya… Sana bir dua öğretmek için geldim. Senin cariyene olduğu gibi, bir kimsenin başına bir hal gelir de, bu duayı okursa, biiznillah o kimse sağlığına kavuşur) dedi. Bu duayı yazmak için kalem aradım; fakat bulamadım. Divanın altında olduğunu söyledi. Sonra bana şu duayı yazdırdı:<br />
“Allahü tealaya hamd olsun ki, göğü yüksek, yeri alçak ve dağları dik yarattı. Rüzgârlar gönderdi. Geceyi karanlık ve gündüzü aydınlık yaptı. Görülen ve görülmeyen varlıkları yarattı. Bunları, yarattıklarından hiçbirinin yardımına muhtaç olmadan yaptı.<br />
Ya Rabbi! Seni tesbih ederim (noksan sıfatlardan tenzih ederim). Kudretini düşünen için, senin şanın ne yücedir. Sen kendine mahsus yücelikle yücesin, kendine mahsus yakınlıkla yakınsın. Sen yarattıklarına kudretinle galipsin. Sana isyan eden, Cehennemde, sana itaat eden ise, Cennettedir.<br />
Ya Rabbi! Dua etmeyi emrettin ve edilen duaları kabul edeceğini bildirdin. Yaptığımız dualar senin kazanı geri çevirdi. Dualarımızı kabul eyle! Sen, güç ve kuvvet sahibisin. Senden daha güçlü ve kudretli kimse yoktur. Sen, Rahimsin. Senden daha merhametlisi yoktur. Sen, Yakub aleyhisselama merhamet edip tekrar görmesini sağladın. Yusuf aleyhisselama da merhamet edip, onu kuyudan kurtardın. Eyyüb aleyhisselama da acıyıp bela ve musibetlerni kaldırdın.<br />
Ya Rabbi, ben de senden istiyorum, sana yalvarıyorum. Çünkü kendisinden bir şey istenilenlerin en hayırlısı sensin. Ey zorbaları kahreden, kıyamet günü amellerin karşılığını veren, çürümüş kemikleri dirilten Rabbim, sen yarattıklarının geçmesi için, Cehennem üzerine kıldan ince ve kılıçtan keskin köprü kurdun! Sen, [filan oğlu filanı veya filan hanımın kızı filanı], bu acılara, şu sıkıntılara, bu hastalıklara müptela kıldın. Sen onları gidermeye kadirsin, Ya Erhamerrahimin (Ey merhametlilerin en merhametlisi)!”<br />
(O inkârcıların durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyenlere [işittiği sesin manasını anlamayan hayvanlara] haykıran çobanın durumuna benzer. O inkârcılar sağır, dilsiz ve kördürler. Çünkü onlar düşünmezler.) [Bekara171]<br />
Ahmed bin Salih hazretleri buyurdu ki:<br />
Bu dua suya okunup, hasta ondan içer ve onunla abdest alırsa biiznillah iyileşir. Bu dua vasıtasıyla iki cariyeyi tedavi ettim. Bir hafta geçmeden, ikisi de sıhhatlerine kavuştu. Her hastaya bu duayı okuyorum, Allahü tealanın izniyle iyileşiyorlar. Elhamdülillahi Rabbil âlemin.<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182840" target="_blank" title="">ayatihirz1.jpg</a> (Size: 213.57 KB / Downloads: 102)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182841" target="_blank" title="">ayatihirz2.jpg</a> (Size: 212.57 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182842" target="_blank" title="">ayatihirz3.jpg</a> (Size: 73.16 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182843" target="_blank" title="">ayatihirz4.jpg</a> (Size: 79.53 KB / Downloads: 98)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182844" target="_blank" title="">ayatihirz5.jpg</a> (Size: 79.95 KB / Downloads: 97)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182845" target="_blank" title="">ayatihirz6.jpg</a> (Size: 79.77 KB / Downloads: 92)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182846" target="_blank" title="">ayatihirz7.jpg</a> (Size: 71.29 KB / Downloads: 98)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182847" target="_blank" title="">ayatihirz8.jpg</a> (Size: 89.14 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182848" target="_blank" title="">ayatihirz9.jpg</a> (Size: 84.97 KB / Downloads: 92)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182849" target="_blank" title="">ayatihirz10.jpg</a> (Size: 192.72 KB / Downloads: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182850" target="_blank" title="">ayatihirz11.jpg</a> (Size: 247.22 KB / Downloads: 93)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182851" target="_blank" title="">ayatihirz12.jpg</a> (Size: 278.32 KB / Downloads: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kurandaki Ayat-ı Hırz veyahutta Ayat-ı Hıfz  Nelerdir (Korunma / Sığınma Ayetleri) </span></span><br />
<br />
Hırz, cin ve şeytan gibi varlıkların şerrinden korunmak, hastalık ve musibet gibi rahatsızlıklardan kurtulmak demektir. Bu maksatla okunan ayetlere de "Hırz Ayetleri" denilir.<br />
<br />
Söz konusu ayetler cin ve şeytan şerrinden kurtulmak için ve sara hastalığına ve sihre, büyüye karşı korunmak için yedi gün okunur ve bu ayetleri kişi aynı zamanda üzerinde de taşıyabilir.<br />
<br />
- Ancak bu gibi, duaların, özellikle ayetlerin -az bir kısmı hariç- kaynağı hadislerden ziyade, salih kimselerin tecrübeleridir. Nitekim Suyutî de bu konuda şunları söylemiştir:<br />
<br />
“Müelliflerin ‘Kur’an’ın havassı’ olarak zikrettikleri hususların büyük bir kısmı salih kimselerin tecrübelerine dayanır.” (bk. İtkan, 2/434)<br />
<br />
- Bununla beraber, 33 ayetin koruyucu olduğuna dair İbn Ömer’den rivayet edilen bir hadiste konu Hz. Peygamber’e dayandırılmıştır.  <br />
İlgili ayetler şunlardır:<br />
<br />
Bakara: 1-5 (Mukattaat harfi sayılmadığı için dört ayet denilmiş), 255-257, Bakara: 284-286. Araf: 54-56. İsra: 110. Saffat: 1-11, Rahman: 33-34. Haşir: 21-24. Cin: 1-4(Eli-Lam-Mim hariç ayetlerin adedi 33’tür.)<br />
<br />
İbn Neccar’ın rivayet ettiği bu hadis için (bk. Suyuti, ed-Durru’l-Mensur, 1/70-71) sahih olup olmadığını gösteren bir değerlendirmeye rastlayamadık.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayat-ı Hırz Nedir Nasıl Okunur?</span></span><br />
<br />
Abdest alınıp, 7 istigfar ve 11 salevat okunup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okunmalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürülmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defası sonunda, bir Fatiha okuyarak sevabı,<br />
Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buharî, Ahmed Rifai ve İmam-ı Rabbanî hazretlerinin ruhuna hediye edilmeli. Bir nüsha da yazıp, yanında taşırsa, sihirden, büyüden, nazar değmesinden korur. Muradı hasıl olur.<br />
<br />
Ayat-i hırz nedir?<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayat-i hırz, şu sure ve ayetlerdir:</span></span><br />
<br />
Fatiha, Bekara 1,2,3,4,5 ve 163,164 ve 255, 256,257 ve 285,286, Al-i İmran 18,19. ayetten sadece: “İnneddine indellah-il-islâm” kısmı, Al-i İmran 26,27, Al-i İmran 154, Enam 17, Araf 54, 55,56, Tevbe 51, Tevbe 128,129, Yunüs 107, Hud 56, İbrahim 12, İsra 43 ve 110,111, Müminun 116,117,118, Ankebut 60, Rum 17,18, Fatır 2, Yasin 83, Saffat 1,2,3,4, 5,6,7,8,9,10,11, Saffat 180,181,182, Feth 27, 28,29, Rahman 33,34,35,36, Hadid 1,2,3,4,5, Haşr 21,22,23,24, Cin 1,2,3,4,5,6, Buruc 20, 21,22, İhlas, Felak ve Nas sureleri.<br />
Ruhu sıkıntılar için ayrıca fenni tedavi için doktora da gitmek gerekir. Organik bir rahatsızlık da olabilir. Peygamber efendimizin üç türlü ilaç kullandığı bildirilmiştir. Kur’an-ı kerim veya duâ okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı.<br />
<br />
Kitaplarda verilen bilgilere göre, Hırz ayetleri Kur'an-ı Kerim'deki sırasıyla şunlardır:<br />
<br />
- Fâtiha suresi,<br />
<br />
- Bakara suresi: 1-5; 163,164; 255-257 ve 285, 286. ayetler,<br />
<br />
- Âl-i İmrân suresi: 18,19. âyetten sadece: "İnneddîne indellâh-il-islâm" kısmı, 26, 27, 154. ayetler,<br />
<br />
- En'âm suresi: 17. ayet,<br />
<br />
- A'râf suresi: 54-56. ayetler,<br />
<br />
- Tevbe suresi: 51,128 ve 129. ayetler,<br />
<br />
- Yunûs suresi: 107. ayet,<br />
<br />
- Hûd suresi: 56. ayet,<br />
<br />
- İbrahim suresi: 12. ayet,<br />
<br />
- İsrâ suresi: 43, 110 ve 111. ayetler,<br />
<br />
- Mü'minûn suresi: 116-118. ayetler,<br />
<br />
- Ankebût suresi: 60. ayet,<br />
<br />
- Rûm suresi: 17 ve 18. ayetler,<br />
<br />
- Fâtır suresi: 2. ayet,<br />
<br />
- Yasin suresi: 83. ayet,<br />
<br />
- Saffât suresi: 1-11 (ilk on bir ayet), 180-182. ayetler,<br />
<br />
- Feth suresi: 27-29. ayetler,<br />
<br />
- Rahmân suresi: 33-36. ayetler,<br />
<br />
- Hadîd suresi: 1-5 (ilk beş) ayetler,<br />
<br />
- Haşr suresi: 21-24. ayetler,<br />
<br />
- Cin suresi: 1-6 (ilk altı) ayetler,<br />
<br />
- Burûc suresi: 20-22. ayetler,<br />
<br />
- İhlâs suresi,<br />
<br />
- Felak ve Nâs sûreleri.<br />
<br />
Bu ayetler cin ve şeytan şerrinden kurtulmak için ve sara hastalığına ve sihre, büyüye karşı korunmak için yedi gün okunur ve bu âyetleri kişi üzerinde taşıyabilir.<br />
<br />
Kurandaki Ayat-ı Hırz veyahutta Ayat-ı Hıfz (Korunma / Sığınma Ayetleri)nin Arapçası Bunlardır<br />
<br />
<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
الفاتحة<br />
<br />
بِسْمِ اللَّـهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
١﴾ الْحَمْدُ لِلَّـهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿٢﴾ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ ﴿٣﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ﴿٤﴾إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ﴿٥﴾ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿٦﴾صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ ﴿٧<br />
<br />
البقرة<br />
<br />
الم ﴿١﴾ ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ ﴿٢﴾الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ ﴿٣﴾ وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ﴿٤﴾ أُولَـٰئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُولَـٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿٥<br />
<br />
 وَإِلَـٰهُكُمْ إِلَـٰهٌ وَاحِدٌ لَّا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمَـٰنُ الرَّحِيمُ ﴿١٦٣﴾ إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِي تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ النَّاسَ وَمَا أَنزَلَ اللَّـهُ مِنَ السَّمَاءِ مِن مَّاءٍ فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَابَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴿١٦٤<br />
<br />
اللَّـهُ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ﴿٢٥٥﴾ لَا إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَن يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللَّـهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىٰ لَا انفِصَامَ لَهَا وَاللَّـهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ﴿٢٥٦﴾ اللَّـهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا أَوْلِيَاؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ أُولَـٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ ﴿٢٥٧<br />
<br />
 آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّـهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ﴿٢٨٥﴾ لَا يُكَلِّفُ اللَّـهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلَانَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ﴿٢٨٦ <br />
<br />
آل عمران<br />
<br />
 شَهِدَ اللَّـهُ أَنَّهُ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ وَالْمَلَائِكَةُ وَأُولُو الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿١٨﴾ إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللَّـهِ الْإِسْلَامُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللَّـهِ فَإِنَّ اللَّـهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ﴿١٩<br />
<br />
قُلِ اللَّـهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاءُ وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٢٦﴾تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ﴿٢٧<br />
<br />
 ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَىٰ طَائِفَةً مِّنكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللَّـهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ الْأَمْرِ مِن شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الْأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّـهِ يُخْفُونَ فِي أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْأَمْرِ شَيْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَاهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللَّـهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللَّـهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿١٥٤<br />
<br />
الانعام<br />
<br />
وَإِن يَمْسَسْكَ اللَّـهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿١٧<br />
<br />
الاعراف<br />
<br />
 إِنَّ رَبَّكُمُ اللَّـهُ الَّذي خَلَقَ السَّماواتِ وَالأَرضَ في سِتَّةِ أَيّامٍ ثُمَّ استَوى عَلَى العَرشِ يُغشِي اللَّيلَ النَّهارَ يَطلُبُهُ حَثيثًا وَالشَّمسَ وَالقَمَرَ وَالنُّجومَ مُسَخَّراتٍ بِأَمرِهِ أَلا لَهُ الخَلقُ وَالأَمرُ تَبارَكَ اللَّـهُ رَبُّ العالَمينَ ﴿٥٤﴾ ادعوا رَبَّكُم تَضَرُّعًا وَخُفيَةً إِنَّهُ لا يُحِبُّ المُعتَدينَ ﴿٥٥﴾ وَلا تُفسِدوا فِي الأَرضِ بَعدَ إِصلاحِها وَادعوهُ خَوفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحمَتَ اللَّـهِ قَريبٌ مِنَ المُحسِنينَ ﴿٥٦<br />
<br />
التوبة<br />
<br />
 قُل لَن يُصيبَنا إِلّا ما كَتَبَ اللَّـهُ لَنا هُوَ مَولانا وَعَلَى اللَّـهِ فَليَتَوَكَّلِ المُؤمِنونَ ﴿٥١<br />
<br />
لَقَد جاءَكُم رَسولٌ مِن أَنفُسِكُم عَزيزٌ عَلَيهِ ما عَنِتُّم حَريصٌ عَلَيكُم بِالمُؤمِنينَ رَءوفٌ رَحيمٌ ﴿١٢٨﴾ فَإِن تَوَلَّوا فَقُل حَسبِيَ اللَّـهُ لا إِلـهَ إِلّا هُوَ عَلَيهِ تَوَكَّلتُ وَهُوَ رَبُّ العَرشِ العَظيمِ ﴿١٢٩<br />
<br />
يونس<br />
<br />
وَإِن يَمسَسكَ اللَّـهُ بِضُرٍّ فَلا كاشِفَ لَهُ إِلّا هُوَ وَإِن يُرِدكَ بِخَيرٍ فَلا رادَّ لِفَضلِهِ يُصيبُ بِهِ مَن يَشاءُ مِن عِبادِهِ وَهُوَ الغَفورُ الرَّحيمُ ﴿١٠٧<br />
<br />
هود<br />
<br />
 إِنّي تَوَكَّلتُ عَلَى اللَّـهِ رَبّي وَرَبِّكُم ما مِن دابَّةٍ إِلّا هُوَ آخِذٌ بِناصِيَتِها إِنَّ رَبّي عَلى صِراطٍ مُستَقيمٍ ﴿٥٦<br />
<br />
ابراهيم<br />
<br />
 وَما لَنا أَلّا نَتَوَكَّلَ عَلَى اللَّـهِ وَقَد هَدانا سُبُلَنا وَلَنَصبِرَنَّ عَلى ما آذَيتُمونا وَعَلَى اللَّـهِ فَليَتَوَكَّلِ المُتَوَكِّلونَ﴿١٢﴾<br />
<br />
اسراء<br />
<br />
سُبحانَهُ وَتَعالى عَمّا يَقولونَ عُلُوًّا كَبيرًا ﴿٤٣<br />
<br />
قُلِ ادعُوا اللَّـهَ أَوِ ادعُوا الرَّحمـنَ أَيًّا ما تَدعوا فَلَهُ الأَسماءُ الحُسنى وَلا تَجهَر بِصَلاتِكَ وَلا تُخافِت بِها وَابتَغِ بَينَ ذلِكَ سَبيلًا﴿١١٠﴾ وَقُلِ الحَمدُ لِلَّـهِ الَّذي لَم يَتَّخِذ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَهُ شَريكٌ فِي المُلكِ وَلَم يَكُن لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرهُ تَكبيرًا﴿١١١<br />
<br />
المؤمنون<br />
<br />
فَتَعَالَى اللَّـهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ لَا إِلَـهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ﴿١١٦﴾ وَمَن يَدْعُ مَعَ اللَّـهِ إِلَـهًا آخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ فَإِنَّمَا حِسَابُهُ عِندَ رَبِّهِ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ ﴿١١٧﴾ وَقُل رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ﴿١١٨<br />
<br />
العنكبوت<br />
<br />
 وَكَأَيِّن مِّن دَابَّةٍ لَّا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّـهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ﴿٦٠<br />
<br />
الروم<br />
<br />
 فَسُبْحَانَ اللَّـهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ﴿١٧﴾ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ ﴿١٨<br />
<br />
فاطر<br />
<br />
 مَّا يَفْتَحِ اللَّـهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِن بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٢<br />
<br />
يس<br />
<br />
 فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٨٣<br />
<br />
الصافات<br />
<br />
وَالصَّافَّاتِ صَفًّا ﴿١﴾ فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا ﴿٢﴾ فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا ﴿٣﴾ إِنَّ إِلَـهَكُمْ لَوَاحِدٌ ﴿٤﴾ رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ﴿٥﴾ إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ ﴿٦﴾ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَانٍ مَّارِدٍ ﴿٧﴾ لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَى وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ ﴿٨﴾دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ ﴿٩﴾ إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ﴿١٠﴾ فَاسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَا إِنَّا خَلَقْنَاهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍ﴿١١<br />
<br />
 سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ﴿١٨٠﴾ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ﴿١٨١﴾ وَالْحَمْدُ لِلَّـهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴿١٨٢<br />
<br />
الفتح<br />
<br />
لَّقَدْ صَدَقَ اللَّـهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِن شَاءَ اللَّـهُ آمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا ﴿٢٧﴾ هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَكَفَى بِاللَّـهِ شَهِيدًا ﴿٢٨﴾ مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّـهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّـهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّـهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا ﴿٢٩<br />
<br />
الرحمن<br />
<br />
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ ﴿٣٣﴾ فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٤﴾ يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ ﴿٣٥﴾ فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ﴿٣٦<br />
<br />
الحديد<br />
<br />
سَبَّحَ لِلَّـهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿١﴾ لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٢﴾ هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ﴿٣﴾ هُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللَّـهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿٤﴾ لَّهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّـهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ ﴿٥<br />
<br />
الحشر<br />
<br />
لَوْ أَنزَلْنَا هَـذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّـهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾ هُوَ اللَّـهُ الَّذِي لَا إِلَـهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَـنُ الرَّحِيمُ ﴿٢٢﴾ هُوَ اللَّـهُ الَّذِي لَا إِلَـهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّـهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣﴾ هُوَ اللَّـهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٢٤<br />
<br />
الجن<br />
<br />
قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ﴿١﴾يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَا أَحَدًا ﴿٢﴾ وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا ﴿٣﴾ وَأَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى اللَّـهِ شَطَطًا ﴿٤﴾وَأَنَّا ظَنَنَّا أَن لَّن تَقُولَ الْإِنسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللَّـهِ كَذِبًا ﴿٥﴾ وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ الْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا ﴿٦<br />
<br />
البروج<br />
<br />
 وَاللَّـهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ ﴿٢٠﴾ بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ ﴿٢١﴾ فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ ﴿٢٢<br />
<br />
الاخلاص<br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّـهُ أَحَدٌ ﴿١﴾ اللَّـهُ الصَّمَدُ ﴿٢﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ﴿٣﴾ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ ﴿٤<br />
<br />
الفلق<br />
<br />
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ﴿١﴾ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ ﴿٢﴾ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ ﴿٣﴾ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ﴿٤﴾وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ﴿٥<br />
<br />
الناس<br />
<br />
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ﴿١﴾ مَلِكِ النَّاسِ ﴿٢﴾ إِلَـهِ النَّاسِ﴿٣﴾ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ﴿٤﴾ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ ﴿٥﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ﴿<br />
</span><br />
<br />
Ayat-i Hırz  Latin Harfleriyle<br />
Abdest alınıp, 7 istigfar ve 11 salevat okunup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okunmalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürülmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defası sonunda, bir Fatiha okuyarak sevabı,<br />
Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buharî, Ahmed Rifai ve İmam-ı Rabbanî hazretlerinin ruhuna hediye edilmeli. Bir nüsha da yazıp, yanında taşırsa, sihirden, büyüden, nazar değmesinden korur. Muradı hasıl olur.<br />
Saralı veya felçli hastalara üç veya yedi gün okunur. Hirz Ayetleri de yazılıp saralı veya felçli kimsenin üzerine takılırsa, Allah Teala hazretlerinin izniyle bu hastayı bir daha sara ılleti tutmaz, hiçbir sihir tesir etmez, cin, şeytan ve insanların şerrinden de emin olur.<br />
Bu Hirz Ayetlerini misk ve zaferan ile bir kağıt üzerine yazıp yazıyı su ile sildikten sonra, bu suyu hasta içerse, Allah Teala nın izniyle şifa bulur.<br />
Bu Hirz Ayetlerini duasıyla beraber oturduğun yerden saralı şahsa yönelerek oku ve belirliten yerlerde nefes et.<br />
Eğer sara, felç veya kulunç bir sene içinde olmuş ise günde bir defa sabah veya ikindiden sonra üç gün okursun. Eğer hastalık bir seneden önce olmuş ise günde iki defa sabah ve akşam yedi gün okursun. Hirz Ayetlerinide yazıp hastanın üzerine takarsan, Allah c.c. ın izniyle saralı hasta şifa bulur.<br />
Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:<br />
“Her kim bu Hirz Ayetlerini okursa, o gün ve gecede o kimseye ne cinni ne insan nede hayvan şerri dokunur. Cenabu Hak bu Ayeti kerimelerin hürmetine, o kişiye her hususta yardım eder. Kendisine olduğu gibi, malını ve çocuğunuda muhafaza eder.”<br />
İstiğfar<br />
Estağfirullah (7 defa)<br />
Salavat ı şerife<br />
“Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed ” (11 defa)<br />
Fatiha<br />
Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel müstakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
Bakara<br />
1. Elif lam mim<br />
2. Zalikel kitabü la raybe fıh* hüdel lil müttekıyn<br />
3. Ellezıne yü’minune bil ğaybi ve yükıymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun<br />
4. Vellezine yü’minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik* ve bil ahırati hüm yukınun<br />
5. Ülaike ala hüdem mir rabbihim ve ülaike hümül müflihun<br />
163. Ve ilahüküm ilahüv vahıd* la ilahe illa hüver rahmanür rahıym<br />
164. İnne fı halkıs semavati vel erdı vahtilafil leyli ven nehari vel fülkilletı tecrı fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelellahü mines semai mim main fe ahya bihil erda ba’de mevtiha ve besse fıha min külli dabbetiv ve tasrıfir riyahı ves sehabil müsahhari beynes semai vel erdı le ayatil li kavmiy ya’kılun<br />
255. Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum* la te’huzühu sinetüv vela nevm* lehu ma fis semavati ve ma fil ard* men zellezı yeşfeu ındehu illa bi iznih* ya’lemü ma beyne eydıhim ve ma halfehüm* ve la yühıytune bi şey’im min ılmihı illa bi ma şa’* vesia kürsiyyühüs semavati vel ard* ve la yeudühu hıfzuhüma* ve hüvel alıyyül azıym<br />
256. La ikrahe fid dıni kad tebeyyener ruşdü minel ğayy* fe mey yekfür bit tağuti ve yü’mim billahi fe kadistemseke bil urvetil vüska lenfisame leha* vallahü semıun alım<br />
257. Allahü veliyyüllezıne amenu yuhricühüm minez zulümati ilen nur* vellezıne keferu evliyaühümüt tağutü yuhricunehüm minen nuri ilez zulümat* ülaike ashabün nar* hüm fıha halidun<br />
285. Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihı vel mü’minun* küllün amene billahi ve melaiketihı ve kütübihı ve rusülih* la nüferriku beyne ehadim mir rusülih* ve kalu semı’na ve eta’na ğufraneke rabbena ve ileykel masıyr<br />
286. La yükellifüllahü nefsen illa vüs’aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la tüahızna in nesına ev ahta’na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina* rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih* va’fü anna* vağfir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın<br />
Al i İmran  <br />
18. Şehıdellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ılmi kaimem bil kıst* la ilahe illa hüvel azızül hakım<br />
19. İnned dıne indellahil İslam<br />
26. Kulillahümme malikel mülki tü’til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa’* ve tüızzü men teşaü ve tüzillü men teşa’* bi yedikel hayr* inneke ala külli şey’in kadır<br />
27. Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl* ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy* ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab<br />
154. Sümme enzele aleyküm mim ba’dil ğammi emeneten nüasey yağşa taifetem minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahi ğayral hakkı zannel cahiliyyeh* yekulune hel lena minel emri min şey’* kul innel emra küllehu lillah* yuhfune fı enfüsihim ma la yübdune lek* yekulune lev kane lena minel emri şey’üm ma kutilna hahüna* kul lev küntüm fı büyutiküm le berazellezıne kütibe aleyhimül katlü ila medaciıhim* ve li yebteliyellahü ma fı suduriküm ve li yümehhısa ma fı kulubiküm* vallahü alımüm bi zatis sudur<br />
Enam<br />
17. Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve iy yemseske bi hayrin fe hüve ala külli şey’in kadır<br />
Araf<br />
54. İnne rabbekümüllahüllezı halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasısev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemın<br />
55. Üd’u rabbeküm tedarruav ve hufyeh innehu la yühıbbül mu’tedın<br />
56. Ve la tüfsidu fil erdı ba’de ıslahıha ved’uhü havfev ve tamea inne rahmetellahi karıbüm minel muhsinın<br />
Tevbe<br />
51. kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü’minun<br />
128. le kad caeküm rasulüm min enfüsiküm azızün aleyhi ma anittüm harısun aleyküm bil mü’minıne raufür rahıym<br />
129. fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym<br />
Yunus<br />
107. Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve iy yüridke bi hayrin fe la radde li fadlih yüsıybü bihı mey yeşaü min ıbadih ve hüvel ğafurur rahıym<br />
Hud<br />
56. innı tevekkeltü alellahi rabbı ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahızüm binasıyetiha inne rabbı ala sıratım müstekıym<br />
İbrahim<br />
12. Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve lenasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil müteveklkilun<br />
İsra<br />
43. Sübhanehu ve teala amma yekulune ulüvven kebıra<br />
110. Kulid’ullahe evid’ur rahman eyyem ma ted’u fe lehül esmaül husna ve la techer bi salatike ve la tühafit biha vebteğı beyne zalike sebıla<br />
111. Ve kulil hamdü lillahillezı lem yettehız veledev ve lem yekül lehu şerıkün fil mülki ve lem yekül lehu veliyyüm minez zülli ve kebbirhü tekbıra<br />
Muminun<br />
116. Fe teallellahül melikül hakk la ilahe illa hu rabbül arşil kerım<br />
117. Ve mey yed’u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihı fe innema hısabühu ınde rabbih innehu la yüflihul kafirun<br />
118. Ve kur rabbığfir verham ve ente hayrur rahımın<br />
Ankebut<br />
60. Ve keeyyim min dabbetil la tahmilü rizkahellahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semıul alım<br />
Rum<br />
17. Fe sübhanellahi hıyne tübsune ve hıyne tusbihun<br />
18. Ve lehül hamdü fis semavati vel erdı ve aşiyyev ve hıyne tuzhirun<br />
Fatır<br />
2. Ma yeftehıllahü lin nasi mir rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu mim ba’dih ve hüvel azızül hakım<br />
Yasin<br />
83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun<br />
Saffat<br />
1. Vessaffati saffa<br />
2. Fezzacirati zecra<br />
3. Fettaliyati zikra<br />
4. İnne ilaheküm le vahıd<br />
5. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehüma ve rabbül meşarık<br />
6. İnna zeyyennes semaed dünya bi zınetinil kevakib<br />
7. Ve hıfzam min külli şeytanim marid<br />
8. La yessemmeune ilel meleil a’la ve yukzefune min külli canib<br />
9. Dühurav ve lehüm azabüv vasıb<br />
10. İlla men hatfel hatfete fe etbeahu şihabün sakıb<br />
11. Festeftihim ehüm eşddü halkan em men halakna inna halaknahüm min tıynil lazib<br />
180. Sübhane rabbike rabbil ızzeti amma yesfun<br />
181. Ve selamün alel murselın<br />
182. Vel hamdü lillahi rabbil alemın<br />
Fetih<br />
27. Le kad sadekallahü rasulehür ru’ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminıne muhallikıyne ruuseküm ve mükassıriyne la tehafun fe alime ma lem ta’lemu fe ceale min duni zalike fethan karıba<br />
28. Hüvellezı ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllih Ve kefa billahi şehıda<br />
29. Muhammedür rasulüllah vellezıne meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer’ın ahrace şat’ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu’cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma<br />
Rahman<br />
33. Ya ma’şerelcinni vel’insi inisteta’tum en tenfusu min aktarissemavati vel’ardı fenfuzu la tenfizune illa bisultanin.<br />
34. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.<br />
35. Yurselu ‘aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fela tentesırani.<br />
36. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.<br />
Hadid<br />
1. Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardı ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
2. Lehu mulkussemavati vel’ardı yuhyiy ve yumiytu ve huve ‘ala kulli şey’in kadiyrun.<br />
3. Huvel’evvelu vel’ahıru vezzahiru velbatınu ve huve bikulli şey’in ‘aliymun.<br />
4. Huvelleziy halekassemavati vel’arda fiy sitteti eyyamin summesteva ‘alel’arşi ya’lemu ma yelicu fiylardı ve ma yahrucu minha ve ma yenzilu minessemai ve ma ya’rucu fiyha ve huve me’akum eyne ma kuntum vallahu bima ta’melune besıyrun.<br />
5. Lehu mulkussemavati vel’ardı ve ilellahi turce’ul’umuru.<br />
Haşr<br />
21. Lev enzelna hazelkur’ane ‘ala cebelin lereeytehu haşi’an mutesaddi ‘an min haşyetillahi ve tilkel’emsalu nadribuha linnasi le’allehum yetefekkerune.<br />
22. Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahıymu.<br />
23. Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.<br />
24. Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehum’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.<br />
Cin<br />
1.    kul uhıye ileyye ennehusteme’a neferun minelcinni fekalu inna semı’na kur’anen ‘aceben.<br />
2. yehdiy ilerruşdi feamenna bihi ve len nuşrike birabbina ehaden.<br />
3. ve ennehu te’ala ceddu rabbina mettehaze sahıbeten ve la veleden.<br />
4. ve ennehu kane yekulu sefiyhuna ‘alellahi şetatatan.<br />
5. ve enna zanenna en len tekulen’insu velcinnu ‘alellahi keziben.<br />
6. ve ennehu kane ricalun minel’insi ye’uzune biricalin minelcinni fezaduhum rehekan.<br />
Buruc<br />
20. Vallahü min veraihim muhıytun.<br />
21. Bel hüve kur’anün meciydün.<br />
22. Fiy levhın mahfuzın.<br />
İhlas<br />
Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
Felak<br />
Kul e’ûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
Nas<br />
Kul e’uzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min serrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.<br />
SONRA BU  DUA OKUNUR ve hastaya üflenir<br />
“Allahü tealaya hamd olsun ki, göğü yüksek, yeri alçak ve dağları dik yarattı. Rüzgârlar gönderdi. Geceyi karanlık ve gündüzü aydınlık yaptı. Görülen ve görülmeyen varlıkları yarattı. Bunları, yarattıklarından hiçbirinin yardımına muhtaç olmadan yaptı.<br />
Ya Rabbi! Seni tesbih ederim (noksan sıfatlardan tenzih ederim). Kudretini düşünen için, senin şanın ne yücedir. Sen kendine mahsus yücelikle yücesin, kendine mahsus yakınlıkla yakınsın. Sen yarattıklarına kudretinle galipsin. Sana isyan eden, Cehennemde, sana itaat eden ise, Cennettedir.<br />
Ya Rabbi! Dua etmeyi emrettin ve edilen duaları kabul edeceğini bildirdin. Yaptığımız dualar senin kazanı geri çevirdi. Dualarımızı kabul eyle! Sen, güç ve kuvvet sahibisin. Senden daha güçlü ve kudretli kimse yoktur. Sen, Rahimsin. Senden daha merhametlisi yoktur. Sen, Yakub aleyhisselama merhamet edip tekrar görmesini sağladın. Yusuf aleyhisselama da merhamet edip, onu kuyudan kurtardın. Eyyüb aleyhisselama da acıyıp bela ve musibetlerni kaldırdın.<br />
Ya Rabbi, ben de senden istiyorum, sana yalvarıyorum. Çünkü kendisinden bir şey istenilenlerin en hayırlısı sensin. Ey zorbaları kahreden, kıyamet günü amellerin karşılığını veren, çürümüş kemikleri dirilten Rabbim, sen yarattıklarının geçmesi için, Cehennem üzerine kıldan ince ve kılıçtan keskin köprü kurdun! Sen, [filan oğlu filanı veya filan hanımın kızı filanı], bu acılara, şu sıkıntılara, bu hastalıklara müptela kıldın. Sen onları gidermeye kadirsin, Ya Erhamerrahimin (Ey merhametlilerin en merhametlisi)!”<br />
(O inkârcıların durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyenlere [işittiği sesin manasını anlamayan hayvanlara] haykıran çobanın durumuna benzer. O inkârcılar sağır, dilsiz ve kördürler. Çünkü onlar düşünmezler.) [Bekara171]<br />
Ahmed bin Salih hazretleri buyurdu ki:<br />
Bu dua suya okunup, hasta ondan içer ve onunla abdest alırsa biiznillah iyileşir. Bu dua vasıtasıyla iki cariyeyi tedavi ettim. Bir hafta geçmeden, ikisi de sıhhatlerine kavuştu. Her hastaya bu duayı okuyorum, Allahü tealanın izniyle iyileşiyorlar. Elhamdülillahi Rabbil âlemin.<br />
<br />
Cin mektubu ve âyât-ı hırz<br />
Sual: Cin mektubu nedir?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimizin, cinlerin zararlarından Müslümanları korumak için Hazret-i Ali’ye yazdırdığı bir mektuptur. Üzerinde taşıyana ve evinde bulundurana o mahluklar zarar veremez.<br />
Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır:<br />
Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resulullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki: (Ya Eba Dücane, Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!)<br />
Kalem ve kağıt istedi. Hazret-i Ali’ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryat eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki: (Ya Eba Dücane, bu mektupla bizi yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.)<br />
Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryadından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescitte kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resulullah efendimiz buyurdu ki:<br />
(O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyamete kadar çekerler.) [Delail-ün-nübüvve, Tezkire-i Kurtubi]<br />
Sual: Cinlerin sebep olduğu hastalıklardan ve yapılan büyüden kurtulmak için, hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Âyat-ı hırz denilen duayı okumalı. Arkasından da aşağıda tercümesi yazılan dua okunursa, biiznillah bir şey kalmaz.<br />
Bu konudaki bir mektup<br />
Muhammed Masumi Serhendi hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendi’nin Hazinet-ül-me’arif isimli kitabındaki 148. mektup, Teshil-ül-menafi’ kitabına da eklenmiştir. Bu mektup şöyledir:<br />
[Bu mektup, vilâyet penah pîrzâde-i irfan-ı destgah Hâce Muhammed Parisa’nın oğluna yazılmıştır. Mektup, tecrübe edilmiş bazı faydalı bilgileri açıklamaktadır.]<br />
Mektubuma besmele ile başlıyorum. Allahü tealaya hamd eder, Resulüne salât ve selam ederiz. İmam-ı Serahsi şöyle buyurdu:<br />
Ahmed bin Salih anlatır:<br />
Hizmetçime cinler musallat olmuştu. Başka bir hizmetçi aldım. Ona da musallat oldular. Bir gün namaz kıldım, otururken birisi selam verdi, ben de selamını aldım. Kim olduğunu sordum. (Ben Cinlerden Zekeriya… Sana bir dua öğretmek için geldim. Senin cariyene olduğu gibi, bir kimsenin başına bir hal gelir de, bu duayı okursa, biiznillah o kimse sağlığına kavuşur) dedi. Bu duayı yazmak için kalem aradım; fakat bulamadım. Divanın altında olduğunu söyledi. Sonra bana şu duayı yazdırdı:<br />
“Allahü tealaya hamd olsun ki, göğü yüksek, yeri alçak ve dağları dik yarattı. Rüzgârlar gönderdi. Geceyi karanlık ve gündüzü aydınlık yaptı. Görülen ve görülmeyen varlıkları yarattı. Bunları, yarattıklarından hiçbirinin yardımına muhtaç olmadan yaptı.<br />
Ya Rabbi! Seni tesbih ederim (noksan sıfatlardan tenzih ederim). Kudretini düşünen için, senin şanın ne yücedir. Sen kendine mahsus yücelikle yücesin, kendine mahsus yakınlıkla yakınsın. Sen yarattıklarına kudretinle galipsin. Sana isyan eden, Cehennemde, sana itaat eden ise, Cennettedir.<br />
Ya Rabbi! Dua etmeyi emrettin ve edilen duaları kabul edeceğini bildirdin. Yaptığımız dualar senin kazanı geri çevirdi. Dualarımızı kabul eyle! Sen, güç ve kuvvet sahibisin. Senden daha güçlü ve kudretli kimse yoktur. Sen, Rahimsin. Senden daha merhametlisi yoktur. Sen, Yakub aleyhisselama merhamet edip tekrar görmesini sağladın. Yusuf aleyhisselama da merhamet edip, onu kuyudan kurtardın. Eyyüb aleyhisselama da acıyıp bela ve musibetlerni kaldırdın.<br />
Ya Rabbi, ben de senden istiyorum, sana yalvarıyorum. Çünkü kendisinden bir şey istenilenlerin en hayırlısı sensin. Ey zorbaları kahreden, kıyamet günü amellerin karşılığını veren, çürümüş kemikleri dirilten Rabbim, sen yarattıklarının geçmesi için, Cehennem üzerine kıldan ince ve kılıçtan keskin köprü kurdun! Sen, [filan oğlu filanı veya filan hanımın kızı filanı], bu acılara, şu sıkıntılara, bu hastalıklara müptela kıldın. Sen onları gidermeye kadirsin, Ya Erhamerrahimin (Ey merhametlilerin en merhametlisi)!”<br />
(O inkârcıların durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyenlere [işittiği sesin manasını anlamayan hayvanlara] haykıran çobanın durumuna benzer. O inkârcılar sağır, dilsiz ve kördürler. Çünkü onlar düşünmezler.) [Bekara171]<br />
Ahmed bin Salih hazretleri buyurdu ki:<br />
Bu dua suya okunup, hasta ondan içer ve onunla abdest alırsa biiznillah iyileşir. Bu dua vasıtasıyla iki cariyeyi tedavi ettim. Bir hafta geçmeden, ikisi de sıhhatlerine kavuştu. Her hastaya bu duayı okuyorum, Allahü tealanın izniyle iyileşiyorlar. Elhamdülillahi Rabbil âlemin.<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182840" target="_blank" title="">ayatihirz1.jpg</a> (Size: 213.57 KB / Downloads: 102)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182841" target="_blank" title="">ayatihirz2.jpg</a> (Size: 212.57 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182842" target="_blank" title="">ayatihirz3.jpg</a> (Size: 73.16 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182843" target="_blank" title="">ayatihirz4.jpg</a> (Size: 79.53 KB / Downloads: 98)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182844" target="_blank" title="">ayatihirz5.jpg</a> (Size: 79.95 KB / Downloads: 97)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182845" target="_blank" title="">ayatihirz6.jpg</a> (Size: 79.77 KB / Downloads: 92)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182846" target="_blank" title="">ayatihirz7.jpg</a> (Size: 71.29 KB / Downloads: 98)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182847" target="_blank" title="">ayatihirz8.jpg</a> (Size: 89.14 KB / Downloads: 95)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182848" target="_blank" title="">ayatihirz9.jpg</a> (Size: 84.97 KB / Downloads: 92)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182849" target="_blank" title="">ayatihirz10.jpg</a> (Size: 192.72 KB / Downloads: 89)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182850" target="_blank" title="">ayatihirz11.jpg</a> (Size: 247.22 KB / Downloads: 93)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://turkspeed.de/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=182851" target="_blank" title="">ayatihirz12.jpg</a> (Size: 278.32 KB / Downloads: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuran'daki Şifa Âyetleri Nelerdir?]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33612</link>
			<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 14:20:26 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33612</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran'daki Şifa Âyetleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Şifa âyetleri, suya konup içilirse hastalıklara şifa olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa âyetleri şunlardır:</span></span><br />
Tevbe 14,<br />
Yunus 57,<br />
Nahl 69,<br />
İsra 82,<br />
Şuara 80,<br />
Fussilet 44.<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9-Tevbe  Suresi 14. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev´ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 57. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ۚ يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).<br />
<br />
“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">16-Nahl  Suresi 69. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).<br />
<br />
Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">17-İsrâ  Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).<br />
<br />
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">26-Şuarâ  Suresi 80. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).<br />
<br />
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">41-Fussilet  Suresi 44. Ayet</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuran'daki Şifa Âyetleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Şifa âyetleri, suya konup içilirse hastalıklara şifa olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa âyetleri şunlardır:</span></span><br />
Tevbe 14,<br />
Yunus 57,<br />
Nahl 69,<br />
İsra 82,<br />
Şuara 80,<br />
Fussilet 44.<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9-Tevbe  Suresi 14. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev´ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 57. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ۚ يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).<br />
<br />
“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">16-Nahl  Suresi 69. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).<br />
<br />
Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">17-İsrâ  Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).<br />
<br />
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">26-Şuarâ  Suresi 80. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).<br />
<br />
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">41-Fussilet  Suresi 44. Ayet</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şeytanların eve girmemesi için]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33611</link>
			<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 14:09:09 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33611</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytanların eve girmemesi için</span></span><br />
<br />
Sual: Şeytanların eve girmemesi için ne okumalı?<br />
CEVAP<br />
Eve girerken Âyet-el-kürsi okunursa şeytan o eve giremez. Ayrıca evde Kur'an-ı kerim okunursa, şeytanlar evden uzaklaşır. İbni Mesud hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Bekara suresinin başından 5 âyet okunduğu gece eve şeytan giremez.) [Darimi]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]<br />
<br />
(Evden çıkarken “Bismillahi, tevekkeltü alallahi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizi]<br />
<br />
(“Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka” duasını okuyana, o yerden kalkıncaya kadar, hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şeytanların eve girmemesi için</span></span><br />
<br />
Sual: Şeytanların eve girmemesi için ne okumalı?<br />
CEVAP<br />
Eve girerken Âyet-el-kürsi okunursa şeytan o eve giremez. Ayrıca evde Kur'an-ı kerim okunursa, şeytanlar evden uzaklaşır. İbni Mesud hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Bekara suresinin başından 5 âyet okunduğu gece eve şeytan giremez.) [Darimi]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]<br />
<br />
(Evden çıkarken “Bismillahi, tevekkeltü alallahi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizi]<br />
<br />
(“Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka” duasını okuyana, o yerden kalkıncaya kadar, hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırk defa kabul olmuş hac sevabı veren dua]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33607</link>
			<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 13:53:33 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33607</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk defa kabul olmuş hac sevabı veren dua</span></span><br />
<br />
Kırk defa kabul olmuş hac sevabı<br />
<br />
Sual: İbrahim aleyhisselamın okuduğu bir dua varmış. Kim okursa kırk kere hac etmiş sevabı alıyormuş. O dua hangisidir?<br />
CEVAP<br />
İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi bade külli ehad, el hamdü lillahi ala külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Ya Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)<br />
<br />
Elhamdü lillahi kable külli ehad = Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
El hamdü lillahi bade külli ehad = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
El hamdü lillahi ala külli hâl = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk defa kabul olmuş hac sevabı veren dua</span></span><br />
<br />
Kırk defa kabul olmuş hac sevabı<br />
<br />
Sual: İbrahim aleyhisselamın okuduğu bir dua varmış. Kim okursa kırk kere hac etmiş sevabı alıyormuş. O dua hangisidir?<br />
CEVAP<br />
İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi bade külli ehad, el hamdü lillahi ala külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Ya Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)<br />
<br />
Elhamdü lillahi kable külli ehad = Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
El hamdü lillahi bade külli ehad = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
El hamdü lillahi ala külli hâl = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vaaza Başlama Duası ve Anlamı:]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33566</link>
			<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:43:40 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=33566</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vaaza Başlama Duası ve Anlamı:</span></span><br />
<br />
Vaaz, herhangi bir konuda insanları iyiliğe sevk etmek için söylenen söz, nasihat ve öğüt demektir.<br />
Bir kimseye kalbini yumuşatacak surette sevap ve ikaba dair söz söylemek, nasihat etmek anlamına gelir.<br />
Peygamberimiz (s.a.s.), bu görevi en güzel şekilde yerine getirmiş ve insanlara örnek olmuştur. <br />
Her hayırlı işte olduğu gibi vaaza başlarken de Allah’a hamd ve Resulune salavat getirmek, Peygamberimiz (s.a.s.)’in sunnetidir.(Ebu Davud, Edeb, 21; İbn Mace, Nikah, 19)<br />
<br />
Yapılacak vaaz konusu ile ilgili en az bir ayet ve hadis zikredilir ve işlenecek konuya başlanır.<br />
<br />
Örnek Vaaza Başlama Duası ve Anlamı:<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ*<br />
<br />
وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى طَبي۪بِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى شَفي۪عِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
رَبِّ اشْرَحْ لِى صَدْرِى وَيَسِّرْ لِى اَمْرِى وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِى يَفْقَهُوا قَوْلِى*<br />
<br />
وَاُفَوِّضُ اَمْرِي اِلَي اللَّهِ * اِنَّ اللَّهِ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ*<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلي۪مُ الْحَكي۪مُ*<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لاَ فَهْمَ لَنَا اِلَّا مَا فَهَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْجَوَادُ الْكَري۪مُ*<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللَّهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ* بِسْــــمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيـمِ*<br />
<br />
(Konuyla ilgili bir Ayet-i Kerime okunur.)<br />
<br />
صَدَقَ اللَّهُ الْعَظِيمْ* <br />
<br />
وَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ<br />
<br />
(Konuyla ilgili bir Hadis-i Şerif okunur)<br />
<br />
صَدَقَ رَسُولُ اللَّهِ فِيمَا قَالْ اَوْ كَمَا قَالْ*<br />
<br />
<br />
-Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in ailesinin ve bütün ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
-Peygamberimiz Hz. Muhammed’e salât getirin.<br />
<br />
-Kalplerin tabibi Hz. Muhammed’e salât getirin.<br />
<br />
-Günahlarımızın şefaatçisi Hz. Muhammed’e salât getirin.<br />
<br />
-Ey Rabbim! Göğsümü ferah eyle, işimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz de sözümü anlasınlar. Ben işimi Allaha bırakıyorum. Şüphesiz Allah kullarını görür.<br />
<br />
-Ya Rabbi! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin bize öğrettiğinin dışında bizim ilmimiz yoktur. Şüphesiz Sen, her şeyi en iyi bilen, her işi hikmetli olansın.<br />
<br />
-Ya Rabbi! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin bize gerçeği anlattığının dışında bizim anlama imkânımız yoktur. Şüphesiz Sen, çok cömertsin ve çok ikram sahibisin.<br />
<br />
######################<br />
<br />
VAAZA BAŞLAMA DUASI<br />
<br />
 <br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ  ۞  بِسْــــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
اَلْحَمَدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَع۪ينَ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى طَبي۪بِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى شَفي۪عِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
 <br />
<br />
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى هَدٰینَا لِهٰـذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَا اَنْ هَدٰینَا اللّٰهُAraf Suresi, 43<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلي۪مُ الْحَكي۪مُ*BAKARA SURESİ,32<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لاَ فَهْمَ لَنَا اِلاَّ مَا فَهَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْجَوَادُ الْكَري۪مُ*<br />
<br />
رَبِّ اشْرَحْ لِى صَدْرِى وَيَسِّرْ لِى اَمْرِى وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِى يَفْقَهُوا قَوْلِى*TAHA25-28-وَاُفَوِّضُ اَمْرِي اِلَي اللهِ اِنَّ اللهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ*MÜMİN, 44<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيم ۞ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ*<br />
<br />
..…Ayet-i Kerime…..<br />
<br />
صَدَقَ اللّهُ العظيم*<br />
<br />
وقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلّم*<br />
<br />
….. Hadis-i Şerif….. صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَال اَوْ كَمَا قَال*</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vaaza Başlama Duası ve Anlamı:</span></span><br />
<br />
Vaaz, herhangi bir konuda insanları iyiliğe sevk etmek için söylenen söz, nasihat ve öğüt demektir.<br />
Bir kimseye kalbini yumuşatacak surette sevap ve ikaba dair söz söylemek, nasihat etmek anlamına gelir.<br />
Peygamberimiz (s.a.s.), bu görevi en güzel şekilde yerine getirmiş ve insanlara örnek olmuştur. <br />
Her hayırlı işte olduğu gibi vaaza başlarken de Allah’a hamd ve Resulune salavat getirmek, Peygamberimiz (s.a.s.)’in sunnetidir.(Ebu Davud, Edeb, 21; İbn Mace, Nikah, 19)<br />
<br />
Yapılacak vaaz konusu ile ilgili en az bir ayet ve hadis zikredilir ve işlenecek konuya başlanır.<br />
<br />
Örnek Vaaza Başlama Duası ve Anlamı:<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ*<br />
<br />
وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى طَبي۪بِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى شَفي۪عِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
رَبِّ اشْرَحْ لِى صَدْرِى وَيَسِّرْ لِى اَمْرِى وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِى يَفْقَهُوا قَوْلِى*<br />
<br />
وَاُفَوِّضُ اَمْرِي اِلَي اللَّهِ * اِنَّ اللَّهِ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ*<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلي۪مُ الْحَكي۪مُ*<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لاَ فَهْمَ لَنَا اِلَّا مَا فَهَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْجَوَادُ الْكَري۪مُ*<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللَّهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ* بِسْــــمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيـمِ*<br />
<br />
(Konuyla ilgili bir Ayet-i Kerime okunur.)<br />
<br />
صَدَقَ اللَّهُ الْعَظِيمْ* <br />
<br />
وَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ<br />
<br />
(Konuyla ilgili bir Hadis-i Şerif okunur)<br />
<br />
صَدَقَ رَسُولُ اللَّهِ فِيمَا قَالْ اَوْ كَمَا قَالْ*<br />
<br />
<br />
-Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in ailesinin ve bütün ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
-Peygamberimiz Hz. Muhammed’e salât getirin.<br />
<br />
-Kalplerin tabibi Hz. Muhammed’e salât getirin.<br />
<br />
-Günahlarımızın şefaatçisi Hz. Muhammed’e salât getirin.<br />
<br />
-Ey Rabbim! Göğsümü ferah eyle, işimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz de sözümü anlasınlar. Ben işimi Allaha bırakıyorum. Şüphesiz Allah kullarını görür.<br />
<br />
-Ya Rabbi! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin bize öğrettiğinin dışında bizim ilmimiz yoktur. Şüphesiz Sen, her şeyi en iyi bilen, her işi hikmetli olansın.<br />
<br />
-Ya Rabbi! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin bize gerçeği anlattığının dışında bizim anlama imkânımız yoktur. Şüphesiz Sen, çok cömertsin ve çok ikram sahibisin.<br />
<br />
######################<br />
<br />
VAAZA BAŞLAMA DUASI<br />
<br />
 <br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ  ۞  بِسْــــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
اَلْحَمَدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَع۪ينَ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى طَبي۪بِ قُلُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
صَلُّوا عَلَى شَفي۪عِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ*<br />
<br />
 <br />
<br />
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى هَدٰینَا لِهٰـذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَا اَنْ هَدٰینَا اللّٰهُAraf Suresi, 43<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلي۪مُ الْحَكي۪مُ*BAKARA SURESİ,32<br />
<br />
سُبْحَانَكَ لاَ فَهْمَ لَنَا اِلاَّ مَا فَهَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْجَوَادُ الْكَري۪مُ*<br />
<br />
رَبِّ اشْرَحْ لِى صَدْرِى وَيَسِّرْ لِى اَمْرِى وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِى يَفْقَهُوا قَوْلِى*TAHA25-28-وَاُفَوِّضُ اَمْرِي اِلَي اللهِ اِنَّ اللهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ*MÜMİN, 44<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيم ۞ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ*<br />
<br />
..…Ayet-i Kerime…..<br />
<br />
صَدَقَ اللّهُ العظيم*<br />
<br />
وقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلّم*<br />
<br />
….. Hadis-i Şerif….. صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَال اَوْ كَمَا قَال*</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sabah Okunacak Dua: Sabah Duası]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=30996</link>
			<pubDate>Mon, 23 Sep 2024 03:23:45 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=30996</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Okunacak Dua: Sabah Duası</span></span><br />
<br />
Dua etmek, dinimizde çok önemli bir yere sahiptir. Allah-u Teala, “Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz vardı” buyurarak kullukta duaya verdiği önemi açıkça belirtmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Dua, ibadetin ta kendisidir” buyurmuş, her işimizde Allahtan yardım istememiz gerektiğini, ayakkabı bağcığımız kaybolsa bile Allah’tan istememiz gerektiğini belirtmiştir. Bu sebeple bizler, sabah ve akşam vakitlerini dua ile geçirmeli, sabah okunacak dualar ve akşam okunacak duaları terk etmemeliyiz.<br />
<br />
Sabah vakti, bir mümin ile sabah namazı ile başlar. Sabah uyanıldığında güne dua ile, Allah’ı anarak başlamak günün güzel geçmesine, o günün içerisinde Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmaya vesiledir. Güne Allah’ı anarak başlamak günün bereketli geçmesini sağlar. Bu sebeple sabah okunacak dualar oldukça önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Okunacak Dua Hangisidir?</span></span><br />
<br />
Uyku ve uykudan uyanma ölüme ve öldükten sonra dirilmeye küçük bir örnek teşkil ettiği için uykudan uyanınca Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba‘de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr: Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da O’dur.” (Tirmizî, Daavât 28; bk. Buhârî, Daavât 7; Müslim, Zikir 59) şeklinde dua ederdi.<br />
<br />
Ayrıca “Allâhümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n-nüşûr: Allah’ım! Senin lutfunla sabaha ulaştık, senin lutfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da sensin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Daavât 13) duası da yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sabah okuduğu dualar arasındadır.<br />
<br />
Sabah okunacak dua ve sureler, rızkın artmasını, günahlardan, kaza ve belalardan korunmayı sağlar. Özellikle sabah namazından sonra uyumayarak zikir ile geçirmek, kerahat vakti denilen Güneş’in doğma süresinde Allah’ı zikretmek, rızkın bollaşmasını sağlar. Sabah namazlarından sonra Vakıa suresini okumaya devam etmek de fakirliği engeller, rızkı bollaştırıp bereketlendirir. Kerahet vaktinde uyumak ise rızkın azalmasına sebep olacağı gibi akıl sağlığı için de faydalı değildir.<br />
<br />
Ek olarak kerahet vakti çıktıktan sonraki 15 dakikalık süre içerisinde işrak namazı ve güneş doğduktan 40-50 dakika sonra kuşluk namazı kılmak sünnettir. Namazın en büyük dualardan biri olduğu unutulmamalıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Okunacak Dua: Sabah Duası</span></span><br />
<br />
Dua etmek, dinimizde çok önemli bir yere sahiptir. Allah-u Teala, “Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz vardı” buyurarak kullukta duaya verdiği önemi açıkça belirtmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Dua, ibadetin ta kendisidir” buyurmuş, her işimizde Allahtan yardım istememiz gerektiğini, ayakkabı bağcığımız kaybolsa bile Allah’tan istememiz gerektiğini belirtmiştir. Bu sebeple bizler, sabah ve akşam vakitlerini dua ile geçirmeli, sabah okunacak dualar ve akşam okunacak duaları terk etmemeliyiz.<br />
<br />
Sabah vakti, bir mümin ile sabah namazı ile başlar. Sabah uyanıldığında güne dua ile, Allah’ı anarak başlamak günün güzel geçmesine, o günün içerisinde Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmaya vesiledir. Güne Allah’ı anarak başlamak günün bereketli geçmesini sağlar. Bu sebeple sabah okunacak dualar oldukça önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sabah Okunacak Dua Hangisidir?</span></span><br />
<br />
Uyku ve uykudan uyanma ölüme ve öldükten sonra dirilmeye küçük bir örnek teşkil ettiği için uykudan uyanınca Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba‘de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr: Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da O’dur.” (Tirmizî, Daavât 28; bk. Buhârî, Daavât 7; Müslim, Zikir 59) şeklinde dua ederdi.<br />
<br />
Ayrıca “Allâhümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ ve bike nemût ve ileyke’n-nüşûr: Allah’ım! Senin lutfunla sabaha ulaştık, senin lutfunla akşama erdik. Sen isteyince dirilir, sen isteyince ölürüz. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da sensin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Daavât 13) duası da yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sabah okuduğu dualar arasındadır.<br />
<br />
Sabah okunacak dua ve sureler, rızkın artmasını, günahlardan, kaza ve belalardan korunmayı sağlar. Özellikle sabah namazından sonra uyumayarak zikir ile geçirmek, kerahat vakti denilen Güneş’in doğma süresinde Allah’ı zikretmek, rızkın bollaşmasını sağlar. Sabah namazlarından sonra Vakıa suresini okumaya devam etmek de fakirliği engeller, rızkı bollaştırıp bereketlendirir. Kerahet vaktinde uyumak ise rızkın azalmasına sebep olacağı gibi akıl sağlığı için de faydalı değildir.<br />
<br />
Ek olarak kerahet vakti çıktıktan sonraki 15 dakikalık süre içerisinde işrak namazı ve güneş doğduktan 40-50 dakika sonra kuşluk namazı kılmak sünnettir. Namazın en büyük dualardan biri olduğu unutulmamalıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Amentü (Tecdid-i İman- iman Tazeleme ve Tecdid-i Nikah - Nikah Tazeleme Duası)]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=30583</link>
			<pubDate>Mon, 09 Sep 2024 18:49:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=30583</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
Amentü'yü okumak ve dinlemek için tıklayınız. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)</span></span><br />
<br />
Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.<br />
<br />
Amentü'yü okumak ve dinlemek için tıklayınız. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i İman Duası</span></span><br />
<br />
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.<br />
<br />
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecdid-i iman ve nikâh duası</span></span><br />
<br />
Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.<br />
<br />
Şu duayı da okumak iyi olur:<br />
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[RUKYE -  SİHİR VE BÜYÜYE KARŞI OKUNACAK AYETLER VE DUALAR]]></title>
			<link>https://turkspeed.de/showthread.php?tid=30089</link>
			<pubDate>Mon, 26 Aug 2024 05:37:54 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://turkspeed.de/member.php?action=profile&uid=8">RasitTunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://turkspeed.de/showthread.php?tid=30089</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RUKYE - SİHİR VE BÜYÜYE KARŞI OKUNACAK AYETLER VE DUALAR</span></span> <br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ  ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ مَٰلِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ صِرَٰطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Euzu Billahimişşeytanirracim Bismillâhir rahmânir rahîm.<br />
El hamdu lillâhi rabbil âlemîn, Er rahmânir rahîm,Mâliki yevmid dîn,<br />
İyyake nağbudu ve iyyake nesteîn, İhdinas sırâtal mustegîm,<br />
Sırâtallezîne enamte aleyhim, ğayril mağdûbi aleyhim ve leddâllîn<br />
<br />
وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ ۖ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ ۚ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ ۖ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ ۚ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ ۚ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ ۚ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 102. Ayet</span></span><br />
<br />
Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân, ve mâ kefera suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses<br />
sıhr, ve mâ unzile alel melekeyni bibâbile hârûte ve mârût, ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yegûlâ innemâ nahnu<br />
fitnetun felâ tekfur, feyeteallemûne minhumâ mâ yuferrigûne bihî beynel mer'i ve zevcih, ve mâ hum bidârrîne bihî min<br />
ehadin illâ biiznillâh, ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve legad alimû lemenişterâhu mâ lehû fil âhırati<br />
min halâg, ve lebié'se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû yağlemûn.<br />
<br />
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 255. Ayet  (Ayetel Kürsi)</span></span><br />
<br />
Allâhu lâ ilâhe illâ hû, elhayyul gayyûm, lâ teé'huzuhû sinetuv velâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî<br />
yeşfeu ındehû illâ biiznih, yağlemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bişey'im min ılmihî illâ bimâ şâé',<br />
vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhû hıfzuhuma, ve huvel aliyyul azîm.<br />
<br />
<br />
وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ ۖ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ  فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ فَغُلِبُوا۟ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُوا۟ صَٰغِرِينَ وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araf Suresi 117 den 122. Ayetlere kadar</span></span><br />
<br />
Ve evhaynâ ilâ mûsâ en elgı asâk, feizâ hiye telgafu mâ yeé'fikûn.<br />
Fevegaal haggu ve betale mâ kânû yağmelûn, Feğulibû hunâlike vengalebû sâğırîn.<br />
Ve ulgıyes seharatu sâcidîn, Gâlû âmennâ birabbil âlemîn, Rabbi mûsâ ve hârûn.<br />
<br />
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yunus Suresi 79 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
Ve gâle fir'avnué'tûnî bikulli sâhırin alîm.<br />
Felemmâ câes seharatu gâle lehum mûsâ elgû mâ entum mulgûn.<br />
Felemmâ elgav gâle mûsâ mâ cié'tum bihis sıhr, innallâhe seyubtıluh, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
Ve yuhıggullâhul hagga bikelimâtihî ve lev kerihel mucrimûn.<br />
<br />
فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ ۖ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ ۖ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Taha Suresi 67- 70. Ayetler</span></span><br />
<br />
Feevcese fî nefsihî hîfetem mûsâ.<br />
Gulnâ lâ tehaf inneke entel ağlâ.<br />
Ve elgı mâ fî yemînike telgaf mâ sanaû, innemâ sanaû keydu sâhır, ve lâ yuflihus sâhıru haysu etâ.<br />
<br />
وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ ۚ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">isra Suresi 81 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
 Ve gul câel haggu ve zehegal bâtıl, innel bâtıle kâne zehûgâ.<br />
Ve nunezzilu minel gur'âni mâ huve şifâuv ve rahmetul lilmué'minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<br />
لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۗ<br />
<br />
<br />
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh<br />
<br />
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 11. Ayet</span></span><br />
<br />
وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ<br />
<br />
Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn<br />
<br />
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En`âm  Suresi 61. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّا فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍ مَّارِدٍ لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Saffat Suresi 1-10. Ayetler</span></span><br />
<br />
Vas saffâti saffâ, Fez zâcirâti zecrâ, Fet tâliyâti zikrâ, İnne ilâhekum levâhıd.<br />
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârıg.<br />
İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bizînetinil kevâkib, Ve hıfzan min kulli şeytânim mârid.<br />
Lâ yessemmeûne ilel meleil ağlâ ve yugzefûne min kulli cânib.<br />
Duhûran ve lehum azâbuv vâsıb, İllâ men hatıfel hatfete feetbeahû şihâbun sâgıb.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْكَٰفِرُونَ لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kafirun Suresi</span></span><br />
<br />
Gul yâ eyyuhel kâfirûn, Lâ ağbudu mâ tağbudûn,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud.<br />
Ve lâ ene âbidum mâ abedtum,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud, Lekum dînukum ve liye dîn.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ihlas suresi</span></span><br />
<br />
Gul huvallâhu ehad, Allâhus samed, Lem yelid ve lem yûled, Ve lem yekul lehû kufuven ehad.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felak Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbil felag, Min şerri mâ halag, Ve min şerri ğâsigın izâ vegab.<br />
Ve min şerrin neffâsâti fil ugad, Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ ٱلنَّاسِ إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nas Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbin nâs, Melikin nâs, İlâhin nâs.<br />
Min şerril vesvâsil hannâs, Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.<br />
Minel cinneti ven<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUALAR VE AYET PASAJLARI</span></span><br />
<br />
يا حَافِظُ يا محَافَظُ<br />
وللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
<br />
Ya Haafizu Ya Muhafizu,<br />
<br />
Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn.<br />
<br />
Velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
سُوۡرَةُ الحَشر<br />
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,<br />
ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu,<br />
elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir,<br />
subhânallâhi ammâ yuşrikûn.<br />
Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ,<br />
yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RUKYE - SİHİR VE BÜYÜYE KARŞI OKUNACAK AYETLER VE DUALAR</span></span> <br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ  ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ مَٰلِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ صِرَٰطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Euzu Billahimişşeytanirracim Bismillâhir rahmânir rahîm.<br />
El hamdu lillâhi rabbil âlemîn, Er rahmânir rahîm,Mâliki yevmid dîn,<br />
İyyake nağbudu ve iyyake nesteîn, İhdinas sırâtal mustegîm,<br />
Sırâtallezîne enamte aleyhim, ğayril mağdûbi aleyhim ve leddâllîn<br />
<br />
وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ ۖ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ ۚ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ ۖ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ ۚ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ ۚ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ ۚ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 102. Ayet</span></span><br />
<br />
Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân, ve mâ kefera suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses<br />
sıhr, ve mâ unzile alel melekeyni bibâbile hârûte ve mârût, ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yegûlâ innemâ nahnu<br />
fitnetun felâ tekfur, feyeteallemûne minhumâ mâ yuferrigûne bihî beynel mer'i ve zevcih, ve mâ hum bidârrîne bihî min<br />
ehadin illâ biiznillâh, ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve legad alimû lemenişterâhu mâ lehû fil âhırati<br />
min halâg, ve lebié'se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû yağlemûn.<br />
<br />
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bakara Suresi 255. Ayet  (Ayetel Kürsi)</span></span><br />
<br />
Allâhu lâ ilâhe illâ hû, elhayyul gayyûm, lâ teé'huzuhû sinetuv velâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî<br />
yeşfeu ındehû illâ biiznih, yağlemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bişey'im min ılmihî illâ bimâ şâé',<br />
vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard, ve lâ yeûduhû hıfzuhuma, ve huvel aliyyul azîm.<br />
<br />
<br />
وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ ۖ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ  فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ فَغُلِبُوا۟ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُوا۟ صَٰغِرِينَ وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araf Suresi 117 den 122. Ayetlere kadar</span></span><br />
<br />
Ve evhaynâ ilâ mûsâ en elgı asâk, feizâ hiye telgafu mâ yeé'fikûn.<br />
Fevegaal haggu ve betale mâ kânû yağmelûn, Feğulibû hunâlike vengalebû sâğırîn.<br />
Ve ulgıyes seharatu sâcidîn, Gâlû âmennâ birabbil âlemîn, Rabbi mûsâ ve hârûn.<br />
<br />
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yunus Suresi 79 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
Ve gâle fir'avnué'tûnî bikulli sâhırin alîm.<br />
Felemmâ câes seharatu gâle lehum mûsâ elgû mâ entum mulgûn.<br />
Felemmâ elgav gâle mûsâ mâ cié'tum bihis sıhr, innallâhe seyubtıluh, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
Ve yuhıggullâhul hagga bikelimâtihî ve lev kerihel mucrimûn.<br />
<br />
فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ ۖ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ ۖ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Taha Suresi 67- 70. Ayetler</span></span><br />
<br />
Feevcese fî nefsihî hîfetem mûsâ.<br />
Gulnâ lâ tehaf inneke entel ağlâ.<br />
Ve elgı mâ fî yemînike telgaf mâ sanaû, innemâ sanaû keydu sâhır, ve lâ yuflihus sâhıru haysu etâ.<br />
<br />
وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ ۚ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">isra Suresi 81 - 82. Ayetler</span></span><br />
<br />
 Ve gul câel haggu ve zehegal bâtıl, innel bâtıle kâne zehûgâ.<br />
Ve nunezzilu minel gur'âni mâ huve şifâuv ve rahmetul lilmué'minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ.<br />
<br />
<br />
لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ ۗ<br />
<br />
<br />
Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh<br />
<br />
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rad  Suresi 11. Ayet</span></span><br />
<br />
وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ ۖ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ<br />
<br />
Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn<br />
<br />
O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En`âm  Suresi 61. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّا فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍ مَّارِدٍ لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Saffat Suresi 1-10. Ayetler</span></span><br />
<br />
Vas saffâti saffâ, Fez zâcirâti zecrâ, Fet tâliyâti zikrâ, İnne ilâhekum levâhıd.<br />
Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve rabbul meşârıg.<br />
İnnâ zeyyennes semâed dunyâ bizînetinil kevâkib, Ve hıfzan min kulli şeytânim mârid.<br />
Lâ yessemmeûne ilel meleil ağlâ ve yugzefûne min kulli cânib.<br />
Duhûran ve lehum azâbuv vâsıb, İllâ men hatıfel hatfete feetbeahû şihâbun sâgıb.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْكَٰفِرُونَ لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kafirun Suresi</span></span><br />
<br />
Gul yâ eyyuhel kâfirûn, Lâ ağbudu mâ tağbudûn,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud.<br />
Ve lâ ene âbidum mâ abedtum,Ve lâ entum âbidûne mâ ağbud, Lekum dînukum ve liye dîn.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ihlas suresi</span></span><br />
<br />
Gul huvallâhu ehad, Allâhus samed, Lem yelid ve lem yûled, Ve lem yekul lehû kufuven ehad.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felak Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbil felag, Min şerri mâ halag, Ve min şerri ğâsigın izâ vegab.<br />
Ve min şerrin neffâsâti fil ugad, Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ ٱلنَّاسِ إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nas Suresi</span></span><br />
<br />
Gul eûzu birabbin nâs, Melikin nâs, İlâhin nâs.<br />
Min şerril vesvâsil hannâs, Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs.<br />
Minel cinneti ven<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUALAR VE AYET PASAJLARI</span></span><br />
<br />
يا حَافِظُ يا محَافَظُ<br />
وللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ<br />
وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ<br />
<br />
Ya Haafizu Ya Muhafizu,<br />
<br />
Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn.<br />
<br />
Velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<br />
سُوۡرَةُ الحَشر<br />
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ ﻿﻿ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,<br />
ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.<br />
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu,<br />
elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir,<br />
subhânallâhi ammâ yuşrikûn.<br />
Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ,<br />
yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>